KGBT 21.Tur || Yorum: Hayatımın Başrolü Olur musun? - Duygu Özlem Yücel / Selim Çiprut

1/08/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Kerem oyuncudur, Tuvana cast direktörü,Kerem sosyaldir, Tuvana asosyal,Kerem âşık olmamaya yeminlidir,Tuvana aşkı bulmaya;Kerem’in en sevdiği film "Aşk Her Yerde "dir.Tuvana’nınki de...Bir gün oyuncu seçmelerinde karşılaşırlar.Çünkü aşk oyun oynamayı sever.Ve son sözü hep o söyler...
Kitap Gurmeleri'nin yeni bir turundan herkese merhaba ^-^

Okurken çok keyifli zaman geçirdiğim, karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdiğim, kahkahalarıma engel olamadığım ve sonunu deli gibi merak etsem de bitecek diye korkarak okuduğum bir kitabın yorumuyla geldim :D

Biraz konusundan bahsedeceğim. Cast direktörü Tuvana ile oyuncu Kerem'in yolları, Tuvana'nın çalıştığı cast ajansının oyuncu seçmelerinde kesişiyor. Kerem asla evlenmeyeceğine yemin etmiş bir adam. Tuvana ise tam tersine aşkı arayan bir kadın. Aslında çok zıtlar değil mi? Onları çeken de bu zıtlıkları bence :) Belki de telefonda konuştukları ilk andan itibaren aralarında bir çekim oluşsa da bizimkiler bunu kabullenmek istemiyorlar tabii. Hatta aralarında neredeyse bir soğuk savaş başlıyor da diyebilirim.

Kısaca konusu bu şekilde. Gelelim benim yorumuma. Arkadaşlar ben kitabı gerçekten çok beğendim. Arka kapak yazısını okuduğum zaman nedense böyle bir kitap gelmedi aklıma. Tamam romantik komedi biliyorum ama bu kadar mı komedi ya, bu kadar mı romantik? :D Çok güzeldi! Zaten piyasada romantik komediden bol ne var değil mi? Ama yok, öyle düşünmeyin. Kaliteli kitabın hali bir başka oluyor :D "Hayatımın Başrolü Oluır musun?" konusu ve türü dolayısıyla ağır bir kitap değil aslında, 2-3 saat içerisinde bitirebileceğiniz, size çok keyifli zaman geçirtecek bir kitap. Ama buna rağmen karakterleri sizde kesinlikle iz bırakacaktır ben eminim. Çok orijinal karakterlerdi gerçekten. İsimlerinden tutun da davranışlarına, konuşmalarına ve aile yaşantılarına kadar. Okuyunca anlayacaksınız zaten :) Kitabı okuduktan sonra bir kaç kişiye tavsiye ettim, henüz tur başlamadan aldıkları gün bitirdiler zaten. Hepsi de mesaj atıp ne kadar haklı olduğumu söylüyorlar, siz bana güvenin :D

Ben kitapta hem kadın hem de erkek karakeri sevdim. Ama tabii Kerem biraz daha ağır basıyor :D Olaylar hem Tuvana'nın hem Kerem'in tarafından anlatılıyordu ve böylesi çok iyi olmuş bence. Bir bölümde bir kaç kez farklı taraflardan anlatıldığı oldu ama geçişler çok başarılıydı, bir sorun olmadı benim için. Kitaptaki en sevdiğim şeylerden biri de oluşturulan arkadaş ortamıydı. Kerem'in abisi ve iki yakın arkadaşından oluşan arkadaş grubu. Tuvana'nın da Makbuş'u ve Muhsin Bey Amca'sı :D Efsanelerdi ya gerçekten. Kerem'in arkadaşlarından sessiz, sakin mülayim birisi olan Timuçin'in Kükrer soyadında olması ve eşi Serpil'in tam da bu soyadına yakışacağı mesela, ya da yine Kerem'in arkadaşı Yaman'ın soyadının Çelişki olması. Yaman Çelişki yani. :D İnce detaylar ve güzel esprilerdi bence.



Bunların hepsinin yanında ben kitabın tasarımını da çok sevdim. Kapağı, içerik ile anlamlıydı ve arka kapağı da çok şekerdi. Aynı zamanda ayracı da öyle.

Sol tarafta gördüğünüz minik resimler ise bölüm başlarına ait. Her bölüm başında o bölümle alakalı, o bölümü anlatan böyle resimler bulunuyor. Çok hoş değil mi?


Hayatımın Başrolü Olur musun? 2016 yılının bitirdiğim ilk kitabıydı. Bir sene sonra 2016 favorilerimde kendisini göreceksiniz :)



Duygu Özlem Yücel'in daha önce bir kitabını okumuştum, zaten ona da tur yapmıştık fakat o daha farklıydı, dram kitabıydı. Yazarımız gerçekten dramı çok içten yazmıştı ama romantik komedi de süper olmuş. Ben pek dram insanı olmadığım için bu kitabı daha çok sevdim tabii :) Diğer yazarımız Selim Çiprut ile de tanıştım, internetten de olsa :) Kendisinin daha önce çıkmış kitapları var fakat ben kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım ve bence çok güzel bir başlangıç yaptım. Erkeklerin kısmını Selim Bey, kadınların kısmını da Duygu Hanım yazmış. İki kısımdan da ayrı ayrı zevk aldım. Bence yazarların müthiş bir uyumu var.

Kitap muhteşem ilerledi ve gerçekten soğuk duş etkisi yaratan bir sonla da bitti :D O son neydi öyle? Neden yaptınız bunu sevgili yazarlarım? İkinci kitabı heyecanla bekliyorum umarım en kısa zamanda çıkar :)

Kısacası, son zamanlarda sizin de benim gibi içiniz sıkıldıysa bu kitap tam size göre. Yok benim içim sıkılmadı diyorsanız problem değil, içiniz daha da açılacaktır, emin olun :D Ben çok keyif alarak okudum. Kaliteli bir romantik komedi. Herkese öneririm :)

Puanım





Yorum: Ben O Değilim - Fatma Erdek

1/05/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü?İşte ben onlardan biriyim... Adım, Arın Soylu.Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı,  bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız.Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar... Tuna’mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da…Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim.Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık ‘Ben o değilim’ desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu.Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından?Elbette hayır!Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun…
Herkese merhaba, yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim :)
Aslında Ben O Değilim'i okuyalı epey oldu, hatta instagramda yorumunu bitirir bitirmez paylaştım ama bloga bir türlü girememiştim. Boş vakit bulunca hemen bu güzel kitabın yorumunu da bloguma eklemek istedim :)
Ben O Değilim, Fatma Erdek'in okuduğum ilk kitabı. Kitap bittikten sonra değil daha başlardayken karar verdim ki kesinlikle son olmayacak. Şimdiye kadar neden okumamışım bu muhteşem kalemi bilmiyorum. Sanırım biraz dram tarzında yazıyor yazarımız, ben hep o yüzden uzak durmuştum. Romantik komedisiyle başlamak kısmetmiş, benim en sevdiğim tür olunca okumasam olmazdı :) İyi ki de okumuşum.
Arka kapak yazısından anlaşılıyor ama ben yinede konusundan biraz bahsedeyim. Arın ve Meriç ikiz kardeşler. Aile şirketleri daha doğrusu tersaneleri var. Meriç Türkiye'de ama Arın şirketin Yunanistan kısmını yönetiyor. Bu yüzden de orada yaşıyor. Bir gün Meriç'in, Arın'a işi düşüyor. Bir süreliğine yer değiştirmeyi teklif ediyor. Arın ilk başta bunu reddetse de sonradan kabul ediyor. Meriç, Arın yerine tatile çıkarken Arın da Meriç yerine geliyor Türkiye'de işlerin başına. İlk başlarda pek sorun çıkmıyor aslında ailesini bile güzelce idare ediyor Arın. Ama sonrasında arabasını çizen bir kadınla karşılaşıyor. Yanına gidip konuştuktan sonra anlıyor ki kadın Meriç'e çok kızgın bu yüzden de böyle bir şey yaparak ona zarar vermeye çalışmış. Ama tabii karşısındaki adamın Arın Soylu olduğundan haberi yok. Arın'ın da durumdan haberi olmadığı için Meriç'i arayıp soruyor ama yok, o da bir tahmin yürütemiyor. Anlayacağınız kızımız Tuna tam bir bilinmezlik oluyor Arın için. Daha sonra yine ve yine karşılaşıyorlar tabii. Arın giderek Tuna'dan hoşlansa da ben o değilim diyemiyor bir türlü.
İşte konumuz bu şekilde. Ben kitabı okurken inanılmaz zevk aldım. Çok güzel bir hikayeydi. O kadar güzel anlatılmış ki aşk. Son zamanlarda okuduğumuz, birbirinin üzerine atladıktan sonra aşık olan çiftlerden değildi Tuna ve Arın. Onlar birbirlerine dokunmaya kıyamayan aşıklardan :) Ve ben onları çok sevdim! Genelde kadın karakterleri pek sevmem, nedense itici ya da sümsük gelirler bana. Ama Tuna o kadar güzeldi ki. Onu da çok sevdim. Sanırım kitapta pek sevmediğim karakter yok. Soylu ailesi çok güzeldi :D Arın'ın annesi ve babası, konuşmaları, annesinin utanmaları. O kadar şekerlerdi ki! Bayıldım, kitaba, karakterlere, konuya, bunun işleniş tarzına tek kelimeyle bayıldım. Ayrıca yazarımız kitabı devam ettirse, Meriç'in hikayesini okusak mesela, hiç fena olmaz :D
Kapağına ve cildine gelirsek. Ephesus Yayınları harikalar yaratmaya devam ediyor, ne diyebilirim ki? :D Cildinin rengi en sevdiğim mavi tonuydu. Kapağı ise sanki Arın. Arın'ı okudukça kafamda kapaktaki adam canlandı doğrusu. Kısacası ben kitabı çok ama çok beğendim. Benim gibi Fatma Erdek kalemine geç kalmış olanlarınız varsa *ki zannetmiyorum* Ben O Değilim çok güzel bir başlangıç olabilir :) Tavsiyemdir, alın okuyun :)

 Puanım:


Yorum: Kalbimdeki İmza - Dilan Ak

1/02/2016, BY Buse Güler - 2 yorum:

En yakın arkadaşının kız kardeşine âşıktır Demir…Her şeye rağmen onu istiyordur. Onsuz geçirdiği her saniyeyi yaşanmamış sayacak kadar âşıktır genç adam. Onun için dünyanın bir ucuna gitmeye bile razıdır. Bu özlemin bitmesini, yıllardır tek taraflı sürdürdüğü aşkının karşılık bulmasını istiyordur artık. Sevdiği kadının kalbinin bir başkası için atması canını yaksa da, sonuna kadar savaşmaya kararlıdır.Beş yıl önce annesini bir trafik kazasında kaybeden Fulya’yı ise, yazgısı Ankara’dan Londra’ya bir rüzgâr gibi savurmuştur. Yaşamış olduğu yerden uzaklaşma isteği, Kingston Üniversitesi’ne yüksek lisans öğrencisi olarak kabul edilmesiyle birlikte gerçekleşmiştir. Ancak genç kızın bilmediği bir şey vardır. Kendisini gizliden gizliye çılgınca seven ve aşkı uğruna her şeyi geride bırakıp Londra’ya gelen Demir’in varlığı… Demir’in yıllarca herkesten gizlediği sırrı su yüzüne çıktığında, her şey ters gitmeye başlar. Genç kızın karşısında yaralı, umudunu yitirmiş, güçlü olmak için direnen bir adam vardır. Ama Fulya’nın kalbi bir başkasına aittir. Ta ki sevdiği adamın ona yaşattığı büyük acıya kadar…“Ellerim o güzel yüzüne dokunmak, burnum tatlı kokusunu içine çekmek, dudaklarım dudaklarıyla buluşmak istedi. Ama sadece istemekle kaldı. Bir kez daha bu denli isteyip ona dokunamamak yeni bir acı daha ekledi yüreğime. Acıların en ağırı, katlanılması en güç olanı...”

Herkese merhaba. Instagram hesabımda yorum girmeye başladıktan sonra blogu biraz boşladım, zor geliyor açıkçası :D Ama yinede blogum benim bebeğim, o yüzden yavaştan biriken yorumları gireceğim ve bunlardan ilki canım arkadaşım Dilan Ak'ın ilk kitabı Kalbimdeki İmza olsun istedim.
Kalbimdeki İmza geçenlerde bitirdiğim bir kitap. Aslında uzun bir süre elimde kaldı. Bunun sebebi, bir türlü kitabı okumaya vakit bulamamış olmamdı. Çünkü ne zaman elime alsam epey okuyor ama bıraktığımda iki üç gün alamadığım oluyordu, bir ara da anneme kaptırınca uzun sürdü haliyle :D
Arka kapak yazısından konusunu anlamışsınızdır zaten uzun uzun anlatmayacağım. Kızımız Fulya Londra'da okuyor, ailesi Ankara'da. Annesini trafik kazasında kaybedeli beş sene olmuş. Gayet mutlu giden bir ilişkisi var; Aras ile. Fakat abisinin arkadaşı Demir ile karşılaşmaları sonucunda hayatı değişiyor diyebilirim. Demir, Fulya'ya aşık bir adam. Hem de ne aşk. Ben böyle fedakâr, böyle aşık bir adam görmedim. Yıllardır aşkını içinde saklamış, büyütmüş. Onu uzaktan izlemiş, iyi olduğu haberlerini hep yakın arkadaşı, Fulya'nın abisi Mete'den almış. En sonunda dayanamamış artık kalkmış Londra'ya gelmiş. Fulya için Demir hep abisinin arkadaşı olarak kaldığı için bu aşkı öğrenince çok şaşırıyor haliyle.
Şimdi biraz karakterlerimizden bahsedelim. Genelde okuyucular Aras ve Fulya'yı sevmemiş. Ama ben sevdim, tüm karakterleri sevdim. Neden mi? Hemen açıklıyorum.
Aras yaptığı o malum şeyden ötürü sevilmedi. Evet ama bu onun kişiliği bence. Yani ne bileyim, onuda öyle kabul ettim ben. Spoiler vermeden anlatamıyorum :D Okuyunca anlarsınız. Kaldı ki bence Fulya ile olan aşkları güzeldi. Tamam Aras asla bir Demir olamaz ama o kadar da kötü bir karakter değil yani, yapmayın lütfen.
Fulya. Başlarda çok sinir oldum. Neden görmüyorsun kızım sen bu Demir'in aşkını diye paraladım kendimi, sonra düşününce onu da anladım ben.  Fulya'nın Aras ile çok mutlu bir ilişkisi var, düşünsenize. Abisinin arkadaşı kalkmış gelmiş ona aşıkmış diye Aras'ı bırakıp Demir'e mi koşsun? Koşsaydı da bu sefer o yüzden kızardık eminim :D O yüzden Fulya'yı sevdim ben. Demir'e başlarda yaptıkları onun canını çok yaktı belki ama, öyle olması gerekiyordu belki de.
Gelelim Demir'e. Ah, hepimize birer Demir nasip olsun inşallah :D Ama ağlamasın! Kitapta sürekli ağladı, kıyamam valla :D Tuba Atıcı Coşar, Demir için güzel seven adam demiş. Nasıl da doğru. O kadar güzel seviyor ki, ben daha önce böylesini pek okumamıştım. Demir benim favori erkek karakterlerim arasına muhteşem bir giriş yaptı bile. Kitapta Aras ve Fulya'yı bu kadar çok okumamız da bence Demir'in aşkının büyüklüğünü görmemiz açısından iyi oldu. Ben sevdim.
Kitabın kapağı bence çok güzel. Dilan'ın ilk kitabı olmasına rağmen ben okurken sayfalar su gibi akıp gitti gerçekten çok akıcıydı. Kaldı ki, betimlemeleri, duyguları okuyucuya aktarımı da çok iyiydi. İçime işledi sanki okurken. Başlarken, bak ben ağlamayacağım demiştim ama ne mümkün, bi kaç yerde gerçekten ağladım :D Hele o son! Kim tahmin edebilirdi ki böyle olacağını? Kitap hiç öyle ilerlemedi çünkü. Bence çok güzeldi, herşeyiyle. Yani, kitap tavsiyemdir, alın okuyun :)
Dilan'ıma yazım hayatında başarılar dilerim! İlk kitabı Kalbimdeki İmza bana göre çok güzel olmuş ve bu yolda çok daha başarılı adımlar ile ilerleyeceğine eminim. Canım, her şey gönlünce olsun. Eminim ki Kalbimdeki İmza hak ettiği değeri görecektir, görüyor bile. Her zaman seninleyim.

Yorum: Sokak Kedisi Bob - James Bowen

12/18/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:


Sokaklarda yaşayan James Bowen yaralı bir sarman bulduğunda hayatının ne denli değişeceğini bilmiyordu.
Kıt kanaat geçiniyordu ve son ihtiyacı olan şey bir kediydi.
Oysa tanıştıktan sonra ayrılmaz bir ikili oldular ve birbirlerinin yaralarını sardılar.
Sokak Kedisi Bob herkesin yüreğine işleyecek, umut dolu ve sıcacık, gerçek bir hikâye...
"Yaralı bir sarmanın sokaklarda yaşayan bir adamın hayatını nasıl değiştirdiğine dair sıcak ve etkileyici bir hikâye... 

Herkese merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Reading slump yetmez gibi sanki writing slump geldi, hiçbir şey yazasım yok :D Ama üşengeçlik de bir yere kadar değil mi? O yüzden dün gece bitirdiğim Sokak Kedisi Bob'un yorumu ile sizlerleyim.

James, Londra'da yaşayan, geçimini sokaklarda gitar çalarak sağlayan birisi. 2007 Mart ayında bir gün yaşadığı apartmana girdiğinde giriş katındaki dairelerden birisinin paspasına kıvrılmış halde yaralı bir sarman ile karşılaşır. Bilmeyenleriniz varsa, sarman bir kedi cinsi :) Her neyse Bob ile işte ilk olarak o zaman karşılaşıyorlar. Fakat James daha kendi geçimini zor sağlarken, geçmişte bağımlısı olduğu kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalışırken bir kedinin sorumluluğunu nasıl alsın? Alamaz. İşte James böle düşünüyor ve o gün kediyi eve almıyor. Belki de kapısında yattığı daireye aittir diye düşünüyor. Ama sürekli gelip giderken karşılaşmaya başlıyorlar ve James artık onu sahiplenmeye karar veriyor. En azından yarasını tedavi ettikten sonra onu salmayı düşünüyor ve James Bob'u iyileştirip kendine getirmeyi düşünürken, işler karşılıklı olarak yürüyor. Aynı zamanda Bob da James'i adeta kendine getirip yaralarını sarıyor ve iyileştiriyor. Aralarında çok güzel bir bağ ve dostluk oluşuyor. Okurken buna hayran kaldım.

  • Bob'un getirdiği en büyük değişikliklerden biri buydu. Onun sayesinde insan doğasının iyi tarafını keşfetmiştim. İnsanlara yeniden güvenmeye ve inanmaya başlamıştım.


Bob ve James'in dostluğu bu şekilde başlıyor işte. Kitabı neredeyse ilk çıktığı zamanlarda almıştım, Her zaman hayvanları çok sevsem de ben genelde köpekleri severdim. Kedilerle aramın pek iyi olduğunu söyleyemem, geçmişten bahsediyorum tabii ki. Çünkü üstte resimde gördüğünüz iki kedi de benim kedilerim :) Şimdilik evde sadece iki kedim var :) Dediğim gibi, kedilerle aram pek iyi değildi, yavruları hariç. Ama ilk kedim Minnoş'u (sağdaki) sahiplendikten sonra yavru veya büyük demeden tüm kedilere ilgim başladı. Artık hepsi bana sevimli görünüyor.

  • Herkesin bir fırsata ihtiyacı vardır, herkes o ikinci şansı hak eder. Bob ve ben elimize geçen bu ikinci şansı değerlendirmiştik...


Kitap son derece akıcıydı. Kapağı ve ayracı da zaten çok tatlı. Ayrıca kitabın sonlarına doğru Youtube'da Bob'un o zamanlardaki videolarının olduğunu okudum. James sokakta gitar çalarken Bob da ona eşlik ediyordu ve tabi gelip geçenlerin yoğun ilgisi Bob'un üzerinde oluyordu :) Okurken onun resim ve videolarını çektiğini öğrenmiştim zaten ama bahsedilen videoları bulup izlediğimde bir garip hissettim. Kitabın gerçek karakterleri anlattığını bilsem de, okuduklarımı izlemek çok hoşuma gitti :D Eğer sizler de bakmak isterseniz buradan Bob ve James ile ilgili videoları görebilirsiniz :)
Kitabı herkese tavsiye ederim, eğer kedi veya hayvan sevmeyen biri bile olsanız, Bob sizin fikirlerinizi değiştirecektir, eminim :)

Puanım: