Yorum: Sokak Kedisi Bob - James Bowen

12/18/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:


Sokaklarda yaşayan James Bowen yaralı bir sarman bulduğunda hayatının ne denli değişeceğini bilmiyordu.
Kıt kanaat geçiniyordu ve son ihtiyacı olan şey bir kediydi.
Oysa tanıştıktan sonra ayrılmaz bir ikili oldular ve birbirlerinin yaralarını sardılar.
Sokak Kedisi Bob herkesin yüreğine işleyecek, umut dolu ve sıcacık, gerçek bir hikâye...
"Yaralı bir sarmanın sokaklarda yaşayan bir adamın hayatını nasıl değiştirdiğine dair sıcak ve etkileyici bir hikâye... 

Herkese merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Reading slump yetmez gibi sanki writing slump geldi, hiçbir şey yazasım yok :D Ama üşengeçlik de bir yere kadar değil mi? O yüzden dün gece bitirdiğim Sokak Kedisi Bob'un yorumu ile sizlerleyim.

James, Londra'da yaşayan, geçimini sokaklarda gitar çalarak sağlayan birisi. 2007 Mart ayında bir gün yaşadığı apartmana girdiğinde giriş katındaki dairelerden birisinin paspasına kıvrılmış halde yaralı bir sarman ile karşılaşır. Bilmeyenleriniz varsa, sarman bir kedi cinsi :) Her neyse Bob ile işte ilk olarak o zaman karşılaşıyorlar. Fakat James daha kendi geçimini zor sağlarken, geçmişte bağımlısı olduğu kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalışırken bir kedinin sorumluluğunu nasıl alsın? Alamaz. İşte James böle düşünüyor ve o gün kediyi eve almıyor. Belki de kapısında yattığı daireye aittir diye düşünüyor. Ama sürekli gelip giderken karşılaşmaya başlıyorlar ve James artık onu sahiplenmeye karar veriyor. En azından yarasını tedavi ettikten sonra onu salmayı düşünüyor ve James Bob'u iyileştirip kendine getirmeyi düşünürken, işler karşılıklı olarak yürüyor. Aynı zamanda Bob da James'i adeta kendine getirip yaralarını sarıyor ve iyileştiriyor. Aralarında çok güzel bir bağ ve dostluk oluşuyor. Okurken buna hayran kaldım.

  • Bob'un getirdiği en büyük değişikliklerden biri buydu. Onun sayesinde insan doğasının iyi tarafını keşfetmiştim. İnsanlara yeniden güvenmeye ve inanmaya başlamıştım.


Bob ve James'in dostluğu bu şekilde başlıyor işte. Kitabı neredeyse ilk çıktığı zamanlarda almıştım, Her zaman hayvanları çok sevsem de ben genelde köpekleri severdim. Kedilerle aramın pek iyi olduğunu söyleyemem, geçmişten bahsediyorum tabii ki. Çünkü üstte resimde gördüğünüz iki kedi de benim kedilerim :) Şimdilik evde sadece iki kedim var :) Dediğim gibi, kedilerle aram pek iyi değildi, yavruları hariç. Ama ilk kedim Minnoş'u (sağdaki) sahiplendikten sonra yavru veya büyük demeden tüm kedilere ilgim başladı. Artık hepsi bana sevimli görünüyor.

  • Herkesin bir fırsata ihtiyacı vardır, herkes o ikinci şansı hak eder. Bob ve ben elimize geçen bu ikinci şansı değerlendirmiştik...


Kitap son derece akıcıydı. Kapağı ve ayracı da zaten çok tatlı. Ayrıca kitabın sonlarına doğru Youtube'da Bob'un o zamanlardaki videolarının olduğunu okudum. James sokakta gitar çalarken Bob da ona eşlik ediyordu ve tabi gelip geçenlerin yoğun ilgisi Bob'un üzerinde oluyordu :) Okurken onun resim ve videolarını çektiğini öğrenmiştim zaten ama bahsedilen videoları bulup izlediğimde bir garip hissettim. Kitabın gerçek karakterleri anlattığını bilsem de, okuduklarımı izlemek çok hoşuma gitti :D Eğer sizler de bakmak isterseniz buradan Bob ve James ile ilgili videoları görebilirsiniz :)
Kitabı herkese tavsiye ederim, eğer kedi veya hayvan sevmeyen biri bile olsanız, Bob sizin fikirlerinizi değiştirecektir, eminim :)

Puanım:


KARAKTER SÖYLEŞİSİ: ACITAN PERİ MASALLARI - ECE ALTINKAYA

12/17/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:
-Gülperi ilk sorum sana. Aslında sorudan ziyade düşüncelerim diyebilirim. Kitabı okurken sana kızıyorum evet hem de oldukça fazla ama neden seni sevmekten vazgeçemiyorum? Sana karşı okuyucular bence kayıtsız kalamıyor. Bunun sebebi nedir? Biliyorum çok kızıyorsunuz ama benim olduğum kadar olmaz. Samimi bir cevap vermemi ister misin? Çünkü ben sizin içinizde olan, hep kızdığınız ama değiştiremediğiniz o parçayım. Bence neden bu. Beklenti var. Değişmemi bekliyorsunuz. Ama benim değişmem değilde olgunlaşmamı tamamlamam gerektiğini anlamıyorsunuz. Ben içinizdeki o parçayım. O gizli kalmış kişiyim. İçinizdeki Gülperi'yi anlamaya çalıştığınız da beni de anlayacaksınız diye düşünüyorum. -Bu sorumda Gülperi’ye, senin dışında herkes neredeyse senin için kararlar alıyor, bunun için keşke daha sağlam dursaydım dediğin oldu mu hiç? Ben herkesin olduğundan biraz daha fazla özveriliyim ama özverili olmak da tabiatımın bir parçası, doğuştan gelen bir özellik nasıl ki bazı kişi doğuştan savaşçı niteliklere sahip olarak doğuyorsa bu da öyle. Benim bu konuda yapabileceğim bir şey yok. Sadece öğrendikçe diğer yanımı biraz daha öne çıkartabilirim yani kendi isteklerini yapmayı arzu eden tarafımı. Kararlarımı kendim almayı öğrenmem için bazı şartlardan geçmem gerekiyordu bence, yine bazı şeyleri yaşamam gerekiyordu. Ve eğer Ateş'le ilgili olarak beni çağırdığında onun isteğini yapsaydım yine kendi kararımı değil benim yerime onun karar vermesini kabul etmiş olacaktım. Aslında ben bir tek Ateş'in yanındayken kendi isteklerimi yapabilecek özgürlükteydim. Bana hiç bir zaman koşular getirmedi. Yargılamadı da. Beklentisi bendim. Başka bir şey değil. Çünkü ben de gördüğünü, benim olduğum kişiyi sevdi, olmamı istediği kişiyi değil. Bir tek onun yanındayken ben gerçek Gülperiydim. -Kitabı okurken aşk acısını biz bile bu kadar derinden hissediyorken seni düşünmeden duramadım. Keşke bu kadar sevmeseydim dediğin oldu mu Gülperi? Hayır. Asla. Yaşayarak sahip olduğum yeryüzünde cenneti bulmaktı, kaybetmek pahasına. Bu cennete girmiş olmayı, sonrasında kaybetmek ne kadar acıtsa da biliyor olmak her şeye değerdi. Yeniden yaşasam yine yaparım. -Ateş, sana çok kızgınım nedense öncelikle bunu dile getiriyim. Her şey daha farklı olabilirdi diyor musun? (Ateş burada eğri bir şekilde gülümser.) Tüm kızgınlıklarınızın başımın üstünde yeri var. Hayat denilen bir mucizenin parçası olduğumuza göre neden olmasın! -Ateş senin neler yaşadıklarını da çok merak eden bir kesim var.Yazar senin yaşadıklarını,senin duygularını senin bakış açınla anlatan bir kitap yazsa nasıl olur? Yazarımız sence yazar mı? Bence o kitap hiç de ilgi çekici olmaz. Bak sen sorarken benim bile içim sıkıldı. Ben bir potinle iki çaput arasına sıkışmış sipsivri bi adamım. Kararmış bir gümüş gibi tüm insani değerlerim Peri kızı ile birlikte parlatıldı benim. Son soruyu da yazarıma soracaksınız, o düşünüyorsa ben bilemem ama ona da söylüyorum benden değil roman bi cacık olmaz. (Ateş burada gün ışığı gibi parlak bir şekilde gülümser.) -Senin daha fazla çabalaman gerektiğinin farkında mıydın Ateş? Her zaman. -Buket ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da oldukça tepkiliydin. Neden Gülperiye karşı bu kadar katısının bunu öğrenebilecek miyiz? İlk kitapta tepkili değildim. İkinci kitapta karşılaştığımızda tepkimi koydum. Her zaman söylerim Peri benim kız kardeşim gibiydi. Belki de o yüzden ona bu kadar kızmam. İnsan en yakınlarına ancak bu derece kıymet verip ve yine bu kadar hoyrat davranabilir. İleriki zamanlarda öğrenme şansınız büyük. Çünkü peri ile karşılaşmalarımız bitmedi. Hayat insanların öğrenmesine yardımcı oluyor. -Sevi seni sevmemek için uğraşsam da nedense hiç kızamıyorum. Gerçekten bu kadar samimi olup olmadığını merak ediyorum. Kötü karakter olsaydın sanırım işimiz daha kolay olurdu değil mi? Ben neysem oyum. Samimiyetim insanları sevmemden kaynaklı. Kötülük herkese göre anlam değiştirir. Ben de kendi içimde hataları olan bir insanım. Ama ben Peri'nin karşısında genel geçer kurallara uygun olan kötü bir kadın olsaydım evet o zaman sizin için her şey daha kolay olacaktı. ( Sevi yeşil gözleri parlayarak kıkırdar.) -Ahmet son sorum sana. Okuyucalar senin için bir sürü öldürme planı yapsada “bende dahil” ama yinede başından bir şeyler geçtiğini düşünüyorum nedense. Yaptıkları haklı çıkarmaz elbet ama yinede belki kendince bir açıklaman varmı merak ediyorum? Öldürme planı!! Enteresan! Neyse sorunuza gelirsem eğer, başından bir şeyler geçmeyen bir insan var mıdır sizce? Herkesin hikayesi vardır, ayrı ayrı ama genel anlamda tek. Bu hikayede aslolan Gülperi'nin hikayesi. Onun içsel sancıları, küçücük bir kızdan bir kadına dönüşmesi. Ama belki de bir gün beni de dinler Gülperi. Hikayemi ona anlatırım.

Okuma Etkinliğ #16: Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya || Yorum

12/15/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba, güzel bir okuma etkinliği ile karşınızdayım. Bu seferki konuğumuz Acıtan Peri Masalları.

Acıtan Peri Masalları, ismi ne kadar hüzünlü geliyor kulağa değil mi? İnanın bana isminin hakkını sonuna kadar veren bir kitap. Masal gibi okuyorsunuz ama acıtıyorda hemde nasıl acıtıyor.
Hatıralar Serisinin ikinci kitabı Acıtan Peri Masalları. İlk kitapda duygulandık, ağladık ve sinirlendik. En azındna ben böyle hissettim ama anlaşılan bize bu kadarı yetmedi ve bu kitapta da darmadağın oluyoruz.
“Ateş… söndü. O gitti, masal bitti. Aynen bir varmış, bir yokmuş der gibi… Çok geç… Her şey için… Artık verilen sözler var ve geri dönüş yok…”
Ateş ve Peri okuduğum en acı çeken çift. İnsan nasıl bu kadar aşık olur diye sorguluyor. Bu kadar aşık oluyorsa neden mutlu olamıyorlar diye de düşünmeden duramadım. Karakterlerimizi diğer kitaptan tanıyoruz ama tabii artık hayatlarına dahil olan bir sürü insan var. Peri’ye çok kızıyorum. Onun sahnelerini okurken hatta sinirden deliriyorum ama bir bakmışım ki geçmiş. Ona karşı hislerim bir başka nedense, tabii daha çok kendine güvenen bir yapıya sahip olmasını istediğim zamanlar çok oldu ama sonra düşününce kızın karakteri bu diyorsunuz.
“Ateş yaktığı gibi gitmişti. Avucumda, ne olduğunun bin manaya çıktığı, onun elleriyle yazdığı bir yazı ve dudaklarımda kırık bir “Dön baana yeniden ne olur…” nidasıyla, yüreğimde bin pişman olmuş bir peri kızı bırakarak.”
Ateş, ah bu adam ismini hakkını öyle bir veriyor ki… Ateş’in karakteri sanki her tür romana uyacakmış gibi hissediyorum. Üzerinde biraz ağırlık, biraz muziplik, biraz romantiklik ve aşk var adamın. Konuşmaları, sinirli anlarında bile onun hakkında yazılan her şeyi okuyabilirsiniz.
“Sen söyle bana, seni böyle sevmişken… Sana nasıl olur da ben, sevgilim diyemem? Bu nasıl olur da bir günah olur?”
Çiftimizin başına gelenler yetmedi, yetmeyecek anlaşılan. İlk kitapta ama artık bu kadarıda olmasın dedik ya he işte bence şom ağzımızı açmışız diye düşünüyorum çünkü bu kitap daha bir hüzünlü daha bir yıpratıcı. İşin için başkaları karışınca işler dahada çekilmez bir hale geldi.
“Sen yokken ben o aşkı verecek kişi bulamıyorum. Bana fazla bu aşk, anladın mı? Delirtecek kadar… Gebertecek kadar fazla.”
İlk kitapta nasıl kendimden geçtiysem bunda da bir fark olmadı. Uzun süre dram okuyamayacığım belli çünkü bu hikayeyi unutamıyorsunuz. Ben biliyorum ki onların mutlu sonunu görene kadar valla huzura eremeyeceğim.
“Keşke her köşeyi döndüğümde, sana çıksa hayatım yeniden.”“Ve her seferinde sen çarpsan… Kalbim yerine göğsümde.”
Masal gibi okutan ama bir o kadar da gerçekmiş gibi hissettiren bir kitap. Yazarın zaten ilk kitabından biliyoruz bu işi hakkıyla yapanlardan. Yazdığı her bir satırı en derinden hissetmemizi sağlıyor. İlk kitapta olduğu gibi bunda da hafızalarımızda canlanan eski şarkılar ve şiirler var. Bence bunlar artık kitabın olmazsa olmazı oldu.
Nefret edilesi karakterlerde mevcut tabii, sinirlerinize çoğu zaman hakim olamayacaksınız diyorum ve serinin üçüncü kitabını bir önce ellerimde istiyorum.
Dram konusunda çok ama çok başarılı bir seri Hatıralar Serisi. Kesinlikle bir şans verin.

Neler Okudum? : Kasım 2015

12/08/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba! Nasılsınız? Ben pek iyi değilim :D Umarım siz iyisinizdir.
Şu reading slump falan geçemedi gitti valla. Sinir sistemim çöküyor artık, :D 2016 gelse de inşallah çok daha iyi bir yıl olsa. Çünkü 2015 benim için pek iyi geçmedi. 

Aslında bloga yazı giresim falan yok. Kitap okuyamadığım için yorum yapacak şey de olmuyor haliyle. Ama sanmayın ki kitap almadım, evet aldım :D İşte onların bile yazısı var yazılacak ama üşeniyorum. Ben de baktım Aralık ayına gireli bir hafta olmuş. Kalk Buse, kalk şu yazıyı yaz artık dedim. Ve işte Kasım ayında neler okuduğumun yazısıyla karşınızdayım :D 

Bu ay 5 kitap okumuşum. Kaldı ki bu beş kitabın üç kitabı yüz elli sayfa civarında kitaplar. Onlar bile bazen elimde süründü düşünün :D Hatta şimdi dönüp geriye bakınca ay ben bu kitapları geçen ay mı okumuşum, aylar olmuş gibi hissediyorum diyorum kendime. O derece. Kitaplara ve kaç puan verdiğime gelelim. Yorumlarının adreslerini vereceğim, detaylı bakmak isterseniz.

        


Şeytan Tüyü - 4 Puan - Yorum
Tess'in Gözyaşları - 4 Puan -Yorum & Alıntı
Tesadüf - 2 Puan - Yorum
Senli - 4 Puan - Yorum
Küçük Prens - 5 Puan - Yorum





İşte okuduklarım bu kadardı. Ah, bu dönemler geçsin artık. Aslında Kasım'ın sonuna doğru başlayıp hâlâ okuduğum bir kitabım daha var. O Aralık ayına kaldı artık :D Sizler neler okudunuz? Benim okuduklarımdan okuduklarınız var mı? Yorum bırakmayı unutmayın :)
Bu arada blogumun adresini değiştirdim. Artık simdiyazmazamani.blogspot değil. buseguler.blogspot. Yabancılık çekmeyin yani görünce :D 
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere! Sevgiler.