Okuma Etkinliği #1 - Benim İçin Öl - Amy Plum | Yorum

2/09/2015, BY Buse Güler - 4 yorum:

İlk okuma etkinliğimizden herkese merhaba :)
Bir Otakunun Dünyası'ndan Kübra ile birlikte okuduk bu kitabı, o yüzden bir etkinlik yapalım dedik. Sonradan fark ettik küçük çaplı bir tur olmuş aslında bu. Tek fark kitap hediye etmiyoruz, umarım daha sonraki etkinliklerde onu da yaparız ^.^
 Bugün yorumlar yayınlanacak yarın ise Alıntılar ve Vincent'ın röportajı yayında olacak :)


Kitabın konusundan bahsedecek olursam; Kate anne ve babasını trafik kazasında kaybettikten sonra ablası Georgia ile birlikte, Paris'e babaanne ve dedesinin yanına taşınır. Yaşadıkları kolay şeyler değildir ve zaten normalde de ablası kadar sosyal olmayan Kate iyice içine ve kitaplarına kapanır. Günler böyle geçerken Georgia dayanamaz ve Kate'e biraz dışarı çıkmasını önerir. En azından bir şeyler içmeye gidip kitaplarını orada okumasını söyler. Kate yine bir gün kitabını okurken karşısında onu görür, Vincent'ı. 

Elbette bu karşılaşma son karşılaşmaları olmayacaktır. İlk başlarda Vincent ona kaba davransa da daha sonra tahmin edilemeyecek bir kibarlık ile yeniden tanışmış gibi yaparlar ve tahmin edeceğiniz gibi yakınlaşmaya başlarlar :) 

Ama bir ayrıntı var. Vincent insan değil. O bir geri dönen ve ölümsüz. Açıklamam gerekirse; Vincent insanların hayatını kurtardıkça ölümsüz oluyor. Daha doğrusu onlar yerine öldükçe. Ölüyor fakat üç gün sonra uyanıyor. Kate'in bu durumları öğrenmesi de yatakta Vincent'ı 'ölü' bir şekilde gördükten sonra başlıyor. Kate öğrendikten sonra mecburen Vincent ve onun gibi geri dönen olan dostları bu durumu Kate'e açıklıyorlar. 

Tabii ki her durumda olduğu gibi iyi geri dönenlerin karşısında kötü geri dönen olan numalar var burada da. Kitabın sonlarına doğru, olaylar biraz hareketleniyor ve numalar ile bazı olaylar oluyor.


Her neyse, kitabın konusu böyle arkadaşlar. Ben okurken inanılmaz zevk aldım. Bundan önce okuduğum son bir iki kitap çok sevdiğim kitaplar olmamıştı. O yüzden Vincent ve Kate'i okurken yeniden muhteşem bir kitabı okumanın tadını çıkardım :) Kate gerçekten sevdiğim kız karakterlerin arasına girdi. Vincent deseniz, eh bir şey söylememe gerek var mı? Uzun süre sonra ilk kez bir insan olmayan erkek karakter kızı kendinden uzaklaştırmadı. Muhteşemdiler. Aralarındaki konuşmalar, olaylar ve Paris. Gerçekten çok güzeldi. Öyle güzel anlatılmış ve betimlenmiş ki, sevmekten başka bir şey yapamadım :) Hele son kısımlar.. Sürekli çok iyiydi, muhteşemdi dediğimin farkındayım ama gerçekten çok iyiydi :D 

Orijinalini okumadığım için bilemiyorum ama dili gerçekten çok akıcıydı. Çevirmeni çok iyiymiş, hiç sıkılmadan okudum kitabı. Sayfalar akıp gitti.

Ben seriye geç başladığımı düşünüyorum açıkçası ama elimde tüm kitaplar var *novellası hariç* Zaten okuma listem yazısında görmüşsünüzdür. Serinin üç kitabı da okuma listemdeydi :) Araya birer kitap sıkıştırıp bitireceğim bu seriyi ve daha sonra muhteşem bir seriye daha veda edeceğim diye düşünüyorum :)

Siz de kitabı veya seriyi okudunuz mu? Yorum bırakmayı unutmayın :)

Yarın Alıntılar ve Vincent'ın röportajı ile karşınızda olacağız :) Takipte kalın.

Puanım:






Kitap Alışverişi #26

2/06/2015, BY Buse Güler - 11 yorum:

Herkese merhaba :)
Bu sefer alışveriş yazım Kitap Sihirbazı'na ait. Kutudan yedi kitap çıkması gerekirken altı kitap çıktı ve arayıp söylediğimde kargoyla göndereceklerini söylediler. Peki siz neden resimde dört kitap görüyorsunuz? Çünkü sadece dördü benim :D 



Küçük Prens'i daha okumadım evet. Bütün yayınevleri artık Küçük Prens'i basıyor. Hangisinden alacağımı bilemedim ama Can Yayınları için tavsiye alınca oradan almak istedim. 

Küçük Prens'i okuyacağım ve kardeşim Barkın *7yaşında* ile birlikte okuyacağız artık. 

Filmini falan izliyorduk, kitabı okumazsak olmaz :)











Medcezir'i Gamze'nin blogundan görmüştüm, alışveriş yazısından. Sanırım daha okumadı, belki birlikte okuruz *-*

Gerçekten konusu çok hoşuma gitti. Sevdiğim tarza bakarsak eğer sanırım Novella Yayınları benim için biçilmiş kaftan :D 

Kapağını sevdim mi, sevmedim mi emin değilima ama her zamanki gibi kitabın tasarımı falan harika ^.^ 











Gamze'nin sayesinde ilgimi çekmiş bir kitap Rule.
Aslında görmüştüm, dövmeli adamlar serisi, hımm demiştim :D Fakat konusuna göz atmamıştım. Gamze söyleyince bir baktım ve gerçekten çok beğendim.

Umarım kitabın kendisini de çok beğenirim. Kitabın içine göz atınca içinde orijinal ayracını gördüm ve kocaman gülümsedim ^.^ 

Kitap ile birlikte basılmamış belli, ama kitabın içinden çıktı ve gerçekten çok güzel. Bu arada umarım karakter kapaktaki resim ile uyumludur. :)








Sert Isırık serinin dördüncü kitabı ve ilk üç kitap bende var. 

Umarım bir ara bu seriye el atacağım :D Kitabı 5 liraya aldım ^.^ 

Sipariş vermemin amacı bu kitaptı. İlk 100 kitap 5 lira olunca kaçırmak istemedim :) 

Serinin seveni çok, umarım bende severim :)








Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın :) 

Kitaplık Turu :)

2/03/2015, BY Buse Güler - 6 yorum:
Herkese merhaba ! 
Bugün daha değişik bir yayın ile karşınızdayım, bir video çektim sizin için :D Yeni bir kitaplık aldım ve hazır hepsini yerleştirmişken kitaplık turu yapmak istedim. Bu sefer görüntüde ben yorum, umarım daha sonra olurum :D 
Yorumlarınız benim için önemli, yorum bırakmayı unutmayın :)




Ünlü Aşk - Burcu Bahtiyar | Tanıtım & Alıntılar

2/02/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:
Alıntılarını görünce okumak için sabırsızlandığım kitap Ünlü Aşk,
 çok yakında bir okuma etkinliği ile blogda :)

O bir Türk. O bir kadın. O bir bodyguard. O ünlü film yıldızı Can Taker'ın seksi, havalı, belalı takıntısı...

KAREN YAĞIZ… 25 yaşında. Gençliğinin baharında. Ve hep yapmak istediği işi yapıyor, çünkü bu işte iyi! Ancak işinde hareketi sevse de, özel hayatı içler acısı derecede sıradan, rutin ve sıkıcı... Aslında Karen, bu sıkıcı ve rutin hayatından da memnun. Fakat her şeyin bir kırılma noktası var. Karen bir anda kendisini iki yakışıklı erkek tarafından kuşatılmış olarak buluyor!

CAN TAKER… O bir dünya starı. Kadınlar onunla birlikte olmak için yarışıyor ama onun peşinde olduğu tek bir kadın var; şımarık bodyguardı.

TOPRAK ise Karenin en yakın arkadaşı, dostu... O olmadan geçen bir günü bile olmadı.

İki erkek, iki aşk, üstüne bir de suikastçı bir psikopat!
Karen için hayat bundan sonra diken üstünde bir maceradan ibaret…
(Tanıtım Bülteninden)


Ölüme meydan okumaktı aşk. 
Olmazları oldurmak, yeni efsaneler yaratmaktı. 
Bedenlerin değil, ruhların açlığıydı.
Aşk bir masaldı ve biz bu masala, birbirimizi ilk gördüğümüz o anda başlamıştık.


“Konuşmamız gerekiyor, Karen,” dedi nazik ama ısrarcı bir tonla. Anlamıyordu. Onunla böyle burun buruna dururken, beynime konuş komutu veremeyecek bir durumdaydım. Aklım tek bir şeyin emrindeydi yalnızca; hormonlarımın!
O yüzden parmak uçlarımda yükselerek tek bir hedefe doğru yöneldim. Dudaklarına yani. Dediğim gibi kontrolü beynim değil, kalbim ve hormonlarım ele almıştı. Artık bu işkenceye dur diyecek, hakkım olan huzuru ve mutluluğu alacaktım.
Tabii o aptal gagasını açmasaydı!


Üstelik kadının sete geldiğinden beri, Can’a açık bir şekilde kur yapıyor olması inanılmaz derecede canımı sıkmıştı. Elleri sürekli Can’ın kaslı göğsünde dolanıyordu. Geri kalan zamanlarda da─nasıl beceriyorsa─sürekli dar bir alan bulup Can’a sürtünerek önünden, yanından veya arkasından geçiyordu. Ama en çok da yatak odası gülüşüne hasta olmuştum kadının. Resmen 'Ben kaşarım. Gelsene. Beni rendelesene!' diyordu.
Bense bu rendeleme eylemi için duvarı mı kullansam, yoksa yeri mi diye sürekli fikir değiştirip duruyordum. Zavallı Linda’nın olmadığı anlarda Can’ın etrafındaki kadınların böyle sinek gibi ona yapışıyor olması çok adaletsizceydi.
Neye kızdığımı anlıyorsunuz değil mi? Üzüntüm sadece Linda için! Sonuçta bu bir hemcins dayanışması. Yoksa Can Taker’ın kadına yiyecekmiş gibi bakmasıyla ve benim de içten içe sinir olmamla ilgili bir durum değil!


Ünlü oyuncu Can TAKER, gazetemize şöyle bir demeç verdi. “Bodyguard’ımın kusuruna bakmayın, arkadaşlar. Kendisi de bir hayranım olduğu için, başka bir bayanın pankart dahi olsa bana şahsen göstermek istediği hiçbir şeye tahammül edemiyor.”


“Daha yürümeyi bile beceremeyen bir Türk kadınının korumasına muhtaç değilim!” dedi.
Bana dedi! Gözlerim fal taşı gibi açılırken, ağzım vidası gevşemiş kerpeten gibi açık kaldı.

Derin bir nefes alırken profesyonelliğin canı cehenneme deyip, içinde ırkçılık kokan cümlesine yanıt vermek için ünlü Can Taker’ın arkasından bağırdım.

“Hey, bekler misiniz?”
Az önce benim düştüğüm yere yakın bir yerde duraksadı ama arkası hâlâ dönüktü. Üstümden damlayan sulara aldırmadan, koşar adımlarla yanına gidip, tam da burnunun dibinde durdum sessizce. Hayatımda hiç bu kadar aşağılandığımı hatırlamıyordum. Yurtdışında da Türk olduğum için ırkçılıkla karşı karşıya kalmıştım belki ama kendi topraklarımda… Üstelik de bir kadın olduğum için! ‘Türk kadını’ olduğum için!
Bütün iş prensiplerimi bir kenara bıraktım ve evrensel kadın silahımı kullanmakta tek bir saniye bile tereddüt etmedim bu yüzden.
Benden bir hayli uzun olsa da, ellerimi Can Taker’ın çıplak omuzlarına koydum ve ustaca bir dengeyle parmak uçlarımda yükselip yüzünü yüzüme yaklaştırdım. Gözlerim, uzun kirpiklerimin arasından baygın baygın baktı. Şuh bir edayla iç çekerken, tek kelime etmeden durdum.
Uzaktan bakan birisi, kesinlikle birazdan öpüşmek üzere olduğumuzu sanırdı. Ama önemli olan, onun da böyle sanmasıydı.
Ve beklediğim de oldu.
Bakışları önce şaşkınlık, sonra merakla yüzümde gezindi ve ben de bunu fırsat bilerek dudaklarımı yaladım. Alt dudağımı hafifçe ısırırken, dudaklarımı da davetkârca aralık bıraktım. Direndiğini görebiliyordum, kafasının karıştığını... Belki bir hayranı olduğumu sanıyordu, belki de egoları ya da hormonları fazlasıyla şişkin bir erkekti, bilmiyorum ama en sonunda savaşı kaybetti ve beklenen hamleyi yaptı.
Beni öpmek için eğildi.
Ve ben tam zamanında, dudakları dudaklarımı teğet geçecek bir şekilde başımı sağa çevirirken, kulağına doğru tatlı tatlı fısıldadım.
“Bana göre, bir Türk kadınının karşısında bile duramayacak kadar korunmaya muhtaçsınız siz!” dedim kasıklarının tam da en hassas noktasına dizimi geçirirken.
Acının etkisiyle gözlerinden yaşlar geldi ve iki büklüm olarak geri kaykıldı. Neredeyse havuza düşecekti. Eh, yardımseverlik biz Türklerin kanında vardı ne de olsa; düşmesine yardımcı olmayı bir borç bilerek, omuzlarını hafifçe dürtükleyiverdim.