Yorum: Senli - Merve Akıncı

11/26/2015, BY Buse Güler - 4 yorum:

Bu defter, beraber yaşadığımız her şeyin anısına övgüyle yazılmış, hatırlanmaya değer her şeyi içeriyor. Hayır, bu bir günlük değil, bu senli bir anılar geçidi olacak. Senin ve Benim... Karan ve Bahar'ın... Sevgin içimde büyüyen bir çığı anımsatsa da, o çığın üstüme devrilip sonumu getireceğini adım gibi bilsem de yine de yanında olduğum için, varlığını hissedebildiğim için hep binlerce kez şükrettim. Seni sevmek daha değerliydi, kendimden daha çok…

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :)

Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Bu sıralar pek fazla kitap okuyamıyorum. Reading slump denilen okuyamama dönemine çakıldım kaldım çünkü. Tam düzeliyor gibi oluyorum ve yanlış kitap seçimleri yüzünden tekrar okuyamama dönemleri başlıyor. Sizin de oluyor mu böyle? Umarım bir an önce geçer. 

Evet, gelelim kitap yorumuma. Merve Akıncı'nın okuduğum ilk kitabı Senli beni çok derinden etkiledi açıkçası. Bilirsiniz, genelde kitabın konusundan bahsederim ama bu sefer pek bahsetmeyeceğim. Zaten kısa, günlük tadında bir kitap. Okuyun ve kendiniz görün. Tek söyleyebileceğim; Bahar ve Karan'ı okuyoruz. Bahar'ın Karan'a yazdığı günlük tarzı yazılardan, onu anlatışını, yaşadıklarını görüyoruz. Bahar'ın nasıl ilkbahar tadında olduğunu, Karan'a ilkbaharı getirmeye çalıştığını ama  Karan'ın nasıl sonbahar, hatta kış olduğunu anlatıyor bize kitap. Tahmin ettiğiniz gibi Bahar ve Karan sevgili. Fakat birbirlerine çok zıtlar. Karan bir türlü o depresif havasından çıkamıyor, aklında Bahar dışında da başka şeyler var çünkü.

Dediğim gibi Merve Akıncı'nın kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım ve çok güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşünüyorum. Kurduğu cümleler, Karan'ı anlatım tarzı gerçekten çok güçlü ve etkileyiciydi. Kitapta alıntı olarak işaretlenecek o kadar yer vardı ki, ama ben okurken kendimi kaptırmış gidiyordum tabii. Hoşuma giden yerleri işaretlemek kitap bittikten sonra geldi aklıma. Gerçi, işaretlesem de tüm kitabı mı işaretleyecektim ki? :)


Kapağı ayrı güzel ve anlamlı geldi bana göre. Ayracı deseniz, çok uyumlu olmuş içeriğiyle de öyle. Ama okurken fark ettim ki ben dram insanı değilim. Zaten öyle filmler izleyemezdim, biliyorum ama okuyamazmışımda. Kitaba başladıktan sonra on altı sayfa okumuştum ve instagram hesabımda da resim paylaştım, henüz on altı sayfa okudum ama sonunda çok ağlayacakmışım gibi geliyor dedim. Kısmen yanılmışım, çok ağlamadım ama okurken boğazıma takılan o yumrudan bir türlü kurtulamadım. Yutkunsam da geçmedi. Dedim ya, içine aldı beni kitap, çok etkiledi. Dram okuyamazmışım ben, onu anladım. Ruh halim bir anda değişiyor. Bu hoşuma giden bir durum değil, dram okumak yani. Fakat dram sevmiyorum diye burada kitabı kötüleyip yerden yere vuramam. Bu türü sevmesem bile kendi türünde ne kadar güzel ve dokunaklı bir kitap olduğunun farkındayım çünkü. Hatta bu tarzda okumayı çok seven bir arkadaşımla başladık kitaba, o aşık oldu :D Hâlâ etkisinde ve başka kitaba başlamıyor, sindirmesi gerek sanırım :D 

Gelelim kitabın beni nasıl ters köşe yaptığına :D Tabii ki spoiler vermeyeceğim. Fakat başladığımız zaman, ben içten içe sonunu anladım ve hissettim. Hem düşündüğüm gibi oldu, hem de olmadı. Hayatta tahmin edemezdim. Fena halde ters köşe oldum yani :) Dram seviyorsanız bence çok seveceksiniz, tavsiye ederim. 

Puanım:

Yorum & Alıntı: Tess'in Gözyaşları - Pepper Winters

11/23/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!
Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow'u Meksika'ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.
Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan'la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.
Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, "Gözlerindeki karanlığı görüyorum," diyordu. "O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor."Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.
Herkese merhaba, bomba gibi bir kitabın yorumu ile sizlerleyim. Yorumun sonundaki alıntılara göz atmayı unutmayın.
Bomba derken, kitap bende resmen bomba etkisi yarattı. Okuyamama döneminin tam ortasındayken pek ümitsiz bir şekilde aldım elime. Okumak için iki sefer aldım ve dün kitap bittiğinde sabaha karşı beş civarıydı. Siz düşünün artık, nasıl okutturuyor kendini!

Söyleyecek çok şeyim var ama hepsinden önce konusundan ve karakterlerinden bahsedeceğim. Kızımız Tess Snow yirmi yaşında bir genç kız. Mükemmel olmasada mutlu olduğu bir hayatı ve sevgilisi var. Pek güzel bir çocukluk geçirdiğini söyleyemem. Ailesi tarafından istenmemiş, hor görülmüş, fazlalık gibi davranılmış. Kısacası sevilmemiş birisi Tess. İki senedir sevgilisi olan Brax ise tam aksine elinde olsa bir kürenin içine alacak Tess'i, dokunmaya kıyamıyor, o derece seviyor. Peki, şurada bir virgül koyalım. Brax'in bu sevgisi Tess'e yetiyor mu dersiniz? Hayır, yetmiyor. Kızımız mutlu olsa da yatakta daha farklı şeyler peşinde. Bu pek Brax'e göre bir şey olmasa da, Tess böyle işte.

Her neyse, Tess ve sevgilisi tatile çıkıyorlar. Meksika'ya götürüyor onu Brax, sürpriz olarak. Gittiklerinin ikinci günü girdikleri bir kafede Tess kaçırılıyor. Hiç de nazik olmaya çalışmayan, aksine kaba ve zorba adamların eline düşüyor. Daha sonra ise birisine satılıyor, daha doğrusu rüşvet olarak veriliyor.İşte o birisi Q Marcer.

Tess ve Q. Ah, resmen aynılar. O kadar benzerler ki. Çok karanlıklar gerçekten. İlk başlarda Q'ya kızdım, siz de kızacaksınız. Ama sonradan öyle şeyler okuyor ve öğreniyorsunuz ki. Sizin o duygularınızı alıp bambaşka bir yere götürüyor. Tess'in Gözyaşları bu türde okuduğum en karanlık kitaptı bana göre. Ve kesinlikle en farklısı. Bir kere ortada şöyle bir durum var. Q, romantizm yapan, sevgi gösteren bir adam olmayabilir evet ama Tess'in de beklediği bu değil zaten. Tess, Q'ya karşı çıkıp ters davrandıkça Q'nun, Q o şekilde davranınca da Tess'in hoşuna gidiyor. Anlayacağınız ikisi de bu durumdan çok memnun. O yüzden kitabın o karanlık kısımları bazen beni boğsa da kenarı çekildim, sadece izledim. Onların seçimi sonuçta :D

Kitabın sonundaki Q'nun tarafından anlatılan kısım çok güzeldi. İyi ki yazar yöle bir bölüm yazmış. Çünkü şahsen benim her şey daha çok kafamda yerine oturdu ve havada kalan bir olay olmadı. Sonradan, Brax için üzülmüştüm ben çok ama baktım ki yazar sağolsun olayı tatlıya bağlamış, o kısımda çok güzeldi :D Herkes dengi dengine sonuçta.

Kitap gerçekten çok akıcıydı. Sayfalar nasıl aktı gitti hiç anlamadım. Redaksiyonunda da hata göremedim. Yazar'ın karakterlerinin ve kaleminin de çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen sanki gerçek bir olaymış gibi tüylerim diken diken oldu. Genelde ben ülkemizde çıkan kitapları takip ederim, yurtdışında çıkan kitapları takip etmem. Ama Tess o kadar sevilmiş ve herkes o kadar çok öneriyordu ki kitabın Arkadya Bitter'den çıkacağını duyunca ben bile sevindim :D İyi ki sevinmişim. Yayınevi'ne bizleri Tess ve Q ile buluşturduğu için teşekkürler :)


Puanım:


Şimdi sıra alıntılarda :) O kadar çabuk okuttu ki kendini kitap, alıntı işaretlemeye fırsatım olmadı. Ama işte yakalayabildiklerim bunlar;







Umarım hoşunuza gitmiştir, yorum bırakmayı unutmayın. Sevgiler :)


Tanıtım & Ön Okuma: Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson

11/20/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:

Merhaba, bu sefer bir kitap tanıtımı ile sizlerleyim :)
Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…
Konusu çok merak uyandırıcı değil mi? Açıkçası ben çok merak ettim. Bu tarz kitaplar tüylerimi diken diken ediyor. Acaba ne olmuş diye düşünüp duruyorum okurken. Siz de benim gibi merak ettiyseniz aşağıdaki ön okumaya da göz atın :)



Kitap Alışverişi #32

11/19/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:

Herkese merhaba!
Tekrardan geciken bir kitap alışverişi yazısıyla sizinleyim :D Aslında geçen alışveriş yazımda bu kargodan bahsetmiştim. Ertesi gün geldi zaten. Yani geçen hafta gelen bir kargoyu paylaşıyorum. Şimdi ben bunu yazarken de öğrendim ki yarın diğer kargom gelecek :D Resmen bir döngüye girdim :P Bu arada bir önceki alışveriş yazımı okumak için tık tık


Kolimiz bu :) Bu sefer biraz büyük bir koli geldi. Fazla kitap aldım çünkü. Şimdi alışverişimden bahsedeyim biraz. Aslında böyle bir alışveriş aklımda yoktu. Her zamanki gibi bu ay da bir iki kitap almayı düşünüyordum fakat sonra bir baktım Kitapyurdu'nda Pegasus Yayınları %35 indirimli. Benim de ek %5 indirim var. Toplamda %40 indirimle aldım kitapları. O yüzden ki hiç de fuara gidemedim diye üzülmüyorum valla :D Zaten bu yıl İzmir'de fuar olduğu zaman da gidip öyle her yayınevine saldırmayacağım. İnternetten alırım, taşıma derdi yok bişey yok :D Neyse. Uzatmadan bakalım kolinin içinden neler çıkmış.


Üstten başlıyorum;
Yeni Dünya, Kum Şehri, Başkaldırı; ilk üç kitap Onur ablanın ( the reading lady - Onur Kinaci Birler) çevirisi. Hatta Yeni Dünya ilk çevirisi :) Çıktığı zamandan beri almak istiyordum ama bir türlü fırsat olmadı. Fuardan alacaktım Nisan ayında ama tükenmişti :D Bende diğer kitabını almak istemedim, kısmet bugüneymiş. Hazır seri tamamlanmışken alayım dedim :)

Tehlikeli İçgüdü; serinin ikinci kitabı. İlk kitap Tehlikeli Temas bende var. Bir kaç tane olumsuz yorum okuduğum için ikinci kitabı almayacaktım aslında, ama sonradan vazgeçtim. Sevenler de olmuş. Bir şans vermek istedim. 

Bıçak Sırtı; ilk kitabı Eksik Parça var bende. Ama okuyan arkadaşlarımdan çoğu, bence ikinci kitabı bekle, çok fena bitiyor dediler :D Bende okumamıştım. Ama şimdi ikinci kitabı aldığımda üçüncü kitabı bekle diyenler var -_- Okucam valla bu sefer :D 

Eleanor & Park; kararsızdım. John Green kitaplarına benziyor gibime geldi ve ben pek sevmiyorum o yazarın kitaplarını. Güzeller ama beni çekmiyorlar açıkçası. Gerçi sadece bir kitabını okudum o da Tek İsim Tek Kader. Belki bir gün şans veririm. Eleanor & Park da kütüphaneme eklendi. Umarım severim :D Kapağı çok şeker.

Her Şeyin Başlangıcı; aklımda yoktu aslında. Olumlu yorumları doğrultusunda aldım. Konusu hoşuma da gitti. Cildi de çok güzel. Umarım severim.

Ağıt; serinin ilk iki kitabı bende var ama henüz okumadım. Pek sevilen bir seri değil sanırım ama konusu benim hoşuma gitmişti. Seri tamamladım açıkçası :D Okuduğumda da arka arkaya okurum.

Anafor; işte yine bir seri tamamlama. Fırtına ve Girdap bende vardı. Bunu da ekledim. Seriyi sevenler çok. Değişik de bir konusu var. Umarım severim :) 

Gördüğünüz gibi Pegasus dolusu bir alışveriş. Bir kargom daha var yarın gelecek. Bir de sahaf alışverişim falan var onları da diğer alışveriş yazısına ekleyeceğim :) Okuduklarınız varsa eğer - serilerin ilk kitapları da olabilir- yorum bırakıp fikrinizi belirtirseniz çok mutlu olurum! Hoşçakalın!