Kış Okuma Şenliği 2015 | Benim Listem

12/23/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:

Merhaba! Nasılsınız? Ben idare ediyorum şükür. Umarım sizler de iyisinizdir :) 
Şimdi gelelim konumuza ^.^ Güz Okuma Şenliği bitti, hız kesmeden Kış Okuma Şenliği geldi :D Listem hazır bile. Canım arkadaşım Tuba ile hazırladık, onun da şenlik listesine bakmak isterseniz buradan okuyabilirsiniz :) Geçen etkinlikte pek güzel bir sonuç çıkaramadığım için buna hiç bulaşmayacaktım aslında ama Tuba ile katılınca, hadi dedim katılayım. Gerçi onu da ben ikna ettim :D İkimizde acayip kararsız ve çabuk sıkılan insanlar olduğumuz için, etkinliğin sonunu çok merak ediyorum :D Liste için eklediğim kitapların resmi yazının en sonunda mevcut. Bakalım listemde neler varmış?

Kategoriler:


1. Kategori :(10 puan) Yabancı Yayınlarından bir kitap.

Ruhumdaki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 480 sayfa.

2. Kategori : (10 puan) İsminde Kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların kışın geçtiği bir kitap.

Siyah Buz / Becca Fitzpatrick / Pegasus Yayınları / 384 sayfa.

3. Kategori : (10 puan) Liseye başladığınız yıl ödül almış bir kitap veya o yıl ödül almış bir yazardan bir kitap.

-

4, Kategori : (10 puan) Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap veya ilk kez katılanlar için uzun zamandır okunmayı bekleyen bir kitap.

Gözlerindeki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 448 sayfa.

5, Kategori : (10 puan ) Her hangi bir Edebiyat Ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap.

-

6. Kategori : (10 puan)Yasaklanmış bir kitap.

Şeker Portakalı / Jose Mauro De Vascancelos / Can Yayınları / 200 sayfa.

7. Kategori : (10 puan) Kitap ağacı aylık okumalarından birini veya kitap ağacı kulüplerinin o ay ki okumalarından birine katılıp bir kitap okumak.

-

8. Kategori : (10 puan) Başkasının Sizin için seçtiği bir kitap.

Kızıl Tepe / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları / 376 sayfa.

9. Kategori : (10 puan) 2015 yılında çıkmış bir kitap.

Sondan Sonra / Amy Plum / Akılçelen Kitap / 208 sayfa.

10. Kategori : (10 puan) Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap.

Pabucumun Ajanı 2 / Asude / Ephesus Yayınları / 655 sayfa.

11. Kategori : (10 puan) Bilim kurgu / fantastik kurgu türünden bir kitap.

Marslı / Andy Weir / İthaki Yayınları / 416 sayfa.

12. Kategori : ( 10 puan) Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap.

-

13. Kategori : (10 puan)Hem beyaz perdeye aktarılmış, hemde tiyatro veya müzikal adaptasyonu olmuş bir kitap.

-

14. Kategori : (10 puan)Türk kadın bir yazardan bir öykü kitabı.

-

15. Kategori : (10 puan) Romantik türde bir kitap.

Baştan Çıkarma Seansları / Gina L. Maxwell / Novella Yayınları / 272 sayfa.

16. Kategori : (10 puan) Karakterlerden birinin bulunduğu kitabın isminde geçtiği bir kitap.

Duygu / Işıl Parlakyıldız / Müptela Yayınları / 672 sayfa.

17. Kategori : (10 puan) Size hediye gelen bir kitap.

Kan Kırmızı / Aslı Karabulut / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.

18. Kategori : (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 40 puan) 150 sayfadan kısa 4 kitap.

Düğün Dansı / Lucy Kevin / Arkadya Yayınları / 143 sayfa.
Düğün Şarkısı / Lucy Kevin / Arkadya Yayınları / 136 sayfa.
Mekanik Kalp / Mathias Malzieu / DEX / 148 sayfa.
Sivrı, Hınzır ve Cüretkar Bir Yorumla Yengeç Burcu / Juno / Müptela Yayınları / 88 sayfa.

19. Kategori : (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunduğunda ekstradan 30 puan, toplamda 60 puan) İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap.

Mezarın Yüzü / Jeaniene Frost / Artemis Yayınları / 408 sayfa.
Şimdi Mezar Zamanı / Jeaniene Frost / Artemis Yayınları / 380 sayfa.
Mezardan Uyanan / Jeaniene Frost / Artemis Yayınları / 392 sayfa.

20. Kategori : (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan) Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Karanlık Yalanlar / Alessandra Torre / Yabancı Yayınları / 336 sayfa.
Kızgın Kum Bahçesi / Corban Addison / Feniks Kitap / 479 sayfa.
Bir Adım Sonrası Ayrılık / Zeynep Şentürk / Dokuz Yayınları / 448 sayfa.
Hayatımın Başrolü Olur musun? / Selim Çiprut - Duygu Özlem Yücel / DEXPlus / 356 sayfa.

21. Kategori : (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan) Kitaplardan birinin bir kelimeden, birinin isminin iki kelimeden, birinin isminin üç kelimeden, birinin isminin dört kelimeden ve birinin isminin beş veya daha fazla kelimeden oluşan kitaplar.

Ada / Lynn Mason / Yabancı Yayınları / 440 sayfa.
Pabucumun Ajanı / Asude / Ephesus Yayınları / 496 sayfa.
Sen Benim Kaderimsin / Ayşegül Çiçekoğlu / Olimpos Yayınları / 400 sayfa.
Bana Seni Seviyorum Deme Hissettir / Miraç Çağrı Aktaş / Olimpos Yayınları / 208 sayfa.

22. Kategori  : (Her kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan)      Kendi temanı kendin belirle .

Tema: Ciltli kitaplar

Mucize / R. J. Palacio /  Pegasus Yayınları / 336 sayfa.
Silber / Kerstin Gier / Pegasus Yayınları / 400 sayfa.
Her Gün / David Levithan / Pegasus Yayınları / 336 sayfa.
Eleanor ve Park / Rainbow Rowell / Pegasus Yayınları / 360 sayfa.




KGBT 20. Tur | Yorum: Çapkın Düşler - Christine Bell

12/23/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Bir çöpçatanlık şirketinin sahibi olan Grace Love, eski erkek arkadaşının kalbinde açtığı yaraları, müşterilerine ruh eşlerini bulmalarında yardım ederek sarmaya çalışmaktadır. Ortağı Serena'nın desteğiyle yeni ilişkilere yelken açmaya çalışsa da, aslında kendini güvende hissettiği tek yer, komşusu Trick'in yanıdır. Ancak birçok insana ruh eşini bulmuş olan Grace, Trick gibi bir çapkının ona istediklerini veremeyeceğinin farkındadır.
Trick Mathews, Grace ile tanıştığından beri kazanova hayatına bir son vermiştir. Ancak tüm çekiliciliğine ve yakışıklılığına rağmen, Grace onu bir türlü fark etmiyordur. Onun dikkatini çekebilmek için tehlikeli bir plan yapan Trick, kendine sahte bir kimlik yaratır ve Grace'i kendine âşık etmeye çalışır. Oldukça masum duygularla ortaya çıkan bu plan, ya Grace'in korkularını güçlendirip onu Trick'ten uzaklaştıracaktır ya da kırılmış kalbini onarıp yeniden âşık olmasını sağlayacaktır.

Herkese merhaba :)
Yine çok güzel bir tur kitabının yorumu ile sizlerleyim. Eğer facebook sayfamızda devam eden yarışmamıza katılmak isterseniz buraya , kitabın ön okumasına göz atmak isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz :)

Grace, bir çöpçatanlık şirketinin sahibi, daha doğrusu ortağı. Eski erkek arkadaşından pek iyi bir şekilde ayrılmamış aslında. Onun kalbinde açtığı yaraları da henüz sarabilmiş değil. Kendini işine vererek bunları sarmaya çalışıyor. Ayrılırken Grace'in özgüveni de zedelenmiş. En son konuştuğu kişi de Grace'in davet ettiği partiyi reddetip ondan ayrılınca iyice fena olmuş anlayacağınız.

Trick iste Grace'in komşusu ve en yakın arkadaşı aslında. Çok çapkın bir adam, Grace'in uzak durması gereken tiplerden yani. Ama aslında bu işler Trick, Grace'le tanıştığından beri değişmiş. Duygularını Grace'e belli edemese de, o çapkınlık dönemleri son bulmuş. Adam bildiğiniz aşık :D Grace'de ondan hoşlanmasına rağmen açılamıyor. Sonuçta arada bir dostlukları var ve bozulmasını istemiyorlar.

Fakat Trick'in aklına bir plan geliyor. Tehlikeli bir plan. Grace'in gittiği partiye sahte bir kimlikle, daha doğrusu maskeyle katılıyor ve birlikte olduklarında nasıl güzel olacağını ona göstermeye çalışıyor. Gösteriyor da, ama ben Trick demesi gerekirken bir türlü söyleyemiyor, söylediğinde de işler karışıyor :)

İşte kitabımızın konusu böyle. Zaten kısa bir kitap, gayet eğlenceli bir hikayeydi. Keyifle zaman geçirmek için bir kaç saatte bitirebilirsiniz. Ben kapağını çok sevdim, Nemesis kapakları hep böyle güzel zaten, romantik tarzda kitaplar da benim en sevdiğim kitaplar :)  Grace ve Trick'i okurken eğleneceksiniz. Benim gibi bu tarzı sevenlere tavsiye ederim :)

Güz Okuma Şenliği | Sonuçlar

12/22/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba!
Güz Okuma Şenliği bitti. Hatta Pınar abla blogunda ve youtube kanalında Kış Okuma Şenliğini başlatmış bile. Göz atmak isterseniz buradan bakabilirsiniz :) Şenlik bitince hesap kitap zamanı geldi çattı tabii. Vasat bir şenlik geçirdim, resmen rezillik :D Aslında daha çok sinir olduğum bir şey var, yarım bıraktığım kitaplar oldu -.- Onlarıda bitirsem daha fazla olacaktı. Yapacak bir şey yok, reading slump işte. Allah'tan biraz biraz geçti gitti :D Evet bakalım neler okumuşum.

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap..



Çirkin Aşk / Colleen Hoover / Epsilon Yayınları / 368 sayfa.

8. Kategori (10 puan): Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (Bu kategoride tavsiyelerine güvendiğiniz ve tanıdığınız birine gidip ne okuyacağınızı sorabilirsiniz veya bir yakınınızdan kütüphanenizden okumanız için rastgele kitap seçmesini isteyebilirsiniz. Kendi kendine karar vermek yok).

Tesadüf / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları / 149 sayfa.

9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).

Belalı Düğün / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları  / 147 sayfa.

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.

Ölümsüz Aşk / Burcu B. Filiz / Aspendos Yayınları / 528 sayfa.

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Eserlerini aynı dilde yazan üç farklı yazardan birer kitap.

Kuzey Masalı / Zeliha Eren / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.
Senli / Merve Akıncı / Müptela Yayınları / 149 sayfa.
Ben O Değilim / Fatma Erdek / Ephesus Yayınları / 544 sayfa.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Romantik Savaş / Elif Yılmaz / Postiga Yayınları / 384 sayfa.
Sokak Kedisi Bob / James Bowen / Yabancı Yayınları / 224 sayfa.
Şeytan Tüyü / Julie James / Ephesus Yayınları / 470 sayfa.

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

Tema: Dört farklı yayınevinden birer kitap.

Kedim ve Ben / Nils Uddenberg / Yabancı Yayınları / 136 sayfa.
Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupery / Can Yayınları / 112 sayfa.
Tess'in Gözyaşları / Pepper Winters / Arkadya Bitter Yayınları / 496 sayfa.
Çapkın Düşler / Christine Bell /  Nemesis Yayınları / 272 sayfa.

Puan Hesaplama:

Toplam 14 kitap okuduğum için 14*10=140 puan
Toplam 4.553 sayfa okuduğum için 45 puan
19 ve 22. kategorileri tamamladığım için ekstra 40+30= 70 puan
Toplam: 140+45+70 = 255 puan





Yorum: Sokak Kedisi Bob - James Bowen

12/18/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:


Sokaklarda yaşayan James Bowen yaralı bir sarman bulduğunda hayatının ne denli değişeceğini bilmiyordu.
Kıt kanaat geçiniyordu ve son ihtiyacı olan şey bir kediydi.
Oysa tanıştıktan sonra ayrılmaz bir ikili oldular ve birbirlerinin yaralarını sardılar.
Sokak Kedisi Bob herkesin yüreğine işleyecek, umut dolu ve sıcacık, gerçek bir hikâye...
"Yaralı bir sarmanın sokaklarda yaşayan bir adamın hayatını nasıl değiştirdiğine dair sıcak ve etkileyici bir hikâye... 

Herkese merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Reading slump yetmez gibi sanki writing slump geldi, hiçbir şey yazasım yok :D Ama üşengeçlik de bir yere kadar değil mi? O yüzden dün gece bitirdiğim Sokak Kedisi Bob'un yorumu ile sizlerleyim.

James, Londra'da yaşayan, geçimini sokaklarda gitar çalarak sağlayan birisi. 2007 Mart ayında bir gün yaşadığı apartmana girdiğinde giriş katındaki dairelerden birisinin paspasına kıvrılmış halde yaralı bir sarman ile karşılaşır. Bilmeyenleriniz varsa, sarman bir kedi cinsi :) Her neyse Bob ile işte ilk olarak o zaman karşılaşıyorlar. Fakat James daha kendi geçimini zor sağlarken, geçmişte bağımlısı olduğu kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalışırken bir kedinin sorumluluğunu nasıl alsın? Alamaz. İşte James böle düşünüyor ve o gün kediyi eve almıyor. Belki de kapısında yattığı daireye aittir diye düşünüyor. Ama sürekli gelip giderken karşılaşmaya başlıyorlar ve James artık onu sahiplenmeye karar veriyor. En azından yarasını tedavi ettikten sonra onu salmayı düşünüyor ve James Bob'u iyileştirip kendine getirmeyi düşünürken, işler karşılıklı olarak yürüyor. Aynı zamanda Bob da James'i adeta kendine getirip yaralarını sarıyor ve iyileştiriyor. Aralarında çok güzel bir bağ ve dostluk oluşuyor. Okurken buna hayran kaldım.

  • Bob'un getirdiği en büyük değişikliklerden biri buydu. Onun sayesinde insan doğasının iyi tarafını keşfetmiştim. İnsanlara yeniden güvenmeye ve inanmaya başlamıştım.


Bob ve James'in dostluğu bu şekilde başlıyor işte. Kitabı neredeyse ilk çıktığı zamanlarda almıştım, Her zaman hayvanları çok sevsem de ben genelde köpekleri severdim. Kedilerle aramın pek iyi olduğunu söyleyemem, geçmişten bahsediyorum tabii ki. Çünkü üstte resimde gördüğünüz iki kedi de benim kedilerim :) Şimdilik evde sadece iki kedim var :) Dediğim gibi, kedilerle aram pek iyi değildi, yavruları hariç. Ama ilk kedim Minnoş'u (sağdaki) sahiplendikten sonra yavru veya büyük demeden tüm kedilere ilgim başladı. Artık hepsi bana sevimli görünüyor.

  • Herkesin bir fırsata ihtiyacı vardır, herkes o ikinci şansı hak eder. Bob ve ben elimize geçen bu ikinci şansı değerlendirmiştik...


Kitap son derece akıcıydı. Kapağı ve ayracı da zaten çok tatlı. Ayrıca kitabın sonlarına doğru Youtube'da Bob'un o zamanlardaki videolarının olduğunu okudum. James sokakta gitar çalarken Bob da ona eşlik ediyordu ve tabi gelip geçenlerin yoğun ilgisi Bob'un üzerinde oluyordu :) Okurken onun resim ve videolarını çektiğini öğrenmiştim zaten ama bahsedilen videoları bulup izlediğimde bir garip hissettim. Kitabın gerçek karakterleri anlattığını bilsem de, okuduklarımı izlemek çok hoşuma gitti :D Eğer sizler de bakmak isterseniz buradan Bob ve James ile ilgili videoları görebilirsiniz :)
Kitabı herkese tavsiye ederim, eğer kedi veya hayvan sevmeyen biri bile olsanız, Bob sizin fikirlerinizi değiştirecektir, eminim :)

Puanım:


KARAKTER SÖYLEŞİSİ: ACITAN PERİ MASALLARI - ECE ALTINKAYA

12/17/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:
-Gülperi ilk sorum sana. Aslında sorudan ziyade düşüncelerim diyebilirim. Kitabı okurken sana kızıyorum evet hem de oldukça fazla ama neden seni sevmekten vazgeçemiyorum? Sana karşı okuyucular bence kayıtsız kalamıyor. Bunun sebebi nedir? Biliyorum çok kızıyorsunuz ama benim olduğum kadar olmaz. Samimi bir cevap vermemi ister misin? Çünkü ben sizin içinizde olan, hep kızdığınız ama değiştiremediğiniz o parçayım. Bence neden bu. Beklenti var. Değişmemi bekliyorsunuz. Ama benim değişmem değilde olgunlaşmamı tamamlamam gerektiğini anlamıyorsunuz. Ben içinizdeki o parçayım. O gizli kalmış kişiyim. İçinizdeki Gülperi'yi anlamaya çalıştığınız da beni de anlayacaksınız diye düşünüyorum. -Bu sorumda Gülperi’ye, senin dışında herkes neredeyse senin için kararlar alıyor, bunun için keşke daha sağlam dursaydım dediğin oldu mu hiç? Ben herkesin olduğundan biraz daha fazla özveriliyim ama özverili olmak da tabiatımın bir parçası, doğuştan gelen bir özellik nasıl ki bazı kişi doğuştan savaşçı niteliklere sahip olarak doğuyorsa bu da öyle. Benim bu konuda yapabileceğim bir şey yok. Sadece öğrendikçe diğer yanımı biraz daha öne çıkartabilirim yani kendi isteklerini yapmayı arzu eden tarafımı. Kararlarımı kendim almayı öğrenmem için bazı şartlardan geçmem gerekiyordu bence, yine bazı şeyleri yaşamam gerekiyordu. Ve eğer Ateş'le ilgili olarak beni çağırdığında onun isteğini yapsaydım yine kendi kararımı değil benim yerime onun karar vermesini kabul etmiş olacaktım. Aslında ben bir tek Ateş'in yanındayken kendi isteklerimi yapabilecek özgürlükteydim. Bana hiç bir zaman koşular getirmedi. Yargılamadı da. Beklentisi bendim. Başka bir şey değil. Çünkü ben de gördüğünü, benim olduğum kişiyi sevdi, olmamı istediği kişiyi değil. Bir tek onun yanındayken ben gerçek Gülperiydim. -Kitabı okurken aşk acısını biz bile bu kadar derinden hissediyorken seni düşünmeden duramadım. Keşke bu kadar sevmeseydim dediğin oldu mu Gülperi? Hayır. Asla. Yaşayarak sahip olduğum yeryüzünde cenneti bulmaktı, kaybetmek pahasına. Bu cennete girmiş olmayı, sonrasında kaybetmek ne kadar acıtsa da biliyor olmak her şeye değerdi. Yeniden yaşasam yine yaparım. -Ateş, sana çok kızgınım nedense öncelikle bunu dile getiriyim. Her şey daha farklı olabilirdi diyor musun? (Ateş burada eğri bir şekilde gülümser.) Tüm kızgınlıklarınızın başımın üstünde yeri var. Hayat denilen bir mucizenin parçası olduğumuza göre neden olmasın! -Ateş senin neler yaşadıklarını da çok merak eden bir kesim var.Yazar senin yaşadıklarını,senin duygularını senin bakış açınla anlatan bir kitap yazsa nasıl olur? Yazarımız sence yazar mı? Bence o kitap hiç de ilgi çekici olmaz. Bak sen sorarken benim bile içim sıkıldı. Ben bir potinle iki çaput arasına sıkışmış sipsivri bi adamım. Kararmış bir gümüş gibi tüm insani değerlerim Peri kızı ile birlikte parlatıldı benim. Son soruyu da yazarıma soracaksınız, o düşünüyorsa ben bilemem ama ona da söylüyorum benden değil roman bi cacık olmaz. (Ateş burada gün ışığı gibi parlak bir şekilde gülümser.) -Senin daha fazla çabalaman gerektiğinin farkında mıydın Ateş? Her zaman. -Buket ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da oldukça tepkiliydin. Neden Gülperiye karşı bu kadar katısının bunu öğrenebilecek miyiz? İlk kitapta tepkili değildim. İkinci kitapta karşılaştığımızda tepkimi koydum. Her zaman söylerim Peri benim kız kardeşim gibiydi. Belki de o yüzden ona bu kadar kızmam. İnsan en yakınlarına ancak bu derece kıymet verip ve yine bu kadar hoyrat davranabilir. İleriki zamanlarda öğrenme şansınız büyük. Çünkü peri ile karşılaşmalarımız bitmedi. Hayat insanların öğrenmesine yardımcı oluyor. -Sevi seni sevmemek için uğraşsam da nedense hiç kızamıyorum. Gerçekten bu kadar samimi olup olmadığını merak ediyorum. Kötü karakter olsaydın sanırım işimiz daha kolay olurdu değil mi? Ben neysem oyum. Samimiyetim insanları sevmemden kaynaklı. Kötülük herkese göre anlam değiştirir. Ben de kendi içimde hataları olan bir insanım. Ama ben Peri'nin karşısında genel geçer kurallara uygun olan kötü bir kadın olsaydım evet o zaman sizin için her şey daha kolay olacaktı. ( Sevi yeşil gözleri parlayarak kıkırdar.) -Ahmet son sorum sana. Okuyucalar senin için bir sürü öldürme planı yapsada “bende dahil” ama yinede başından bir şeyler geçtiğini düşünüyorum nedense. Yaptıkları haklı çıkarmaz elbet ama yinede belki kendince bir açıklaman varmı merak ediyorum? Öldürme planı!! Enteresan! Neyse sorunuza gelirsem eğer, başından bir şeyler geçmeyen bir insan var mıdır sizce? Herkesin hikayesi vardır, ayrı ayrı ama genel anlamda tek. Bu hikayede aslolan Gülperi'nin hikayesi. Onun içsel sancıları, küçücük bir kızdan bir kadına dönüşmesi. Ama belki de bir gün beni de dinler Gülperi. Hikayemi ona anlatırım.

Okuma Etkinliğ #16: Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya || Yorum

12/15/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba, güzel bir okuma etkinliği ile karşınızdayım. Bu seferki konuğumuz Acıtan Peri Masalları.

Acıtan Peri Masalları, ismi ne kadar hüzünlü geliyor kulağa değil mi? İnanın bana isminin hakkını sonuna kadar veren bir kitap. Masal gibi okuyorsunuz ama acıtıyorda hemde nasıl acıtıyor.
Hatıralar Serisinin ikinci kitabı Acıtan Peri Masalları. İlk kitapda duygulandık, ağladık ve sinirlendik. En azındna ben böyle hissettim ama anlaşılan bize bu kadarı yetmedi ve bu kitapta da darmadağın oluyoruz.
“Ateş… söndü. O gitti, masal bitti. Aynen bir varmış, bir yokmuş der gibi… Çok geç… Her şey için… Artık verilen sözler var ve geri dönüş yok…”
Ateş ve Peri okuduğum en acı çeken çift. İnsan nasıl bu kadar aşık olur diye sorguluyor. Bu kadar aşık oluyorsa neden mutlu olamıyorlar diye de düşünmeden duramadım. Karakterlerimizi diğer kitaptan tanıyoruz ama tabii artık hayatlarına dahil olan bir sürü insan var. Peri’ye çok kızıyorum. Onun sahnelerini okurken hatta sinirden deliriyorum ama bir bakmışım ki geçmiş. Ona karşı hislerim bir başka nedense, tabii daha çok kendine güvenen bir yapıya sahip olmasını istediğim zamanlar çok oldu ama sonra düşününce kızın karakteri bu diyorsunuz.
“Ateş yaktığı gibi gitmişti. Avucumda, ne olduğunun bin manaya çıktığı, onun elleriyle yazdığı bir yazı ve dudaklarımda kırık bir “Dön baana yeniden ne olur…” nidasıyla, yüreğimde bin pişman olmuş bir peri kızı bırakarak.”
Ateş, ah bu adam ismini hakkını öyle bir veriyor ki… Ateş’in karakteri sanki her tür romana uyacakmış gibi hissediyorum. Üzerinde biraz ağırlık, biraz muziplik, biraz romantiklik ve aşk var adamın. Konuşmaları, sinirli anlarında bile onun hakkında yazılan her şeyi okuyabilirsiniz.
“Sen söyle bana, seni böyle sevmişken… Sana nasıl olur da ben, sevgilim diyemem? Bu nasıl olur da bir günah olur?”
Çiftimizin başına gelenler yetmedi, yetmeyecek anlaşılan. İlk kitapta ama artık bu kadarıda olmasın dedik ya he işte bence şom ağzımızı açmışız diye düşünüyorum çünkü bu kitap daha bir hüzünlü daha bir yıpratıcı. İşin için başkaları karışınca işler dahada çekilmez bir hale geldi.
“Sen yokken ben o aşkı verecek kişi bulamıyorum. Bana fazla bu aşk, anladın mı? Delirtecek kadar… Gebertecek kadar fazla.”
İlk kitapta nasıl kendimden geçtiysem bunda da bir fark olmadı. Uzun süre dram okuyamayacığım belli çünkü bu hikayeyi unutamıyorsunuz. Ben biliyorum ki onların mutlu sonunu görene kadar valla huzura eremeyeceğim.
“Keşke her köşeyi döndüğümde, sana çıksa hayatım yeniden.”“Ve her seferinde sen çarpsan… Kalbim yerine göğsümde.”
Masal gibi okutan ama bir o kadar da gerçekmiş gibi hissettiren bir kitap. Yazarın zaten ilk kitabından biliyoruz bu işi hakkıyla yapanlardan. Yazdığı her bir satırı en derinden hissetmemizi sağlıyor. İlk kitapta olduğu gibi bunda da hafızalarımızda canlanan eski şarkılar ve şiirler var. Bence bunlar artık kitabın olmazsa olmazı oldu.
Nefret edilesi karakterlerde mevcut tabii, sinirlerinize çoğu zaman hakim olamayacaksınız diyorum ve serinin üçüncü kitabını bir önce ellerimde istiyorum.
Dram konusunda çok ama çok başarılı bir seri Hatıralar Serisi. Kesinlikle bir şans verin.

Neler Okudum? : Kasım 2015

12/08/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba! Nasılsınız? Ben pek iyi değilim :D Umarım siz iyisinizdir.
Şu reading slump falan geçemedi gitti valla. Sinir sistemim çöküyor artık, :D 2016 gelse de inşallah çok daha iyi bir yıl olsa. Çünkü 2015 benim için pek iyi geçmedi. 

Aslında bloga yazı giresim falan yok. Kitap okuyamadığım için yorum yapacak şey de olmuyor haliyle. Ama sanmayın ki kitap almadım, evet aldım :D İşte onların bile yazısı var yazılacak ama üşeniyorum. Ben de baktım Aralık ayına gireli bir hafta olmuş. Kalk Buse, kalk şu yazıyı yaz artık dedim. Ve işte Kasım ayında neler okuduğumun yazısıyla karşınızdayım :D 

Bu ay 5 kitap okumuşum. Kaldı ki bu beş kitabın üç kitabı yüz elli sayfa civarında kitaplar. Onlar bile bazen elimde süründü düşünün :D Hatta şimdi dönüp geriye bakınca ay ben bu kitapları geçen ay mı okumuşum, aylar olmuş gibi hissediyorum diyorum kendime. O derece. Kitaplara ve kaç puan verdiğime gelelim. Yorumlarının adreslerini vereceğim, detaylı bakmak isterseniz.

        


Şeytan Tüyü - 4 Puan - Yorum
Tess'in Gözyaşları - 4 Puan -Yorum & Alıntı
Tesadüf - 2 Puan - Yorum
Senli - 4 Puan - Yorum
Küçük Prens - 5 Puan - Yorum





İşte okuduklarım bu kadardı. Ah, bu dönemler geçsin artık. Aslında Kasım'ın sonuna doğru başlayıp hâlâ okuduğum bir kitabım daha var. O Aralık ayına kaldı artık :D Sizler neler okudunuz? Benim okuduklarımdan okuduklarınız var mı? Yorum bırakmayı unutmayın :)
Bu arada blogumun adresini değiştirdim. Artık simdiyazmazamani.blogspot değil. buseguler.blogspot. Yabancılık çekmeyin yani görünce :D 
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere! Sevgiler.

Yorum: Senli - Merve Akıncı

11/26/2015, BY Buse Güler - 4 yorum:

Bu defter, beraber yaşadığımız her şeyin anısına övgüyle yazılmış, hatırlanmaya değer her şeyi içeriyor. Hayır, bu bir günlük değil, bu senli bir anılar geçidi olacak. Senin ve Benim... Karan ve Bahar'ın... Sevgin içimde büyüyen bir çığı anımsatsa da, o çığın üstüme devrilip sonumu getireceğini adım gibi bilsem de yine de yanında olduğum için, varlığını hissedebildiğim için hep binlerce kez şükrettim. Seni sevmek daha değerliydi, kendimden daha çok…

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :)

Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Bu sıralar pek fazla kitap okuyamıyorum. Reading slump denilen okuyamama dönemine çakıldım kaldım çünkü. Tam düzeliyor gibi oluyorum ve yanlış kitap seçimleri yüzünden tekrar okuyamama dönemleri başlıyor. Sizin de oluyor mu böyle? Umarım bir an önce geçer. 

Evet, gelelim kitap yorumuma. Merve Akıncı'nın okuduğum ilk kitabı Senli beni çok derinden etkiledi açıkçası. Bilirsiniz, genelde kitabın konusundan bahsederim ama bu sefer pek bahsetmeyeceğim. Zaten kısa, günlük tadında bir kitap. Okuyun ve kendiniz görün. Tek söyleyebileceğim; Bahar ve Karan'ı okuyoruz. Bahar'ın Karan'a yazdığı günlük tarzı yazılardan, onu anlatışını, yaşadıklarını görüyoruz. Bahar'ın nasıl ilkbahar tadında olduğunu, Karan'a ilkbaharı getirmeye çalıştığını ama  Karan'ın nasıl sonbahar, hatta kış olduğunu anlatıyor bize kitap. Tahmin ettiğiniz gibi Bahar ve Karan sevgili. Fakat birbirlerine çok zıtlar. Karan bir türlü o depresif havasından çıkamıyor, aklında Bahar dışında da başka şeyler var çünkü.

Dediğim gibi Merve Akıncı'nın kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım ve çok güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşünüyorum. Kurduğu cümleler, Karan'ı anlatım tarzı gerçekten çok güçlü ve etkileyiciydi. Kitapta alıntı olarak işaretlenecek o kadar yer vardı ki, ama ben okurken kendimi kaptırmış gidiyordum tabii. Hoşuma giden yerleri işaretlemek kitap bittikten sonra geldi aklıma. Gerçi, işaretlesem de tüm kitabı mı işaretleyecektim ki? :)


Kapağı ayrı güzel ve anlamlı geldi bana göre. Ayracı deseniz, çok uyumlu olmuş içeriğiyle de öyle. Ama okurken fark ettim ki ben dram insanı değilim. Zaten öyle filmler izleyemezdim, biliyorum ama okuyamazmışımda. Kitaba başladıktan sonra on altı sayfa okumuştum ve instagram hesabımda da resim paylaştım, henüz on altı sayfa okudum ama sonunda çok ağlayacakmışım gibi geliyor dedim. Kısmen yanılmışım, çok ağlamadım ama okurken boğazıma takılan o yumrudan bir türlü kurtulamadım. Yutkunsam da geçmedi. Dedim ya, içine aldı beni kitap, çok etkiledi. Dram okuyamazmışım ben, onu anladım. Ruh halim bir anda değişiyor. Bu hoşuma giden bir durum değil, dram okumak yani. Fakat dram sevmiyorum diye burada kitabı kötüleyip yerden yere vuramam. Bu türü sevmesem bile kendi türünde ne kadar güzel ve dokunaklı bir kitap olduğunun farkındayım çünkü. Hatta bu tarzda okumayı çok seven bir arkadaşımla başladık kitaba, o aşık oldu :D Hâlâ etkisinde ve başka kitaba başlamıyor, sindirmesi gerek sanırım :D 

Gelelim kitabın beni nasıl ters köşe yaptığına :D Tabii ki spoiler vermeyeceğim. Fakat başladığımız zaman, ben içten içe sonunu anladım ve hissettim. Hem düşündüğüm gibi oldu, hem de olmadı. Hayatta tahmin edemezdim. Fena halde ters köşe oldum yani :) Dram seviyorsanız bence çok seveceksiniz, tavsiye ederim. 

Puanım:

Yorum & Alıntı: Tess'in Gözyaşları - Pepper Winters

11/23/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!
Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow'u Meksika'ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.
Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan'la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.
Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, "Gözlerindeki karanlığı görüyorum," diyordu. "O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor."Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.
Herkese merhaba, bomba gibi bir kitabın yorumu ile sizlerleyim. Yorumun sonundaki alıntılara göz atmayı unutmayın.
Bomba derken, kitap bende resmen bomba etkisi yarattı. Okuyamama döneminin tam ortasındayken pek ümitsiz bir şekilde aldım elime. Okumak için iki sefer aldım ve dün kitap bittiğinde sabaha karşı beş civarıydı. Siz düşünün artık, nasıl okutturuyor kendini!

Söyleyecek çok şeyim var ama hepsinden önce konusundan ve karakterlerinden bahsedeceğim. Kızımız Tess Snow yirmi yaşında bir genç kız. Mükemmel olmasada mutlu olduğu bir hayatı ve sevgilisi var. Pek güzel bir çocukluk geçirdiğini söyleyemem. Ailesi tarafından istenmemiş, hor görülmüş, fazlalık gibi davranılmış. Kısacası sevilmemiş birisi Tess. İki senedir sevgilisi olan Brax ise tam aksine elinde olsa bir kürenin içine alacak Tess'i, dokunmaya kıyamıyor, o derece seviyor. Peki, şurada bir virgül koyalım. Brax'in bu sevgisi Tess'e yetiyor mu dersiniz? Hayır, yetmiyor. Kızımız mutlu olsa da yatakta daha farklı şeyler peşinde. Bu pek Brax'e göre bir şey olmasa da, Tess böyle işte.

Her neyse, Tess ve sevgilisi tatile çıkıyorlar. Meksika'ya götürüyor onu Brax, sürpriz olarak. Gittiklerinin ikinci günü girdikleri bir kafede Tess kaçırılıyor. Hiç de nazik olmaya çalışmayan, aksine kaba ve zorba adamların eline düşüyor. Daha sonra ise birisine satılıyor, daha doğrusu rüşvet olarak veriliyor.İşte o birisi Q Marcer.

Tess ve Q. Ah, resmen aynılar. O kadar benzerler ki. Çok karanlıklar gerçekten. İlk başlarda Q'ya kızdım, siz de kızacaksınız. Ama sonradan öyle şeyler okuyor ve öğreniyorsunuz ki. Sizin o duygularınızı alıp bambaşka bir yere götürüyor. Tess'in Gözyaşları bu türde okuduğum en karanlık kitaptı bana göre. Ve kesinlikle en farklısı. Bir kere ortada şöyle bir durum var. Q, romantizm yapan, sevgi gösteren bir adam olmayabilir evet ama Tess'in de beklediği bu değil zaten. Tess, Q'ya karşı çıkıp ters davrandıkça Q'nun, Q o şekilde davranınca da Tess'in hoşuna gidiyor. Anlayacağınız ikisi de bu durumdan çok memnun. O yüzden kitabın o karanlık kısımları bazen beni boğsa da kenarı çekildim, sadece izledim. Onların seçimi sonuçta :D

Kitabın sonundaki Q'nun tarafından anlatılan kısım çok güzeldi. İyi ki yazar yöle bir bölüm yazmış. Çünkü şahsen benim her şey daha çok kafamda yerine oturdu ve havada kalan bir olay olmadı. Sonradan, Brax için üzülmüştüm ben çok ama baktım ki yazar sağolsun olayı tatlıya bağlamış, o kısımda çok güzeldi :D Herkes dengi dengine sonuçta.

Kitap gerçekten çok akıcıydı. Sayfalar nasıl aktı gitti hiç anlamadım. Redaksiyonunda da hata göremedim. Yazar'ın karakterlerinin ve kaleminin de çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen sanki gerçek bir olaymış gibi tüylerim diken diken oldu. Genelde ben ülkemizde çıkan kitapları takip ederim, yurtdışında çıkan kitapları takip etmem. Ama Tess o kadar sevilmiş ve herkes o kadar çok öneriyordu ki kitabın Arkadya Bitter'den çıkacağını duyunca ben bile sevindim :D İyi ki sevinmişim. Yayınevi'ne bizleri Tess ve Q ile buluşturduğu için teşekkürler :)


Puanım:


Şimdi sıra alıntılarda :) O kadar çabuk okuttu ki kendini kitap, alıntı işaretlemeye fırsatım olmadı. Ama işte yakalayabildiklerim bunlar;







Umarım hoşunuza gitmiştir, yorum bırakmayı unutmayın. Sevgiler :)


Tanıtım & Ön Okuma: Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson

11/20/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:

Merhaba, bu sefer bir kitap tanıtımı ile sizlerleyim :)
Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…
Konusu çok merak uyandırıcı değil mi? Açıkçası ben çok merak ettim. Bu tarz kitaplar tüylerimi diken diken ediyor. Acaba ne olmuş diye düşünüp duruyorum okurken. Siz de benim gibi merak ettiyseniz aşağıdaki ön okumaya da göz atın :)



Kitap Alışverişi #32

11/19/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:

Herkese merhaba!
Tekrardan geciken bir kitap alışverişi yazısıyla sizinleyim :D Aslında geçen alışveriş yazımda bu kargodan bahsetmiştim. Ertesi gün geldi zaten. Yani geçen hafta gelen bir kargoyu paylaşıyorum. Şimdi ben bunu yazarken de öğrendim ki yarın diğer kargom gelecek :D Resmen bir döngüye girdim :P Bu arada bir önceki alışveriş yazımı okumak için tık tık


Kolimiz bu :) Bu sefer biraz büyük bir koli geldi. Fazla kitap aldım çünkü. Şimdi alışverişimden bahsedeyim biraz. Aslında böyle bir alışveriş aklımda yoktu. Her zamanki gibi bu ay da bir iki kitap almayı düşünüyordum fakat sonra bir baktım Kitapyurdu'nda Pegasus Yayınları %35 indirimli. Benim de ek %5 indirim var. Toplamda %40 indirimle aldım kitapları. O yüzden ki hiç de fuara gidemedim diye üzülmüyorum valla :D Zaten bu yıl İzmir'de fuar olduğu zaman da gidip öyle her yayınevine saldırmayacağım. İnternetten alırım, taşıma derdi yok bişey yok :D Neyse. Uzatmadan bakalım kolinin içinden neler çıkmış.


Üstten başlıyorum;
Yeni Dünya, Kum Şehri, Başkaldırı; ilk üç kitap Onur ablanın ( the reading lady - Onur Kinaci Birler) çevirisi. Hatta Yeni Dünya ilk çevirisi :) Çıktığı zamandan beri almak istiyordum ama bir türlü fırsat olmadı. Fuardan alacaktım Nisan ayında ama tükenmişti :D Bende diğer kitabını almak istemedim, kısmet bugüneymiş. Hazır seri tamamlanmışken alayım dedim :)

Tehlikeli İçgüdü; serinin ikinci kitabı. İlk kitap Tehlikeli Temas bende var. Bir kaç tane olumsuz yorum okuduğum için ikinci kitabı almayacaktım aslında, ama sonradan vazgeçtim. Sevenler de olmuş. Bir şans vermek istedim. 

Bıçak Sırtı; ilk kitabı Eksik Parça var bende. Ama okuyan arkadaşlarımdan çoğu, bence ikinci kitabı bekle, çok fena bitiyor dediler :D Bende okumamıştım. Ama şimdi ikinci kitabı aldığımda üçüncü kitabı bekle diyenler var -_- Okucam valla bu sefer :D 

Eleanor & Park; kararsızdım. John Green kitaplarına benziyor gibime geldi ve ben pek sevmiyorum o yazarın kitaplarını. Güzeller ama beni çekmiyorlar açıkçası. Gerçi sadece bir kitabını okudum o da Tek İsim Tek Kader. Belki bir gün şans veririm. Eleanor & Park da kütüphaneme eklendi. Umarım severim :D Kapağı çok şeker.

Her Şeyin Başlangıcı; aklımda yoktu aslında. Olumlu yorumları doğrultusunda aldım. Konusu hoşuma da gitti. Cildi de çok güzel. Umarım severim.

Ağıt; serinin ilk iki kitabı bende var ama henüz okumadım. Pek sevilen bir seri değil sanırım ama konusu benim hoşuma gitmişti. Seri tamamladım açıkçası :D Okuduğumda da arka arkaya okurum.

Anafor; işte yine bir seri tamamlama. Fırtına ve Girdap bende vardı. Bunu da ekledim. Seriyi sevenler çok. Değişik de bir konusu var. Umarım severim :) 

Gördüğünüz gibi Pegasus dolusu bir alışveriş. Bir kargom daha var yarın gelecek. Bir de sahaf alışverişim falan var onları da diğer alışveriş yazısına ekleyeceğim :) Okuduklarınız varsa eğer - serilerin ilk kitapları da olabilir- yorum bırakıp fikrinizi belirtirseniz çok mutlu olurum! Hoşçakalın! 




Yorum: Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry

11/19/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Herkese merhaba,  Geciken bir kitap yorumu ile sizlerleyim :)
Reading slump denilen döneme tekrardan giriş yaptım, hem de öyle böyle değil. Okuyamıyorum, canım istemiyor. Bende bıraktım artık okumuyorum :D Bakalım ne zaman devam edicem. İşte tam da bu dönemin başlarındayken bir gece okuduğum kitabı bıraktım ve elime Küçük Prens'i aldım. İyi ki de almışım. Çok keyifli zaman geçirdim okurken. Keşke biraz daha uzun olsaydı, okumaya doyamadım. Hemen bitti.

Konusundan pek bahsetmeyeceğim çünkü sanırım okumayan yoktur :D Ben bile geç kalmışım okumak için. Ama geçmişte okusaydım, yine çok sever farklı anlamlar çıkarırdım belki. İleride okuyacağım belki daha farklı anlamlar çıkaracağım. Küçük Prens öyle bir kitap çünkü. Çocuk kitabı deyip burun kıvırmayın sakın. 

Yazar uçağının arızalanması nedeniyle bir çölde mahsur kalıyor. Sonrasında ise Küçük Prens ile karşılaşıyor. "Bana bir koyun çizer misin?" diyor Küçük Prens ilk olarak. Bu şekilde karşılaşıyorlar. Kimdir, nedir, nereden gelir? Ayrıntılı bilgiler vermiyor Küçük Prens. Anlattıklarından ancak bir şeyler toparlayıp kafanızda oluşturabilirsiniz. Yazar da öyle yapıyor zaten. 

Gerçekten çok çok güzeldi. Bitmesin istedim, biraz daha okuyayım. Ama bitti işte. Son sayfalarında gözlerim dolu doluydu. Kitabı bitirdikten sonra kalkıp yıldızlara bakasım geldi :) Başucu kitabım yoktur benim. Genelde kitapları ikinci kez okumayı sevmem ama Küçük Prens başucu kitabı niteliğinde bir kitap bana göre. Alıntı bile işaretleyemedim, çünkü işaretlemeye kalksam her sayfada iki üç yer işaretleyecektim. Küçük Prens'in ve tabii yazarın tespitleri o kadar güzeldi ki. Anlayabilirseniz eğer çok derin farklı anlamlar içeren bir kitap. Herkes okumalı :) 

Bana gelince, ağır bir okuyamama döneminden geçiyorum. Hiçbir şey alamıyorum eliem sürünüyorlar. Son dönemlerde herkesin ölüp bittiği Meleklerin Kanı'nı dahi okuyamadığım o derece. Bu durumdan kurtulmam için ne yapmalıyım? Yorum bırakırsanız sevinirim :) Sevgiler.

Puanım:

Yorum: Tesadüf - Jamie McGuire

11/12/2015, BY Buse Güler - 5 yorum:


#1 New York Times Çoksatan yazarı Jamie McGuire'dan bağımlılık yaratıcı yepyeni bir hikâye...
Erin Easter, Blackwell Lisesi'ndeki üç Erin'den biriydi; bu üç kız sadece isimlerini değil doğum tarihlerini de paylaşıyorlardı. İlgisiz, tek bir ebeveyn tarafından büyütülen Erin Easter, Weston Gates'e uzaktan uzağa hayranlık duyuyordu. Erin A. ve Erin M. kasabanın iki sevilen kızıydı: Kasabanın en zengin iki ailesinin kızları, en yakın arkadaşlar, ponpon kızlar ve Erin Easter'ın olamadığı diğer her şeylerdi; ve Erin Easter'ın bunu unutmasına da asla izin vermiyorlardı.
Weston Gates sevilen bir sporcuydu ve iki başarılı avukatın oğluydu. Soyadının gerektirdiği hayatı yaşamak için kendi arzularından vazgeçmiş, günlerini soyadının baskısı altında geçiriyor ve gizliden gizliye Erin Easter'a ilgi gösteriyordu; onun daha farklı bir hayat yaşaması gerektiğine inanıyordu. Ve sekizinci sınıftan beri Erin A. ile çıkıyordu. Bir tesadüf eseri akşamları Erin Easter ile takılmaya başladıktan sonra kendi gelecek hayallerine ve duygularına sahip çıkma cesaretini göstermeye başlamasıyla işler kendisi ve Erin Easter için değişmeye başlamıştı.
Fakat şoke edici bir trajedi küçük kasabayı sarstığında Erin Easter'ın hayatı mümkün olan en iyi şekilde altüst oldu. Peki, ya hayallerine kavuşmak sandığı kadar basit değilse, ya bildiği hayat çok daha karmaşık hale gelirse?


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yeni bir kitap yorumuyla sizlerleyim. Epey geciken bir yorum oldu bu. Şimdi bile ne yazacağım nasıl anlatacağım bilmiyorum. Kitabı hiç sevmedim. Sevemedim. Tesadüf'ü Jamie'nin yazdığına inanasım gelmiyor.Aslında girmeyecektim yorumunu ama, aksatmak istemedim. 

İlk önce biraz konusundan bahsetmek istiyorum. Erin Easter, esas kızımız oluyor. Okuduğu lisede üç Erin daha var. İsimleri aynı olduğu gibi doğum tarihleri de aynı. Kısaca diğer Erin'lere Erin A. ve Erin M. diyoruz. Önceden, küçükken yani üçü birlikte oynayıp anlaşsalar da daha sonradan işler değişmiş ve Erin diğerleri tarafından dışlanmış. Okulda da şuan bu aynı şekilde devam ediyor. Erin bunları ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da onlar kendilerini baya fark ettiriyorlar. Kızımızın babası yok ve annesi epey sorumsuz madde bağımlısı, artık ne kadar anne denilirse öyle bir anne. Hatta durum o kadar kötü ki bi kaç kez sosyal hizmetlerden gelip Erin'i almak istemişler ama olmamış işte. Umursamaz birisi. Erin'in yakını diyebileceğim çalıştığı dondurmacıda ki iş arkadaşı var sadece. 

Bir de Weston var. Weston Gates okulun popüler çocuklarından. En popüleri belki de. Ailesinin doğruları için yaşıyor aslında. Kendisi bu durumdan pek memnun olmasa da şimdiye kadar hep böyle olmuş. Ailesi istemiş, o ona göre yaşamış. Kendi içinde Erin Easter'a bir ilgisi olsa ve bunu gizliden gizliye gösterse de ailelerin onayıyla Erin A. ile çıkıyor. Kitabın başlarında deyim yerindeyse Weston silkeleniyor ve duygularını belli etmeye başlıyor. İşte konusu böyle, bu şekilde devam ediyor.

Açıkçası ben o başlarda Erin'e sinir oldum. Ezik bir tip olarak görülüyor çevresinde. Sonra Weston gelip ilgi gösterince bir havalara giriyor, anlamamazlığa vuruyor ki anlatamam. Kitabı sevmedim Beğenmedim. Zaten kısa bir kitap 150 sayfadan daha az. Aldım elime bir iki saatte bitti. İyi ki de bitmiş çünkü daha fazla olsa dayanamazdım. Hele diğer Erin'ler ile ilgili aniden bir şey oluyor, okuyunca gözlerim pörtledi :D Hadi canım dedim. Yani oldu bittiye geldi resmen. Esas kızımız Erin'in durumunu da biraz okuduktan sonra tahmin etmiştim. Benim için şaşırtıcı olmadı yani. Bu kitabı Jamie'nin yazdığına inanasım gelmedi. Tek sevdiğim kısmı güzel kapağı ve şirin ayracıydı. Yabancı'nın ayraçlarına bayılıyorum zaten. Puanı da onlara veriyorum :D 

Puanım:

Yorum: Şeytan Tüyü - Julie James

11/12/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:







Kader iki azılı düşmanı birbirlerinin kollarına atarsa…
Savcı yardımcısı Cameron Lynde, Chicago'da gizli kaçamaklar yapan onlarca senatörün tuttuğu onlarca otel odasının arasından, vahşice bir sevişmenin tuhaf bir cinayetle sonuçlandığı 1308 numaralı odanın yanındakini seçer. Ve Illinois'deki, bu özel davada görevlendirilebilecek onlarca FBI ajanının arasından, Özel Ajan Jack Pallas görevlendirilir. Özel Ajan Jack Pallas yıllar önce, beceriksizliği yüzünden kariyerini mahvettiği gerekçesiyle, savcı yardımcısı Cameron Lynde'i ulusal televizyonda rezil eden Jack Pallas'ın ta kendisidir.
…elbette ortalık birbirine girer.
Cameron Lynde'le birlikte çalışmak mı? Şaka mı yapıyorlar? Jack bunun belki de, yıllar önce Cameron yüzünden Chicago'dan sürüldüğü ve nihayet bu yıl geri geldiği için, kötü bir hoş geldin şakası olduğunu umuyor. Fakat fena halde yanılıyor. 

Herkese merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Okuma Şenliği için listemdeki kitapları okumaya devam ediyorum.  Bu sefer yaptığım listeden çok memnunum, istediğim kitapları eklediğim için sadece bir iki değişiklik yaptım :D Neyse, konumuza dönelim. Size biraz kitaptan ve karakterlerden bahsedeyim.
Cameron Lynde, Federal Savcı Yardımcısı. Aldığı ve kazandığı davalar ile adını duyurmuş bir kişi. Topuklu ayakkabıları onun vazgeçilmezi. Cameron evinde parkelerini değiştirdiği için bir geceliğine otelde kalması gerekiyor. Fakat gecesinin pek eğlenceli geçtiği söylenemez. Yan odadaki kişiler epey fazla gürültülü. Onların iyi zaman geçirdiği kesin fakat Cameron için aynı şey geçerli değil. En sonunda saat sabah dört civarında dayanamıyor ve otelin konuk servisini arayıp durumu anlatıyor. Bundan sonraki olaylar hiç beklediği gibi değil. Gürültü gelen yan odasında bir cinayet işlenmiş ve tek tanık Cameron.  Bu kadarla da kalmıyor. Olayı araştırması gereken FBI ajanları arasından Cameron'ın şansına Jack Pallas düşüyor :D
Jack Pallas özel FBI ajanı. Üç yıl önce Cameron ile bir davada birlikte çalışmışlar fakat sonu pek iyi bitmemiş. Aslında Cameron'ın elinde olmayan sebeplerden ötürü böyle olmuş ama bunu kimse bilmiyor tabii. O yüzden Jack kalkmış kameraların karşısında Cameron için hiç iyi şeyler söylememiş. Epey kötü şeyler, küçük düşürücü işte. Daha sonra da tayini çıkarılmış, bir nevi sürülmüş diyebiliriz. Tekrar geri döndüğünde ise ilk görevi Cameron ile ilgili. Şaka gibi değil mi? Evet Jack ve Cameron da böyle düşünüyorlar. Ama birbirlerine karşı bariz şekilde belli olan bir ilgileri var. İkisinin de bunu kabul etmesi zor tabii.

Konusundan bu kadar bahsetmem yeterli sanırım. Gelelim yorumuma. Ben kitabı sevdim. Aslında beklediğimin altında ve üstündeydi. Şöyle ki, beklediğimin altında bir aşk, beklediğimin üstünde de bir polisiye vardı. Uyarayım, doludizgin bir aşk beklemeyin. Belki sonlarına doğru evet, ama onun dışında bütün bir kitabı aşk arayarak okursunuz ve inanın bu da işkenceden farksız olur. Kitap gayet akıcıydı. İki üç sefer elime aldım ve bitti zaten. Karakterleri de sevdim ben fakat nedense ortalarına kadar pek benimseyemedim. Jack'i çok sevdim. Onu ve diyaloglarını. Çok eğlenceliydi. Cameron da iyi hoş kız. Jack için yaptıkları gerçekten güzel şeylerdi. Diğer karakterlerden Wilkins, Amy ve Collin de eğlenceliydi :D
Kitap ciltli ve kapağı zaten çok güzel. Ama onun dışında cilt rengi muhteşem, bayıldım. Pembenin çok güzel bir tonu. Okurken zaten dış kapağını çıkarıp okudum. Kitap bittiğinde kapağını geçirirken fark ettim ki kapaktaki kıyafetlerin kitapta bir önemi var :D Okuyunca göreceksiniz neredeyse aynı kıyafetler geçiyor kitapta. Kısacası kitabı beğendin. Güzel bir aksiyon, polisiye içeren bir kitaptı. Çok fazla olmasa da yerinde bir aşk vardı. Bu tarz kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız, tavsiyemdir :)
Puanım:


Kitap Alışverişi #31

11/11/2015, BY Buse Güler - 6 yorum:

Herkese merhaba :) Alışveriş yazısı ile geldim!

Bir önceki alışveriş yazımdan beri epey zaman geçmiş. Instagram hesabımda kütüphaneme ne eklenirse eklensin gelir gelmez paylaşıyorum fakat blog için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çoğu zaman unutuyorum. Bazen de üşeniyorum :D 

Artık düzenli olarak her ay Kitapyurdu'ndan alışveriş yapıyorum. Eskiden kredi kartım veya hesap kartım olmadığı için alamıyordum, kapıda ödeme seçeneği yoktu. Fakat artık kapıda ödeme seçeneği de eklemişler. Gerçi ben hesap kartım ile alışveriş yapıyorum. Üç ay üst üste sipariş verirseniz ve bir sonraki ay sipariş vereceğinize söz verirseniz eğer o üç ayın sonunda ek olarak %5 indirim hakkınız oluyor. Mesela Pegasus Yayınları %35 indirimli. Ama size %40 indirimli fiyatı geliyor :) Öyle bir avantajınız var. Her ay sipariş vermek zor olmuyor açıkçası çünkü 20 tl üzeri kargo ücretsiz. Öyle devasa sepetler yapmak zorunda kalmıyorum. Almak istediğim iki kitabı ekliyorum sepete zaten 20 lirayı geçiyor :) Hızlı bir şekilde ve yıpranmadan geliyor kitaplarım. Ama Okuoku'dan uzun zamandır alışveriş yapmıyorum ve gönderilen kargolardaki ayraçları çok kıskanıyorum :D Yakın zamanda bir indirim olursa oradan da bir sipariş veririm umarım :) Lafı çok uzattım ama nereden sipariş verdiğimi ve memnun olup olmadığımı soranlar vardı,minik bir açıklama yapmak istedim :) Şimdi son alışverişimden beri neler almışım bakalım.


İlk alışverişim çok PSİKOPAT bir alışveriş kabul ediyorum :P Şaka bir yana ne alacağımı bilmiyordum ve Martı Yayınları %40 indirimdeydi galiba. Psikopat merak ettiğim bir kitaptı, hemde ciltli. Tasarımına çok özenmişler. Yanında bir poster, kartpostal ve ayracı geliyor. Resimde sadece ayracını görüyorsunuz ama eğer okuyup yorumlarsam hepsinin resmini yüklerim. Biraz okumaya başladım ama çok çok çok klişe geldi bana. Neden bilmiyorum. Aslında bu kitabı sevmeyi istiyorum ama resmen bana gözlerimi devirttirdi :D Bir ara devam edicem :)

Psikopat Mafya hakkında kaç tane olumsuz yorum okudum hatırlamıyorum. Pek sevilmemiş. Aldığım zamanda instagramdan özel mesajlar falan geldi okuma sakın diye :D Yazara karşı bir düşmanlıkları olduğunu düşünüyorum ve başladığım zaman tarafsız başlayacağım açıkçası :D Ben ilk blog turu yapılırken alıntılarını görmüştüm çok hoşuma gitmişti. Sonra da Bir Otakunun Dünyası'ndan Kübra önerdi. Okumuş o, sevmiş. Eh bu almam için yeterliydi açıkçası :D İnşallah severim bende okuduğum zaman :)


Her ay bir kere sipariş verdiğimi söylemiştim. Ama daha Ekim ayı bitmeden bir sipariş daha verdim. Sebebi, The Originals Yükseliş ilk 100 kitap 5 liraydı :D Kaçar mı? Kaçmaz! :D Dizisini izliyordum, belli bi yerden sonra bıraktım. Kitabı okuyayım yine devam etmek istiyorum. Gecenin bir yarısı yine Kübra ile uğraştık sipariş verdik, hatta o bilgisayarda olduğu için benim hesabıma girip sipariş verdi sağolsun.

Kargo ücreti olmasın diye istediğim bir kitabı ekleyeyim dedim. Aslında 4N1K hakkında hiçbir fikrim yoktu ama instagramda çok önerdiler. Bende alayım dedim ve alırken "umarım ayracı da gelir." diye dua ettim :D Ayracı da vardı! O kadar güzel ki. Resimde görünüyor zaten. Bi an önce okumak istiyorum ama Okuma Şenliği listemi de daha fazla değiştirmek istemiyorum. Bakalım, okuyunca yorumunu gireceğim.


Geldik yazımızın son kitabı, Kasım ayının ilk alışverişine. Aslında bunu saymıyorum ben :D Çünkü babam kendine kitap alacaktı ben yanına ekledim :P Sinem Akça'nın okuduğum ilk kitabı Bana Şans Dile'den sonra ikinci kitap olan Günaydın Sevgilim'i heyecanla bekliyordum. Sağolsun yayınevi çok bekletmeden çıkardı. Yazarı Sinem abla o kadar tatlı bir insan ki! Uzun uzun sohbetler ettik, her yazdığımda bana zaman ayırıyor sağolsun. Kısa zamanda bunu okumak istiyorum. Günaydın Sevgilim, Yasemin'in hikayesi. Ayrı bir merak ediyorum :)

Okuduğunuz için teşekkürler! Bu ayın esas alışverişi kargoda şuan, yarın veya öbür gün gelecek diye umuyorum. Pegasus kitaplarını topladığım bir alışveriş oldu, o kadar söyleyeyim :D Takipte kalın!

Sevgiler.


Güz Okuma Şenliği || İlk Yarısında Okuduklarım

11/11/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:
Merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yazmakta geciktiğim bir yazı ile karşınızdayım :)

Güz Okuma Şenliği'ne bende katılmıştım biliyorsunuz. Eğer bilmiyorsanız listeme şuradan bakabilirsiniz. :) Şenliğin yarısı bitti bile. Aslında tam gününde yazacaktım bu yazıyı ama bir türlü yazamadım.
Aslında çok iyi bir sonuç çıkarmamışım ilk yarısına göre. Ama dönüp baktığımda, zamanımın olmadığını, .çok sevdiğim kitapları bile günlerce elimde süründürdüğümü görüyorum. Bu yüzden idare eder diyelim. Umarım daha çok kitap okurum bundan sonra :)




Bakalım neler okumuşum;

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap..

Çirkin Aşk / Colleen Hoover / Epsilon Yayınları / 368 sayfa.


9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).


Romantik Savaş / Elif Yılmaz / Postiga Yayınları / 384 sayfa.

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.

Ölümsüz Aşk / Burcu B. Filiz / Aspendos Yayınları / 528 sayfa.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Kuzey Masalı / Zeliha Eren / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.

21. Kategori (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): 150 sayfadan kısa sekiz kitap.

Kedim ve Ben / Nils Uddenberg / Yabancı Yayınları / 136 sayfa.
Tesadüf / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları / 149 sayfa.
Belalı Düğün / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları  / 147 sayfa.

4 kitap okuduğum için; 4*10: 40 puan
3 kısa kitap okuduğum için; 3*5: 15 Puan
2286 sayfa okuduğum için; 22 puan
Toplamda; 40+15+22: 77 puan

Şimdi böyle hesaplayınca hiç hoşuma gitmedi ya, çok karışık okumuşum neyse bu ay biraz daha düzenli okumam lazım :D 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sevgiler!





Neler Okudum? : Ekim 2015

11/06/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.

Bundan sonra her ay neler okuduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında ben bu sene genelde 4 5 kitap okuyabildim, daha az olduğu da oldu o yüzden yazmak istemiyordum ama vazgeçtim :D 1 kitap bile olsa yazacağım :D Instagram hesabımda da düzenli olarak paylaşımlarını yapıyorum. Buradan bakabilirsiniz :D 

Şimdi gelelim okuduklarıma. Bu ay altı kitap okumuşum. Benim için iyi bir rakam olsa da iki tanesi bir gecede biten kitaplardı. Bu yüzden daha fazla okuyabilirdim. Fakat bir kaç kitabı çok elimde süründürdüm, o yüzden bu kadar okumuşum. Şimdi kitaplara ve puanlara bakalım. Yorumlarına bakmak isterseniz yorum yazısının üstüne tıklayın :)

Kuzey Masalı - 5 Puan - Yorum
Romantik Savaş - 4 Puan - Yorum
Ölümsüz Aşk - 3 Puan - Yorum
Belalı Düğün - 3 Puan - Yorum
Kedim ve Ben - 2 Puan - Yorum
Çirkin Aşk - 5 Puan - Yorum

Gördüğünüz gibi Kuzey Masalı ve Çirkin Aşk bu ayın yıldızı olmuşlar :D Çirkin Aşk bir günde bitti zaten ama Kuzey Masalı kıyamam çok süründü elimde :( 

İşte bu ay okuduklarım böyle. Toplu resmi ise aşağıda :D Bir sonraki yazımda görüşürüz, sevgiler!







Yorum: Belalı Düğün - Jamine McGuire

11/05/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:

Herkese merhaba, yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yorumuma geçmeden önce bir not düşeyim. Belalı Düğün bir novella kitap. Yani şimdi yorumu okuyanlar arasında Tatlı Bela veya Ayaklı Bela kitaplarını okumayanlar varsa spoiler olabilir. O yüzden uyarayım :)
Belalı Düğün biteli sanırım üç gün falan oldu ama ben bir türlü yorum giremedim. Novella olduğu için kısa bir kitap, sanırım 120 sayfaydı. Bende bir kaç saat içerisinde bitirdim.
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela kitaplarından bildiğimiz Abby ve Travis'in belalı düğünlerini okuyoruz bu novellada :) Açıkçası ben kitapları okurken düğün kısımlarını gerçekten merak etmiştim ve bu yüzden kitap iyi oldu. Ama okurken biraz sıkıldım, neden bilmiyorum. Travis benim favori karakterlerimdendir. Okuyalı uzun zaman oldu ve gerçekten özlemişim. Ama Abby için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, o kızı hâlâ sevmiyorum :D
Travis yine bir dövüşteyken, bulundukları binada yangın çıkar,  bir çok kişi yaralanır ve yaşamını yitirir. Travis ve Abby'de zor kurtuluyorlar zaten. Bunun ardından Travis'in suçlu bulunup yargılanmaması için Abby kafasında bir plan geliştirir. Travis'e evlen benimle der ve Vegas'a giderler. Böylece Travis yangından bir süre sonra Vegas'ta evlendiği için dikkat çekmeyecektir. Tabii bu planını Travis'e hissettirmeden yapması gerek. Eğer Travis, Abby'nin zorunluluktan onunla evlendiğini düşünürse evlenmez çünkü ve kalbi de çok kırılır doğal olarak. Abby son anda bir kararsızlığa düşse de, daha doğrusu kararsızlık değil bunalmışlık diyelim. Bir an duruyor ve ben ne yapıyorum diye düşünüyor. Neyse durum toparlanıyor sonradan ve çok güzel bir törenle evleniyorlar. 
Kitabı okuduğum için mutluyum, merak ettiğim ayrıntıları öğrenmiş oldum. Fakat okumasam da pek bir şey kaybetmezmişim. Neden bilmiyorum, sıkıldım okurken. Zaten kısa bir kitaptı. Ben aslında düğünlerini değilde daha çok ilerideki hallerini okumak isterdim, geleceklerini. Keşke yazar öyle bir kitap çıkarsa :D Sadece bir iki bölüm okuyabildik o şekilde. Travis'in annesinin yazdığı mektup çok ama çok güzeldi. Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri o oldu. Ayrıca başından sonuna kadar okurken Abby'e kızmadım değil. "Travis'i de elinde maymun ettin be kızım!" diye söylenip durdum :D Ne yapayım, sevmiyorum o kızı!
Kısacası okumak isterseniz bir iki saatinizi alacak bir kitap. Okumasanız da çok bir şey kaybetmezsiniz. Ama eğer benim gibi düğünlerini merak ediyorsanız okuyun :D
Puanım:

Okuma Etkinliği #15: Kuzey Masalı - Zeliha Eren || Alıntılar

11/05/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba :) 
Etkinliğimizin son gününde sıra paylaştığımız alıntılar geldi. Umarım beğenirsiniz :)