KGBT 31. Tur || Yorum : Mekanik Aşk - Zeliha Eren

9/23/2016, BY Buse Güler - 1 yorum:

Bilişim İstihbarat Servisi'nde macera hız kesmeden devam ediyor! Kemerlerinizi çıkarmadınız, değil mi?Gördüğü her güzele kur yapabilme yeteneği olan, Bilişim İstihbarat Servisi'nin cesur ve yakışıklı ajanı Alex Cavendish, dünya kadın popülasyonu içinde asla öpmemesi gereken tek kadının dudaklarına dokunurken, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğinin farkında değildi.Julie Thompson, robotlarıyla mutlu mesut yaşayan, onlara nesli tükenmekte olan son panda yavrusu muamelesi yapan bir bilim insanıydı. Fakat evrenin onunla ilgili farklı planları vardı. Hayatı boyunca nefret ettiği adamın çekimine kapılıp bir yanardağa dönüşmüş, bu da yetmezmiş gibi bir anda ajan olup göreve gönderilmişti. Üstelik de onunla…
Alex, aristokrasinin beşiği olan İngiltere'de skandal haberler, renkli alışveriş poşetleri, işkence aletine dönüştürülmüş rujlar ve katil olma potansiyelini ortaya çıkaran futbolcuların arasında akıl sağlığını korumaya çalışırken, bir yandan da kendi de dâhil olmak üzere- dünya çapında birçok ajanın hayatını kurtarmayı amaçlayan görevde başarılı olmak için, geçmişinden gelen şeytanlarıyla savaşmak zorunda kalır.
İki inatçı yüreğin baştan çıkarma oyunlarıyla süslenen doludizgin aşkına kahkahalarla eşlik ederken, tehlikeli maceralarla kalp atışlarınız yükselecek.
Tavsiye: Kesinlikle sakin olmadan okuyun!
Öfke hiç bu kadar ateşli olmamıştı. Tutku hiç bu kadar alev almamıştı. Ve aşk… Belki de hiç bu kadar eğlenmemişti bu iki delinin kalbine düşene dek.


Herkese merhaba.

Yine çok güzel bir kitabın tur yorumu ile sizlerleyim. Ephesus Yayınları’ndan çıkan, Zeliha Eren’in yazdığı Mekanik Aşk beklediğim bir kitaptı. Yazarın ve serinin ilk kitabı olan Kuzey Masalı’nı okuduktan sonra ikinci kitabın çıkacağını duyduğumda çok sevinmiştim. Bilirsiniz ya, bir kitabı okursunuz ve karakterlerini çok seversiniz. Kitap bitse de siz kurgudan ve karakterlerden kopmak istemezsiniz. Durum böyle olunca, yeni bir kitap geleceği ve bu kitap Alex ile Julie’nin hikâyesi olacağı için epey heyecanlıydım. Tahminlerim doğru çıktı, Mekanik Aşk gerçekten keyifle okuduğum bir kitap oldu. Kuzey Masalı’nda okuduğum karakterleri tekrar burada görmek çok iyi geldi, insan özlüyor (:


Kitabın giriş kısmında aslında Alex ve Julie’nin tanışıklığının daha eskiye dayandığını okuyoruz. Julie’nin, Alex’e olan öfkesi ve nefretinin de sebebini anlıyoruz aslında. İtiraf edeyim, ilk başlarda okurken Alex’in hareketlerine gözlerimi devirmiş ve sinir olmuş olabilirim. Onun dışında Alex’i sevdim, adam sevilmeyecek gibi değil. (: Çiftimizde sürekli bir didişme mevcuttu. Bu benim hoşuma gitti açıkçası, altta kalmayan kadın karakterleri seviyorum ve okurken çok eğlenceli bulduğum kısımlardandı bu minik atışmalar. Alex gibi bir adamdan bahsediyoruz ve onu dize getirecek bir kadına ihtiyacı vardı bence ve Julie büyük bir zevkle bu görevi üstlenmiş gibi görünüyor. (:

İlk kitap gibi Mekanik Aşk da gerçekten kahkaha attıracak kadar eğlenceli, yine maceralarla dolu bir kitaptı. İlk kitaptan tanıyıp sevdiğim karakterleri tekrar okumak da çok hoşuma gitti. Baş karakterlerimiz Alex ve Julie’yi okumak keyifliydi.

Ephesus Yayınları’nı tasarım, cilt ve kapak için tebrik ederim. Gerçekten çok güzel olmuş, seri uyumu da çok hoşuma gitti. İnsanın sarılası geliyor. (:

Benim zevkle önerebileceğim kitaplar arasında Mekanik Aşk. Zeliha Eren tatlı yazarımız yine çok güzel yazmış, kalemine sağlık (:




Okuma Etkinliği : Kan ve Aşk - Işılca | Alıntı

7/05/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba, okuma etkinliğimizde sıra alıntılarda.
Umarım beğenirsiniz.






Okuma Etkinliği : Kan ve Aşk - Işılca | Yorum

7/02/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Hiçbir Aşk kanla yazılamaz
İntikam ateşinin AŞK'a aşka dönüşme savaşıYıl 1760… Kelimelerin sustuğu, kılıçların konuştuğu yedi yıl savaşları tüm acımasızlığıyla devam ederken AŞK intikam ateşinde doğacaktı…
Bir Leydi;Hoyrat bir nehir, ateşten doğan keskin bir kılıç, yayından fırlamış bir ok, ne aşka boyun eğer ne de kanla yazılacak bir kadere…
Bir Lord; Öfkeyle kaynayan bir okyanus, fırtınalarla bilenmiş bir hançer, ne sınırlara boyun eğer ne de aşktan örülmüş zincirlere… Nehir ve okyanus, savaş ve barış, tutku ve nefret…
Herkese merhaba!
Bu sefer çok güzel bir okuma etkinliği ile sizlerleyim.
Uğur Böceğinin Kitaplığı, My Real, Esra Nazenin Özdemir ve ben toplandık benim en sevdiğim yazarım Işılca'nın yeni kitabı Kan ve Aşk için etkinlik düzenledik. 

Yorumuma geçmeden önce ön okuma için buraya, Esra'nın güzel yorumu için buraya , yazarımızın diğer kitapları hakkında bilgi veren Aslı'nın yazısını okumak için de buraya tıklayabilirsiniz.

Henüz çekilişimize katılmadıysanız da buradan katılabilirsiniz.

Gelelim yorumuma :)

Işıl abla benim, alışveriş listesi yazsa alır okurum dediğim bir yazar. Hâl böyle olunca, pek alışık olmadığım historical tarzında olan Kan ve Aşk için bile heyecanla beklemeye başladım. Kitap daha önce wattpad platformunda yayınlanmış fakat maalesef ben okumamıştım. Ama okuduğum zaman, daha önce okuyanların neden bu şekilde sabırsızlanarak ve büyük bir sevgiyle kitabı beklediklerini anladım. Çok güzeldi çünkü!

Kitabın konusundan bahsetmeyeceğim. Arka kapak yazısında ve Esra'nın yorumunda konusundan bahsediyor zaten. Eğer şöyle başlıyor diyerek anlatmaya başlarsam sanırım sonuna kadar anlatabilirim. 

Kitap, yazarımızın her kitabında olduğu gibi klasik kitaplardan değil. Yani yine bir Işılca sihri var içinde :) Klasik bir tarihi aşk romanı beklemeyin. Ben bir okuyucu olarak bu tarzı okurken bile bazen zorlanıyorum, kafam karışabiliyor. Fakat o kadar güzel betimlenerek ve ince bir dil ile yazılmış ki, sayfalar nasıl aktı gitti anlamadım. Kitabı elinize aldığınızda ilk satırlardan sizi içine çekiyor. 
Karakterler ile birlikte 1760 yılının Güney İngiltere'sinde yaşamaya ve olaylara tanıklık etmeye başlıyorsunuz ve eminim ki son satırları okuyup kitabı kapattıktan sonra siz de benim gibi 'vay be!' diyeceksiniz. 

Kitabın kapağına, cilt kısmına ve tasarımına gerçekten bayıldım. Çok özenle hazırlandığı belli oluyor. Böyle güzel bir kitaba da bu yakışırdı diye düşünmeden edemiyorum. :)

Son olarak, yazarımızın kalemi ile tanışmamış olanlar için söylüyorum. Çünkü eğer tanıştıysanız siz de benim gibi her çıkan kitabını büyük bir heyecan ile alır okursunuz zaten. Eğer henüz tanışmadıysanız ve historical tarzında kitaplar seviyorsanız hiç tereddüt etmeden alın ve okuyun. Benim gibi bu tarza pek sıcak bakmıyorsanız bile alıp okuyabilirsiniz. Gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum ve bol okuyucusu olmasını diliyorum. 

KGBT 30. Tur || Yorum: Tam İsabet - Alice Clayton

6/23/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Caroline'ın, çapkın komşusu Duvardelen Simon'ın kalbini çalmasıyla renklenen hayatı, artık tam anlamıyla bir lunapark! Duvarların Dili Olsa ile ilk kez tanıştığımız Caroline ile Simon ve onların muhteşem arkadaş çevresi, hikâyenin devamı Tam İsabet'te yeni insanlarla daha da kalabalıklaşıp şenlikli bir hal alıyor.
Eee boşuna "Nerede bolluk orada eğlence (!)" dememişler!.. Tam İsabet'te de aşk tanrısı okunu öyle bir nişan alıyor ki romantizmi ve eğlenceyi tam on ikiden vuruyor. Size de sadece, aşk ile meşkin mükemmel bir uyumla bir araya geldiği bu kitabı okumak kalıyor! Aşk kapıyı bir kere değil, defalarca çalar! Duvarları da...


Herkese merhaba.
Kitap Gurmeleri olarak DEX’in yenilerinden Tam İsabet’in turuyla sizlerleyiz. Bugün turun son günü ve yorum sırası bana geldi.

İlk kitap olan Duvarların Dili Olsa’yı çıktığı ilk zamanlarda -kaç yıl önce hatırlamıyorum- okumuş ve çok sevmiştim. İkinci kitaptan ümidi kestiğim için Tam İsabet’in çıkacağını duyduğum zaman elbette mutlu oldum. Fakat kitap tam olarak beklentilerimi karşılamadı. Genelde ikinci kitaplar böyle olurlar aslında. Hele ki ilk kitap mükemmelse (:

Çok kalın bir kitap olmamasına rağmen okurken sıkıldığım zamanlar oldu. Çünkü birbirini tekrarlayan yatak muhabbetlerinden ibaretti. İlk kitap da genel olarak böyleydi ama sanırım o zamandan bu zamana çok daha iyi kurgu ve kitaplar okuduğum için bu biraz sönük kaldı.

Cinsellik benim açımdan bir kitapta sorun değildir, tüm kitap bunun üzerine kurulu olmadıktan sonra elbette. Sıkıldığım kısım bu oldu. Sanırım benim için final ilk kitap olarak kalacak. Gerçekten beğenmiş ve epey gülmüştüm çünkü. (:

Eğer ilk kitabı okumadıysanız tavsiye ederim, okuyun. İkinci kitabı ise siz bilirsiniz. Belki arka arkaya okunduğu zaman daha iyi bir etki bırakabilir. 


KGBT 29. Tur || Yorum: Sarai - J. A. Redmerski

6/06/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Sarai henüz on dört yaşındayken annesi tarafından Meksika’daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanmıştır. Fakat Sarai, normal bir hayatın ne demek olduğunu unutmasına rağmen, zorla alıkonulduğu evden kaçma umudunu da hiç yitirmemiştir.
Soğukkanlı bir katil olan Victor da tıpkı Sarai gibi çocukluğundan beri hep ölüme ve şiddete tanık olmuştur. Victor öldüreceği yeni hedefiyle ilgili bilgi almak için Sarai’ın bulunduğu yere geldiğinde genç kız ,buradan kaçabilmek için elindeki tek fırsatın bu adam olduğunu anlar.  Ne var ki, işler Sarai’ın planladığı gibi gitmez ve tehlikeli bir adamın elinden kaçarken, kendini Tucson’a giden bir kamyonun arkasında değil, bambaşka tehlikelerin içinde bulur.
Firar sırasında Victor içgüdülerinin etkisindeki kişiliğinden sıyrılır, vicdanının sesini dinler ve Sarai’a yardım etmeye karar verir. Çift birbirine gittikçe yakınlaşırken, Victor kızı korumak için her şeyini, hatta herkes gibi Sarai’ın ölmesini isteyen erkek kardeşi Niklas’la aralarındaki ilişkiyi bile tehlikeye atar.
Victor ve Sarai birbirlerine olan güvenlerini arttırırken, aralarındaki uyuşmazlıklar da zamanla azalmaya başlar. Peki Victor’un kaba kuvvete dayanan yetenekleri ve tecrübesi Sarai’ın hayatta kalmasına yetecek midir?
Bu kitap Sarai ve Victor’un hikâyesidir.

Herkese merhaba.
Yine çok güzel bir kitabın tur yorumu ile sizlerleyim. 

J.A. Redmerski benim sevdiğim yazarlardan. Hiçliğin Kıyısında ve Sonsuzluğun Kıyısında kitaplarını çok severek okumuştum. Bu kitapta da beni şaşırtmadı, Sarai çok güzeldi.

Arka kapak yazısında konuyu tam olarak anlatmış aslında. Sarai, on dört yaşındayken Meksika'daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanıyor. Çünkü adam ona aşık, tabii saplantı ve hastalık derecesinde.

Orada bir nevi esir olarak tutulmaya başlandıktan sonra yanına bir kız daha getiriyorlar ve bu Sarai'nin en yakın arkadaşı oluyor. Birlikte orada zorla tutuluyorlar ve öyle bir yer ki, kaçma olanakları imkansız.

Daha sonra bir Amerikalı geliyor, iş anlaşması için ve Sarai bu fırsatı değerlendirerek kaçıp adamın arabasına gizleniyor. Kurtulduğunu düşünürken kendini çok daha farklı bir belanın içerisinde buluyor. Daha sonra da kitabımız devam ediyor.

Ben kitabı sevdim. Gerçekten çok akıcıydı ve kapak tasarımını da beğendim. Zaten kitap ciltli, çok güzel yani :) Tek sorunum redaksiyon sıkıntısıydı. Okumanıza engel olmuyor ama gözüme batan, rahatsız eden hatalar vardı.

Yazar romantik türünde gayet güzel yazıyordu ve bu türde de bunu başarmış. Umarım ikinci kitap için çok fazla beklemeyiz. 

KGBT 28. Tur || Yorum: Tatlı Ateş - Jamie McGuire

5/31/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Falyn Fairchild, yıllar önce zorlandığı ve her gün pişman olduğu bir kararın ardından gösterişli hayatını geride bırakmış, doğup büyüdüğü kasabaya gelerek kendine Bucksaw Café'de basit bir hayat kurmuştu. Geride bıraktığı hiç kimseye ve hiçbir şeye özlem duymuyordu, biri hariç…
Falyn'in basit hayatı, Bucksaw Café'de bir masaya oturduğu andan itibaren belanın ta kendisi olduğunu belli eden Taylor Maddox tarafından darmadağın edilmek üzereydi. Çekici, isle kaplıyken bile muhteşem görünen ve verdiği sözleri yerine getirmeyen Taylor, Falyn'in bir yakışıklı itfaiyecide göreceğini düşündüğü tüm özelliklere sahipti. Falyn, onun gibi birinin geride bıraktıklarından olmakla hiç ilgilenmiyordu ve ilgisiz bir dişi, bir Maddox erkeği için en büyük meydan okumaydı.
Ancak Falyn, Taylor'ın nereli olduğunu öğrendiği anda her şey değişecekti. Sonunda Maddox inatçılığı, Falyn'in meşhur terk edişleriyle tanışacak ve Taylor hayatında ilk kez yanan taraf olacaktı.

 Herkese merhaba.
Kitap Gurmeleri bir süredir dinleniyordu ama böyle güzel kitaplar çıkınca dayanamadı, bomba gibi döndük :) 

Jamie, benim sevdiğim yazarlar arasındadır. Çıkmış tüm kitapları bende var ama bu seriden sadece Tatlı Bela, Ayaklı Bela ve Belalı Düğün'ü okumuştum. Tatlı Bela'da tüm Maddox kardeşler ile tanışmıştım. Diğerleri ile tanışamadan Taylor ile tanıştım ve güzel bir tanışma oldu :) Tanıtımda okuduğunuz gibi bu sefer karşımızda itfaiyeci bir Maddox var. Falyn ile tanışıyor ve başlıyor hikayemiz.
Kitapta aslında bana samimi gelen şeylerden biri de karakterlerin mükemmel olmaması. Bir geçmişleri ve sorunları var. Bu tarz erkek karakterleri okumayı özlemişim gerçekten eğlenceliydi. Sahiplenmesi, esprili oluşu. Tam bir Maddox erkeği :D

Onun dışında Falyn beni biraz kızdırdı ama güçlü bir karakterdi. Zaten bu kadar şeyin üzerine sümsük bir karakter olsaydı, daha çok kızardım. Ama Taylor'ın karşısında duruşu hoşuma gitti. Bazen gülümsedim bazen de gözlerimin dolmasına engel olamadım. Falyn'in yaşadıkları gerçekten hiç kolay şeyler değil.

Eklemeden edemeyeceğim, turdaki diğer kızlar da söylemiş ama ben de belirteyim. Falyn'ın ailesinden nefret ettim. Ciddi anlamda, nefret ettim. 

Jamie McGuire karakterlerini ve kurguladığı olayları seviyorum. Tatlı Ateş de diğerleri gibi son derece akıcıydı. Bir solukta bitirebilirsiniz :)

KGOS 27. Tur || Yorum: Sonsuzluğun Kıyısında - J.A.Redmerski

4/24/2016, BY Buse Güler - 2 yorum:

"Duygusal, kalp atışınızı hızlandıracak ve hep daha fazlasını isteyeceğiniz bir serüven."-Reveal-
Camryn Bennett hayatı boyunca hiç olmadığı kadar mutludur. Ruh eşi Andrew Parrish'le bir otobüste tanışmalarından beş ay sonra nişanlanmışlardır. Üstelik onları bekleyen tek şey evlilik de değildir. Hem endişeli, hem heyecanlı olan Camryn, hayatının geri kalanını Andrew ile geçirmek için sabırsızlanıyordur. Onun kendisini daima seveceğinden emindir, çiftin hayattan pek çok beklentisi vardır fakat kötü bir olay, hayatlarını bir anda tepetaklak eder. 
Andrew yaşama tutunmaya çalışır, Camryn'in de aynı çabayı göstereceğini düşünür. Ama Camryn'in yarasını tehlikeli yollardan sarmaya çalıştığını fark edince, onu hayata döndürmek için bir şey yapması gerektiğini anlar. Aşklarının her şeyin üstesinden geleceğini ispatlamaya çalışan Andrew, Camryn'i umut ve tutkuyla dolu yeni bir yolculuğa davet eder. Aşkın en güzel hali yine Redmerski'nin kalemiyle okurla buluşuyor. Sonsuzluğun Kıyısında hayata ve aşka dair çarpıcı bir hikâye... 
Herkese merhaba, yeni bir blog tur yorumuyla sizinleyim. 
Yorumuma geçmeden önce, eğer facebook sayfamızda devam eden çekilişe katılmadıysanız buradan , instagram hesabımızda da bulunan çekilişe buradan katılabilirsiniz :)
Bugün turun son günü, son yorum benim. Eğer önceki yorumları incelemek isterseniz, facebook sayfamızdan inceleyebilirsiniz.

İlk kitap olan Hiçliğin Kıyısında yorumuma göz atmak isterseniz buradan bakabilirsiniz :)

Evet, yönlendirmelerim bittiğine göre sanırım yorumuma geçebilirim :)

Öncelikle spoiler vermeyeceğim, ilk kitabı okumadıysanız da yorumumu okuyabilirsiniz. Konusundan arka kapakta yeterince bahsediyor zaten. O yüzden pek bahsetmek istemiyorum.

İlk kitabı gerçekten çok sevmiştim ve seri olduğunu bilmiyordum. Aslında bittiği zaman havada kalan pek bir şey olmamıştı. İkinci kitabı çıkmasa da benim için muazzam bir kitaptı. Ama ikinci kitap olan Sonsuzluğun Kıyısında'nın çıkacağını öğrendiğim zaman gerçekten çok sevindim. Camryn ve Andrew'i tekrar okumak çok güzeldi :)

İlk kitabın sonundan sonra devam ediyor kitap. Hiçliğin Kıyısında'ya göre daha durağan bir kitaptı aslında. Çok fazla eğlenceli değildi ama insanın içine dokunuyor. Yazarın kalemini zaten çok sevmiştim. Okurken içinize işleyen türden bir kitap. 

İki karakter tarafından da anlatılıyor ve bu benim hoşuma giden bir unsur. Bu kitapta çiftimizi pek kolay şeyler karşılamıyor aslında. Epey zorlu dönemlerden geçiyorlar. Bu dönemlerden geçerken de Andrew öylesine mükemmel bir adam oldu ki... Zaten mükemmeldi bana göre ama demek ki daha fazlası da olabiliyormuş :)

Yine ilk kitap gibi bir çırpıda bitirebileceğinizi düşünüyorum. Umarım sizler de benim gibi keyif alarak okursunuz :) Henüz ilk kitabı almadıysanız ikisini birden alın. İlk kitabı okuduysanız, bekletmeyin bu kitabı da :)
Mutlu günler dilerim :) 

Kış Okuma Şenliği 2015 | Final

3/24/2016, BY Buse Güler - 1 yorum:

Herkese merhaba.
Kış Okuma Şenliği bitti. Zorlansam da sonuna kadar dayandım ve listemdeki kitapların dışına çıkmadım :D Tabii listede değişiklikler oldu ama, okudum yani :D Keşke tüm kitapları bitirebilseydim ama 5-6 kitap eksik kaldı galiba. Olsun, bu bile benim için mükemmel. 

Şimdi bakalım neler okumuşum?

Kategoriler: 


1. Kategori (10 puan): Şenliğimizin destekçisi Yabancı Yayınları'ndan çıkan bir kitap.

Ruhumdaki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 480 sayfa.

2. Kategori (10 puan): İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların kış mevsiminde geçtiği bir kitap.

Duygu / Işıl Parlakyıldız / Müptela Yayınları / 664 sayfa.

4. Kategori (10 puan): Kaç şenliktir listenize alıp alıp da okuyamadığınız o kitap (Şenliğe ilk kez katılanlar içinse kütüphanelerinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitap).

Gözlerindeki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 448 sayfa.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.

Şeker Portakalı / Jose Mauro De Vascancelos / Can Yayınları / 200 sayfa.

8. Kategori (10 puan): Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. 

Bekir / Işıl'ca / İndigo Yayınları / 464 sayfa.

9. Kategori (10 puan): 2015 yılında çıkan bir kitap 

Sondan Sonra / Amy Plum / Akılçelen Kitap / 208 sayfa.

10. Kategori (10 puan): Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını isteyeceğiniz bir kitap.

Seni Severken / Güneş Demirel / Ephesus Yayınları / 480 sayfa.

11. Kategori (10 puan): Bilim kurgu / fantastik kurgu türünde bir kitap.

Şeytanın Stajyeri / Donna Hosie / Novella Dinamik / 352 sayfa

15. Kategori (10 puan): Romantik türde bir kitap.

Leo / Mia Sheridan / Yabancı Yayınları / 288 sayfa.

16. Kategori (10 puan): Karakterlerinden birinin bulunduğu kitaba isminde geçtiği bir kitap.

Ali'm / Işıl Parlakyıldız / Müptela Yayınları / 528 sayfa.
17. Kategori (10 puan): Size hediye gelen bir kitap.
Kan Kırmızı / Aslı Karabulut / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.

Ejderin Aşkı / G.A.Aiken / Ephesus Yayınları / 391 sayfa.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan):
Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Çırılçıplak / Raine Miller / Yabancı Yayınları / 224 sayfa.
Bir Adım Sonrası Ayrılık / Zeynep Şentürk / Dokuz Yayınları / 448 sayfa.
Hayatımın Başrolü Olur musun? / Selim Çiprut - Duygu Özlem Yücel / DEXPlus / 356 sayfa.
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları / Ransom Riggs / İthaki Yayınları / 320 sayfa.

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan): İsmi bir kelimeden, iki kelimeden, üç kelimeden, dört kelimeden, beş veya daha fazla kelimeden oluşan birer kitap.

Anlaşma / Elle Kennedy / Yabancı Yayınları / 448 sayfa.
Karanlıkta Buldum Seni / A. Meredith Walters / GO! Kitap / 456 sayfa.
Karanlık Yalanları / Alessandra Torre / Yabancı Yayınları / 336 sayfa.
Üzüm ve Diğer Şeyler / Yaşar M. Taşkale / Artemis Yayınları / 375 sayfa.
30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor / Burçin Çelik / Postiga Yayınları / 360 sayfa

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

Tema; dört farklı yayınevinden birer kitap.

Cadı Avcısı / Virginia Boecker / Yabancı Yayınları / 400 sayfa.
Sıkı Fıkı / Emma Chase / Ephesus Yayınları / 400 sayfa.
Entrikacılar / Cgristine Feret Fleury  / DEX / 208 sayfa.
Bubi Tuzağı / Mesut Cihan Demirel / Dokuz Yayınları / 176 sayfa.

Puan Hesaplama:
Toplam 24 kitap okuduğum için 24*10 = 240 puan
Toplam 9.584 sayfa okuduğum için 95 puan
20,21 ve 22. kategorileri tamamladığım için ekstra 40+40+20 = 100 puan
Toplamda 240 + 95 + 100 = 435 puan

KGOS:26.TUR || YORUM: SENİ SEVERKEN - GÜNEŞ DEMİREL

3/23/2016, BY Buse Güler - 1 yorum:

Karşılıksız bir aşka ömrünüzü adayabilir misiniz? Deniz, kendini bildiğinden beri âşıktı Ateş'e. Tüm geçmişini dolduran ve geleceğin bile silemeyeceği bir aşka emanet etmişti kalbini. Onun için nefes almak demek, Ateş demekti. Ne yıllar vazgeçirebilmişti onu sevdasından, ne de sevdiği adamın başkasına ait olduğunu bilmek… Her geçen gün umudunu yitirse de, kalbinin pusulası hep Ateş'i gösteriyordu. Peki, vazgeçmemek, çok istemek yeter miydi hayallerin gerçek olmasına?
Ateş, mükemmel bir yaşama sahip olduğunu düşünürken yanılmıştı. Hiç beklemediği bir anda hayatının yönü değişmiş, bir yaprak gibi savrulmuştu. Kendine yeni bir düzen kurmaya çalışırken, içinde yanan ve yandıkça daha da büyüyen nefret duygusuyla baş edebilecek miydi? Kalbinize dokunacak bir aşk hikâyesi okumaya hazır mısınız?
Herkese merhaba, yine çok güze bir tur kitabının yorumuyla sizlerleyim. Güneş Demirel ile Şimdi Benimsin kitabı sayesinde tanışmıştım ve o zaman da kalemini çok sevmiştim. Ama Seni Severken benim için apayrı oldu, öyle de kalacak :) 

Çocukluk arkadaşı olan Deniz ve Ateş'in hikayesini okuyoruz. Deniz küçüklüğünden beri Ateş'e aşık ama Ateş bunun farkında değil. Uzaktan sevmiş hep Deniz onu. O mutluysa bana yeter diye düşünmüş. Daha sonra kızımız tam umudunu kestiği anda kader onları bir araya getiriyor. İşte bunu okuyoruz. 

Bir de yan karakterler var. Deniz'in eczanesindeki yardımcısı Kenan ve annesi Gülsu. Kenan'ın hiç tanımadığı babası Erkan, yani Gülsu'nun yıllarca içindeki aşkla, anılarla yaşattığı Erkan'ı. 
Ben Erkan ve Gülsu yan yarakterler olsa da onların hikayesini daha çok sevdim. Deniz ve Ateş'i sevmedim değil, sevdim ama keşke ana hikaye Erkan ve Gülsu üzerine kurulu olsaymış :) Gerçi sonlara doğru neredeyse öyle oluyor. 
Kitabı çok beğendim. Elime aldığımda sayfalar su gibi akıp gitti. Bazen gülümseyerek, bazen de boğazımda bir yumruyla okudum yaşananları. Kimi zaman tahmin ettim kimi zaman yok artık dedim. 





Kalabalık bir kitaptı aslında ve ben genelde sevmem kalabalık kitapları, kafam karışır. Ama yazarın tam kararında bir kurgu oluşturduğunu düşünüyorum. Çünkü hem tüm karakterlerin detayları vardı, hem de bu detaylar yeterliydi ve sıkmıyordu. Güzeldi işte, bitmesin diye son sayfaları yavaş okusamda her güzel şeyde olduğu gibi bu kitabın da sonunu gördüm ve yüzümde buruk bir tebessümle kapattım son sayfayı. Daha önce de söylemiştim, yine söylüyorum. Yazarın sihirli bir kalemi var sanki, elinize aldığınız zaman isteyerek bırakamıyorsunuz, illa o kitap bitecek. Acaba bir sonraki bölümde ne olacak hissiyle okudum hep.
Ephesus Yayınları sağolsun cilt kalitesinden ödün vermiyor, bu kitabın da kapak ve cilt kalitesini beğendim. Özellikle arka cilt kısmındaki detaylar çok güzeldi.

 Kısacası ben kitabı çok beğendim, muazzam bir kitaptı bana göre. Sizin de seveceğinizi umuyorum. Tek sıkıntım keşke ana karakterler Gülsu ve Erkan olsaydı :) Yazarın sihirli kaleminin yanı sıra duyguyu okura geçirişini ve bizden karakterler yazmasını da çok seviyorum. Tavsiyemdir efendim, okuyun.

Puanım:


KGOS 25. Tur || Yorum: Entrikacılar - Christine Féret-Fleury

3/14/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Versailles karmakarışık! Versailles aklını kaçırmış!
Saray'a yeni gelen, "Kızıl" adıyla tanınan ve hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir kızıl saçlı, tozu dumana kattı. Ünlü terzi Claude de Chinelle'in koruması altına giren bu güzeller güzeli kız, terzinin en sevdiği modeli ve esin perisi oldu. Kızıl herkesi kışkırttı! Kıskançlıktan çatlayanların, rekabet etmek için tutuşanların gözleri üzerinde. Ne ondan nefret eden Saraylı güzel Élise de la Valle ne de ona âşık olan karizmatik şövalye Philippe de Saint-Agrève, Kızıl'ın özenle sakladığı sırrını öğrenmeyi başarabildi.
Versailles Sarayı'nda dönen dolaplara tanık olmaya hazır mısınız? Gizli odalarda yaşanan dudak uçuklatıcı olaylar sizleri bekliyor. Güneş Kral'ın sarayının heyecan verici, haylaz ve kesinlikle ateşli entrikaları, daha önce okuduklarınızın hiçbirine benzemiyor!
Herkese merhaba :)
Blog tur konuğumuz Entrikacılar'ın yorumuyla sizlerleyim. Yorumuma geçmeden önce, eğer henüz facebook sayfamızda devam eden çekilişe katılmak isterseniz buradan katılabilirsiniz.

Arka kapağını üstte okudunuz zaten. Kısa bir kitap olduğu için çok  fazla konusuna değinmek istemiyorum, heyecanı kaçmasın.
Rönesans döneminde, Versailles sarayında geçen entrika dolu bir kitap. Saraya yeni bir kız geliyor. "Kızıl" olarak bahsedilen bu kız birden herkesin gözdesi olunca tahmin edeceğimiz gibi entrikalar, dedikodular başlıyor. Bir de Kızıl'ın bir sırrı var, onu çözmeye çalışıyorlar.

Kitap bana göre çok kısaydı, aklımdaki bazı sorulara cevap almak istedim kitap bitmeden ama sanırım ikinci kitaba artık :)  Kapağı, tasarımı ve bölüm aralarında verilen günlük yazılarını çok beğendim. 
Farklı kişiler tarafından anlatılıyordu ve bana göre çeviride sıkıntı yoktu. Fransızca'dan çevrildiği için bazen isimlerde zorlandım sadece :) Zaten bir iki saat içerisinde bitirebileceğiniz bir kitap. Umarım ikincisi için Dex bizi çok bekletmez.

KGOS 24. Tur || Yorum: Anlaşma - Elle Kennedy

3/01/2016, BY Buse Güler - 1 yorum:


Okulun kötü çocuğuyla anlaşmak üzereydi ve işler fena halde karışacaktı...Hannah Wells onu baştan çıkaracak birini sonunda bulmuştu. Hayatındaki diğer her şey konusunda son derece kendisine güvenmesine rağmen, konu seks ve arzulara geldiğinde boş çuvaldan farkı yoktu. Hoşlandığı adamın dikkatini çekmek için sinir bozucu, çocuksu ve kendini beğenmiş hokey takımı kaptanına özel ders verip onunla çıkıyormuş gibi davranmak zorunda kalsa da, bunu yapmaya kararlıydı.Garrett Graham’ın tek istediği mezun olduktan sonra profesyonel hokey oyuncusu olmaktı, ancak düşen ortalaması, uğruna çalıştığı her şeyi tehdit ediyordu. Eğer alaycı bir esmer güzelinin başka bir adamı kıskandırmasına yardım etmek takımdaki pozisyonunu garanti altına alacaksa buna katlanırdı. Fakat beklenmedik bir öpücük her ikisini de daha önce yaşamadıkları bir arzu yolculuğuna sürüklediğinde, Garrett numara yapmanın hiçbir işe yaramayacağını anlamıştı. Şimdi sadece Hannah’yı aradığı adamın kendisine çok benzediğine ikna etmeliydi.

Herkese merhaba 
Kapağı kadar kendisini de beğendiğim Anlaşma'nın yorumuyla buradayım. Açıkçası arka kapak yazısını okuduğum zaman kafamda bir şeyler oluşmuştu ve seveceğimi biliyordum. Ama bu kadar eğleneceğimi bilmiyordum.
 smile ifade simgesi
Sınıfta neredeyse herkes Felsefe dersinden kalmak üzere olsa da Hannah A alarak sınıfın en yüksek notunu alıyor.
Garret, okulun yıldızı, hokey takımının kaptanı. Derslerinde çok başarılı olsa da felsefe dersi yüzünden ortalaması düşüyor ve eğer düzelmezse hokey takımında olamayacak. Tahmin ettiğiniz üzere acilen kurtarma sınavına hazırlanmalı ve ortalamasını yükseltmeli. Peki sınıfta herkes düşük not almışken kimden yardım alabilir? Evet, yardım alacağı kişi Hannah. Peki kızımız bunu kabul ediyor mu dersiniz?
Bizimkiler çarpışıp, Garret kızımızın sınav kağıdını ve notunu gördükten sonra ona ders vermesi için ikna etmeye çalışsa da ne söylese fayda etmiyor.


Düşünsenize, okulun yıldız hokey kaptanı, her kız etrafında pervane oluyor, Hannah hariç. Tam da ihtiyacı olan kız hariç. smile ifade simgesi Ben kitabı ve karakterleri sevdim. Hannah ve Garret arasındaki diyaloglar çok eğlenceliydi. Her şeyden önce klişe değildi. O yüzden daha çok sevdim zaten. 


Klasik, adamı görür görmez ona aşık olan her şeyi unutup kendini yakışıklı çocuğun kollarına bırakan bir kız yoktu karşımızda. Garret ise, Hannah'a olan davranışlarına bakınca klişe olmadığını bana kanıtlamış oldu açıkçası.

Orijinalini okumadığım için bilemem tabi ama çok akıcıydı kitap. O yüzden Hanife Albayrak güzel bir çeviri yapmış, ellerine sağlık.Kapağı, tasarımı, ayracı da çok güzeldi. Serinin umarım kısa zamanda devamı gelir çünkü yan karakterler de çok eğlenceliydi.

Puanım:

KGBT 23. Tur || Yorum: Sıkı Fıkı - Emma Chase

2/19/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Sıkı Fıkı, Karmakarışık günlerine geri dönüyor. Fakat bu sefer tavsiyelerde bulunan ve Dee Dee'yle uğraşmak durumunda kalan tabii ki Drew değil, onun en yakın arkadaşı olan Matthew!
Eğer bu hikâyeyi daha önce duyduysanız beni durdurun. Çapkın erkek bir kızla tanışır, ona âşık olur ve tepeden tırnağa değişir.
Epey güzel bir hikâye, değil mi? Ama bizim hikâyemiz değil. Bizimki çok daha renkli.
Dee'yle tanıştığım an Dee'nin özel biri olduğunu biliyordum. O ise benim kendisiyle birlikte olup, sonra da onu hayal kırıklığına uğratacak bir erkek olduğumu düşündü. Aksini ispatlamamsa epey vakit aldı. Ama konu sevişme olduğunda epey ikna edici olduğum söylenebilir.
Bu hikâyenin en güzel yanı sonu değil, o sona nasıl geldiğimiz...

Herkese merhaba, yeni bir blog tur yorumu ile sizlerleyim :)
Çok severek okuduğum Karmakarışık serisinin üçüncü kitabı Sıkı Fıkı, Kitap Gurmeleri'nin yeni konuğu.Toplamda iki kez aldım elime okumak için ve bitti işte kitap. Kolay okunan kitapları özlemişim açıkçası, Matthew ve Dee iyi geldiler.

Öncelikle Karmakarışık serisi benim favori serilerimdendir. Gerçekten çok severim, Drew Evans'ı daha çok severim :D Ama bu kitap, yani Sıkı Fıkı serideki ana karakterlerimizin yakın arkadaşları olan Matthew ile Dee'nin hikayesi. Onların ilişkilerini biraz daha ayrıntılı öğrenebilmemiz için yazar bunu da yazmış, çok da iyi yapmış.

Matthew, şehrin en prestijli şirketlerinden birinde yatırım bankacısı olarak çalışıyor. Çapkın diyebileceğimiz bir erkek olsa da ileride doğru kadını bulup bir aile kuracağına inanan birisi. 
Dee, striptiz klubünde çalışır gibi giyinip, o şekilde görünse de aslında çok başarılı bir kimyager. Son derece hazır cevap ve özgüveni yüksek bir kadın, zaten Matthew'i de etkileyen bu oluyor. İlişkilere pek sıcak bakmıyor, geçmişte yaralar almış, sütten ağzı yanınca haliyle yoğurdun yanına yaklaşmamaya karar vermiş :D Bu iki kişi birleşip bir ilişkiye başlamaya 'çalışıyorlar' . Gayet de güzel oluyor aslında. İlk başlarda bunu kabul etmiyorlar, özellikle Dee, dediğim gibi bağlanma korkusu var ama ah Matthew tam evlenilecek adam! 

Ben kitabı sevdim. Zaten yazarı, karakterlerini ve konuyu işleyiş tarzını seviyorum. Matthew tarafından anlatılıyordu olaylar. Esprili eğlenceli bir anlatım tarzıydı.

Bu kitapta da Drew ve Kate'i gördüğüme sevindim ve bittikten sonra, sondaki o bonus sahneler çok güzeldi :) Bir Drew Evans olmasa da Matthew iyiydi, Dee'yi de sevdim, o pısırık, sümsük karakterlerden değildi. Eğer nasıl olsa Matthew ve Dee'nin sonunu bildiğinizi düşünüyorsanız kitapta geçen bir alıntı ile karşılık vereyim; "O yüzden hikayenin sonunu şimdiden bildiğinizi düşünüyorsanız da bir yere kaybolmayın. Çünkü yolculuğun en güzel kısmı, nihayet gideceğiniz yere vardığınız an değil, yolda olup biten bütün o çılgınca şeylerdir."

Ben kitabı sevdim ve tavsiye ederim :)

Puanım:

Kış Okuma Şenliği 2015 | İlk Yarıda Okuduklarım

2/09/2016, BY Buse Güler - 1 yorum:

Herkese merhaba.
Kış Okuma Şenliği beklemediğim şekilde çok iyi gidiyor :D İlk yarısında neler okumuşum, hemen bakalım.

1. Kategori :(10 puan) Yabancı Yayınlarından bir kitap.

Ruhumdaki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 480 sayfa.

4, Kategori : (10 puan) Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap veya ilk kez katılanlar için uzun zamandır okunmayı bekleyen bir kitap.

Gözlerindeki Canavar / J.M. Darhower / Yabancı Yayınları / 448 sayfa.

6. Kategori : (10 puan)Yasaklanmış bir kitap.


Şeker Portakalı / Jose Mauro De Vascancelos / Can Yayınları / 200 sayfa.

9. Kategori : (10 puan) 2015 yılında çıkmış bir kitap.

Sondan Sonra / Amy Plum / Akılçelen Kitap / 208 sayfa.

11. Kategori : (10 puan) Bilim kurgu / fantastik kurgu türünden bir kitap.

Şeytanın Stajyeri / Donna Hosie / Novella Dinamik / 352 sayfa


17. Kategori : (10 puan) Size hediye gelen bir kitap.

Kan Kırmızı / Aslı Karabulut / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.

20. Kategori : (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan) Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Çırılçıplak / Raine Miller / Yabancı Yayınları / 224 sayfa.
Bir Adım Sonrası Ayrılık / Zeynep Şentürk / Dokuz Yayınları / 448 sayfa.
Hayatımın Başrolü Olur musun? / Selim Çiprut - Duygu Özlem Yücel / DEXPlus / 356 sayfa.


21. Kategori : (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan) Kitaplardan birinin bir kelimeden, birinin isminin iki kelimeden, birinin isminin üç kelimeden, birinin isminin dört kelimeden ve birinin isminin beş veya daha fazla kelimeden oluşan kitaplar.

Karanlık Yalanları / Alessandra Torre / Yabancı Yayınları / 336 sayfa.
Üzüm ve Diğer Şeyler / Yaşar M. Taşkale / Artemis Yayınları / 375 sayfa.
30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor / Burçin Çelik / Postiga Yayınları / 360 sayfa
22. Kategori  : (Her kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan)      Kendi temanı kendin belirle .

Tema: Ciltli kitaplar

Cadı Avcısı / Virginia Boecker / Yabancı Yayınları / 400 sayfa.

Puan Hesaplama:

Toplam 13 kitap okuduğum için 13*10=130 puan
Toplam 4.761 sayfa okuduğum için 47 puan 
Toplam 130+47= 177 Puan





KGBT 22. Tur || Yorum : Şeytanın Stajyeri - Donna Hosie

2/02/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Her şeytan Cehennem'den çıkmak ister. Peki ya gerçekten bir yol varsa?..
Zamansız ve pek de kahramanca olmayan ölümünden sonra, Mitchell Johnson kendini Cehennem'de Şeytan'ın stajyeri olarak oradan oraya koştururken bulur. Vakitsiz ölümünü bir an aklından çıkaramayan Mitchell'a, efsanelerde bahsedilen bir zaman makinesi tekrar dünyaya dönebilme şansı verir.
Bu planı gerçekleştirebilmek için, her ne kadar onları riske atmak istemese de, arkadaşlarına ihtiyaç duymaktadır. Her gencin kendi ölüm zamanlarına dönmek için farklı sebepleri vardır. İçlerinden biri Cehennem'in korkunç yaratıklarının dikkatini çektiğinde, kendilerini ölümcül bir çıkmazın içinde bulurlar. Düştükleri bu karanlıktan kaçış yolunu bulabilecekler midir?
Yeni bir blog turu yorumundan merhaba :)
Bugün turumuzun ikinci günü ve ilk yorum benim :) Eğer yorumumu okumadan önce facebook sayfamızda devam eden çekilişe katılmak isterseniz buraya , kitabımızın ön okumasına göz atmak isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz :)

Şeytanın Stajyeri iki günde bitti.Tasarımına bayıldığım bir kitap oldu ve kesinlikle beklediğim gibi değildi. Arka kapak yazısını okuyunca kafamda bir şeyler şekillenmişti ama ı-ıh ben böyle bir şey düşünmemiştim. Beklentimin üzerinde bir kitap oldu ve ben gerçekten sevdim. En sevdiğim yönü de sanki okumuyor, izliyor gibi hissettirdi bana. 

Konusundan bahsedecek olursam, Mitchell dört yıl önce on yedi yaşındayken ölmüş. Şimdi Cehennem'de Şeytan'ın baş yardımcısı Septimus'un yanında. Yani Şeytan'ın stajyeri. Öldükten sonra Cehennem'e geldiğinden beri sürekli vakitsiz ölümünü düşünüyor ve bunu bir an olsun aklından çıkarmıyor. Üç yakın arkadaşı var, Medusa, Elinor ve Alfarin. Dört arkadaş aynı yaşlarda görünseler de Alfrain 900'lü, Elinor 1600'lü, Medusa da 1900'lü yıllarda ölmüşler. 

Bir gün Şeytan ile Septimus'un konuşmasına kulak misafiri olan Mitchell, bir tür zaman makinesi olan Dönüştürücü'nün varlığından haberdar oluyor. Bu sayede dört arkadaş zamanda yolculuk yapıp vakitsiz ölümlerini engellemek istiyorlar. Ama hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkıyor. İlk Şeytan olan Cehennem'in korkunç yaratıkları kurtadamlar gibi. 

Konusundan bu kadar bahsetmem yeterli. Kitap sonuçta Cehennem'de geçiyor diye ürkmüştüm. Ne beklemem gerektiğini bilmesem de bu kadar eğlenceli bir kitap beklemiyordum. Mitchell o kadar esprili ve eğlenceli bir şekilde anlatıyor ki, kimi zaman kahkahalarımı tutamadım. 

Olaylar başlayana kadar biraz yavaş ilerledi sonra ortalara doğru öyle bir hızlandı ki! Bir baktım bitmiş. Okurken kafamda soru işaretleri oluştu aslında, nasıl olacak gibi. Okurken bu soruların cevaplarını alabildiğim için memnunum :) Okumaya başladığımda yorumumu bekleyenler vardı, tavsiye ederim arkadaşlar. Umarım siz de benim kadar seversiniz. Ben genelde romantizm olmayan kitapları okuyamam ve bu kitap pek romantizm içermemesine rağmen bu kadar sevdiysem, demek ki güzel :) 

Paradokslarla dolu bir kitaptı! Kitabın sonunda ikinci kitabın ilk kısmı var ve onu da okumak beni acayip keyiflendirdi, Medusa tarafından anlatılıyordu :)

 Tavsiyemdir, okuyun ^-^ 

Puanım:

Okuma Etkinliği #17 | Yorum : Bir Adım Sonrası Ayrılık - Zeynep Şentürk

1/30/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Zengin de olabilirsiniz, fakir de. Güzel de olabilirsiniz çirkin de. Ama aşk tüm bunların dışındadır. Bir anda gelir, bir tesadüfle... Bazen yolda gördüğünüz bir tabela ya da kırmızı bir ışık hayatınızı değiştirir. Hayat bir önceki sizden bambaşka bir ‘siz’ yaratır.
Benim hikâyem tam da bu noktada başlıyor. Kırmızı ışıkta beklerken gördüğüm bir çift gamzeyle. Gülüşünü gördüğüm anda ona âşık olmam kaçınılmazdı. Adı, boyu, yaşı... Hiçbiri aklıma gelmedi, benim için güldüğünü görmek istediğimden başka. Artık benim için gelecek, adını bile bilmediğim bir kızdan ibaretti. Onu seviyordum ama tanımıyordum. Görüyordum ama konuşamıyordum. Her bulduğumda ise yeniden kaybediyordum.
Kaderin karşıma çıkardığı tüm sorunların aksine ya hayatımın aşkını kazanacaktım ya da korkularımın arkasına sığınıp yaşayabileceğim en büyük aşkı kaybedecektim. Ama biliyordum ki kendi çizdiği yolda, kendi adımlarıyla ilerlerdi aşk. Soru işaretlerinin arasından sıyrılan tek ‘nokta’ vardı ve o da onu sevdiğimi söylediğimden sonra konulandı. Onu seviyordum, nokta.
Çünkü sevgi varsa onun için savaşmak kaçınılmazdı. Bu savaştaki tek kural ise geçmişteki artılar, gelecekte işe yaramazlar!
Herkese merhaba ! Okuma etkinliğimizin son gününde yorum sırası bana geldi.
Artık beni tanıyorsanız biliyorsunuzdur, sevdiğim kitaplara yorum yazamıyorum ben. Çünkü ne söylersem yetersiz geliyor, hep bir şeyleri eksik anlatmış gibi hissediyorum.

Daniel ve Gamze'den ayrılmak benim için zor oldu aslında ama her güzel şeyin sonu olurmuş, bu güzel kitap da bitti.Konusundan bahsedeyim biraz. 

Gamze; güldüğünde Daniel'in ona aşık olma sebeplerinden biri olan gamzelere sahip çok güzel bir hostes. Daniel ise kitaplarda pek rastlamadığımız adamlardan. Ünlü bir oyuncu ama hiç egosu yok. İlk başlarda çekingen davranıp Gamze'yle konuşamayan ve sonraları onun peşini bırakmayarak Türkiye'ye kadar gelen, sevdiği kadına anlatması pek mümkün olmayan bir aşkla bağlı bir adam. Anlatması mümkün değil diyorum ama ben anlatamam, yazarımız çok güzel anlatmış alıp okumalısınız.
Öyle güzel ve temiz bir aşk okudum ki, düşündükçe şimdiye kadar okuduğum bir çok aşk içerikli kitap gölgede kaldı Daniel ve Gamze'nin aşkı karşısında. 

Kitaba dram diyebilir miyiz tam emin değilim ama ben biraz korkarak okudum aslında. Daha çok eğlenceli kitaplardan hoşlanırım kaldı ki, diyaloglarıyla ve özellikle Daniel'ın yakın arkadaşı Jamie sayesinde de epey eğlendim. Ama okudukça sanki boğazım daha da düğümlenmeye başladı ve o düğüm henüz çözülebilmiş değil. Kötü müydü? Asla. Ama anlatamam ki şimdi ben. Dram sevmeyen ben bu dramdan çok hoşlandım öyle söyliyim. Canımı yaktı belki ama çok sevdim.
Spoiler vermeyeceğim, fakat Gamze'nin yaptığı bir davranış yüzünden kendi kendimle ikilemde kaldım. Haklı mıydı, haksız mıydı? Öyle yapmasa nasıl olurdu diye çok düşündüm ama sonra da hayatın gerçekleri böyle olabiliyor bazen dedim.

Bu dediğim gibi yazarın ilk kitabı ama o betimlemeler ve anlatımlar o kadar güzeldi ki. Kalemini çok sevdim. Biraz redaksiyon sıkıntısı vardı fakat diğer baskılarında düzelir diye düşünüyorum, okumanıza engel olacak türden değil. O mektuplar ve Daniel'in ödül konuşması beni benden aldı gerçekten, sonuçta bir kitap ve kurgu ama bu denli benimsememizi sağlayan yazarımızı tebrik ederim.  Kapağı ve renklerini de çok sevdim :)

Demem o ki, Bir Adım Sonrası Ayrılık tavsiyemdir. Karakterlerle tanışmalısınız. 

Puanım:



Okuma Etkinliği #17 | Ön Okuma : Bir Adım Sonrası Ayrılık - Zeynep Şentürk

1/27/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba :)
Zeynep Şentürk - Bir Adım Sonrası Ayrılık kitabının okuma etkinliğinde ilk gün ön okuma ile geldim :)
Çekilişimize buradan katılabilirsiniz. Ön okumaya göz atmak için sizi yazının devamına alalım :)


Okuma Etkinliği #16 | Yorum: Sondan Sonra - Amy Plum

1/10/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

"Büyükler bize yalan söylemişti. Whit bize yalan söylemişti. Babam... bana yalan söylemişti. Son yirmi dört saattir kalbim, aklımın kabullenemediği şeyi aslında biliyordu. Hepsi gerçeği biliyordu. Hepsi yalansa, neye inanacaktım ki ben? Neyin hakikat neyin uydurma olduğuna dair en ufak bir fikrim kalmamıştı. Tüm çocukluğum boyunca beynim yıkanmıştı. Artık kendi başımaydım. Güvenecek kimsem yoktu."
Nükleer bir bombanın tüm dünyayı yok ettiği Üçüncü Dünya Savaşı'ndan kaçmayı başaran bir grup insan, Alaska'nın balta girmemiş ormanlarında kendilerine yeni bir hayat kurmuşlardı. Son otuz yıldır, dış dünyada hâlâ yaşıyor olabilecek tüm insanlardan saklanarak doğayla iç içe bir yaşam sürdürmüşlerdi. En azından tüm hayatı boyunca Juneau'ya anlatılan gerçek buydu. Juneau bir gün avdan döndüğünde tüm klanının kaçırılmış olduğunu görür ve onları kurtarmak için yola çıkar. Hayatında ilk defa yaşadığı bölgenin sınırları dışına çıkan Juneau, korkutucu bir gerçekle karşı karşıya kalır: Üçüncü Dünya Savaşı hiç yaşanmamış, şehirler yok olmamıştır ve dünya yerli yerinde durmaktadır. Ona anlatılan her şey koca bir yalandan ibarettir. Yaşadığı bu büyük şokun ardından Juneau şimdi varlığından bihaber olduğu bu modern dünyada kendini kaybetmiş bir halde savrulup durur. Ailesini ve arkadaşlarını kurtarmak için bir yol bulmaya çalışırken, Juneau'nun geçmişi hakkındaki olağanüstü gerçeği bilen bir kişi de onun peşindedir.
Herkese merhaba, yeni bir okuma etkinliğinin yorumuyla sizlerleyim.

Bu sefer farklı olarak bir distopya kitabı okudum. Farklı olarak diyorum çünkü distopya çok sık okuduğum bir tür değil. Uzun zamandır okumamıştım ve böyle güzel bir kitapla distopya türüne döndüğüm için mutluyum açıkçası.

Genelde kitabın konusundan biraz bahseder yorumuma geçerim. Fakat arka kapak yazısında o kadar güzel ve tam olarak anlatmış ki, ben şimdi konusundan bahsetsem ya aynı şeyleri söyleyeceğim ya da spoiler vereceğim. Yine de özetlemem gerekirse; Juneau on yedi yaşında Alaska’da klanıyla birlikte yaşıyor. Otuz yıl önce Üçüncü Dünya Savaşı’ndan sonra oradan kaçmayı başaran otuz-kırk kişilik bir klandan bahsediyorum. Alaska’nın bakir topraklarına saklanmayı başarmışlar. Kızımız Juneau, ava gittiği zaman daha önce görmediği helikopterlerin yuvasının yani klanının üzerinde uçtuğunu görünce bir terslik olduğunu anlıyor ve oraya geri dönüyor. Geri döndüğü zaman klanının kaçırıldığını görüyor, klanın Bilge’si Whit dahil. Şurada bir parantez açalım. Whit, klanın bilgesi ve üç yıl içinde Juneau onun yerini alacak. Kitabı okuduğunuzda göreceksiniz zaten. Kendine özgü tabirleri var. Yara’yla bağlantı kurmak ve Okumak gibi. Bir distopya kitabı ve tahmin edebileceğiniz gibi oluşturulan dünyaya özel bazı terimler ve olaylar var. Daha sonrasında Juneau güçlerini kullanarak Yara’yla bağlantı kuruyor ve klanının nerede olduğu anlamaya çalıştıktan sonra onları bulmak için yola çıkıyor. Fakat farkında olmadığı bir şey var. O klanını ararken, onun da peşinde olan birileri var.

Her neyse, konusundan bu kadar bahsetmemiz yeter sanırım. Yorumuma gelecek olursak, ben kitabı sevdim. Çok fazla distopya türü okumuyorum demiştim. Bunun sebebi genelde bu tarz kitaplardan sıkılıyor olmam. Ama Sondan Sonra öyle olmadı. Başlarında sadece konuyu kavrayana ve karakterleri tanıyana kadar bocaladım biraz. Ondan sonrasında kitap sizi içine çekiyor ve o dünyaya girip Juneau ve Miles ile birlikte yolculuk yapmaya başlıyorsunuz. Şimdiye kadar okuduğum distopyalardan biraz daha farklıydı ve ben okurken keyif aldım. Yazarın fantastik tarzda ülkemizde çıkan bir serisi daha var. Ben onu da okudum son kitabı hariç. Yazarın kalemini gerçekten seviyorum. Tabii ben orijinal halini okumadığım için bu biraz da çevirmenin başarısı oluyor. Gerçekten güzel bir çeviriydi. Yazarın betimlemeleri bu kitapta da mevcuttu ve dediğim gibi çok hoşuma gitti. Sonu çok acayip bir şekilde bitti. İkinci kitabı umarım bir an önce çıkar da okuruz.

Eğer distopya okumayı seviyorsanız kesinlikle okumalısınız bence. Hiç okumadıysanız veya pek sevmiyorsanız da iyi bir başlangıç olacağına eminim. Tavsiye ederim.

Puanım:

Okuma Etkinliği #16 | Yazarın Diğer Kitapları: Sondan Sonra - Amy Plum

1/09/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba. Yeni bir okuma etkinliği ile sizlerleyim :) 
Benim yorumum yarın gelecek ama bugün yazarın diğer kitapları ile geldim :)

Amy Plum benim sevdiğim yazarlardandır. Karakterlerini, yazım tarzını en çok da betimlemelerini severim. Yine aynı yayınevinden yani Akılçelen Kitaplar'dan çıkmış bir serisi var. Bu seride üç kitap bir de novella mevcut :) Novella ikinci kitaptan sonra geliyor.Ben ilk iki kitabını okudum ve çok beğenmiştim, en kısa zamanda da üçüncü kitabı okuyacağım, tavsiye ederim. Şimdi sırasıyla diğer kitaplarının konularına bakalım.

Amy Plum, paranormal üçlemesinin ilk kitabı olan Benim İçin Öl’de (Die For Me) , Amerika’da anne babasını trafik kazasında kaybedince, ablasıyla dedelerinin yanına taşınmak zorunda kalan Kate ile onun saf güzelliğine tüm benliğini kaptıran yakışıklı Fransız genci Vincent’ın ruhlara işleyen aşklarını anlatıyor. 

On altı yaşındaki Kate, Brooklyn’den, çoğu kişinin hayalini süsleyen “Işıklar kenti” Paris’e taşındığında, acı günlerini kitap okuyarak ve sanatla iç içe geçirerek atlatmaya çalışır. O sırada, uyur hâldeyken bile onu görebilen bir çift gözün kendisini aşkla izlediğinden habersizdir. Kate’in, bir kafede kitap okurken gördüğü ve tüm genç kızların yüreğini hoplatacağını, kendisine hiç takılmayacağını düşünerek iç geçirdiği Vincent’ın gözleridir bunlar. Ve Kate de Vincent’a gönlünü kaptırır.

Ama bu aşkın önünde gizemli ve ürkütücü bir engel vardır. Vincent normal bir insan değildir. Hayatını her gün riske atmasına neden olan korkunç bir yazgıya mahkumdur. Ayrıca onu ve tüm ırkını yok etmeye çalışan ölümsüz ve tehlikeli düşmanlara karşı koymak zorundadır. 

Okurken nefes nefese kalacağınız Benim İçin Öl’ün yazarı Amy Plum, ikincisi 2012’de yayımlanacak paranormal üçlemesinin bu ilk kitabıyla gençlerin kalbinde şimdiden taht kuruyor.

“Gizemli ve romantik bir aşkı anlatan bu romanı elimden bırakamadan bir çırpıda okuyup bitirdim.”
New York Times en çok satanlar listesinde 1 numara olan Kanatlar dizisinin yazarı Aprilynne Pike.


O, Aşkı İçin Ölmeye Değil, Ölmemeye Söz Verdi 

Vincent, kollarını bedenime sarmadan evvel bakışlarımı yakalamaya çalışıyordu. “Seni kaybetmekten çok korkuyorum,” dedi, dudaklarının arasından çıkan nefesiyle saçlarımı okşayarak. “Ve o kadar basit ki, Kate. Tek bir hata yapıyor ve sonsuza kadar yok oluyorsun.”

Amy Plum, paranormal üçlemesinin ikinci kitabı olan Ben Ölene Kadar'da Vincent ile Kate'in aşkları uğruna verdikleri mücadeleyi ele alıyor. 

Vincent bu kez aşkı için yaşamaya yemin etmiştir. Bu karardan memnun olan Kate, Vincent'ın doğasına aykırı işlere girişmiş olmasından dolayı da rahatsızdır. Yaşadığı karmaşayı bir çözüme kavuşturmaya ve sevgilisini ölümlü bir insana dönüştürmeye karar veren Kate, bilmeden kendini büyük bir tehlikenin kucağına atar. 

Vincent'ın başı da beladadır. Onu ve tüm ırkını yok etmeye çalışan ölümsüz ve tehlikeli düşmanlara karşı amansız bir savaşı sürdürürken, bir yandan da bir geri dönen olduğunu öğrenen Kate'in dedesine karşı koymaya çalışmaktadır.
Ölmemeye söz veren Vincent, hayatta kalmayı başarabilecek mi? 

Paranormal üçlemenin ilk kitabı Benim İçin Öl ile büyük bir başarı yakalayan Amy Plum, serinin ikinci kitabında da soluk soluğa okuyacağınız bir heyecan fırtınası sunuyor.


Uluslararası çok satan Benim İçin Öl üçlemesinin romantik ve ölüme meydan okuyan dünyasında geçen bu novellada en iyi arkadaşının sevgilisine âşık olan ölümsüz Fransız sanatçı Jules'un hikâyesini dinliyoruz.

Jules Marchenoir bir geri dönen, bir ölümsüz. Onun görevi, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan insanların hayatlarını kurtarmak. Bunun karşılığında ödediği bedelse çok ağır: binlerce kez tekrar tekrar yeniden ölmek. 

Jules, hayatını bir asır boyunca Paris sokaklarında kızlarla flört ederek ve aşka zerre kadar önem vermeyerek geçirmiştir. Ancak hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan Kate Mercier'in, hayatını tamamen değiştireceğini hemen anlar. Kate onun gerçek aşkıdır. 

Ne var ki Kate, Jules'un en yakın arkadaşı olan Vincent'e âşıktır. Jules belki de tekrar tekrar yaşadığı tüm hayatlar boyunca karşısına çıkan en zorlu kararı vermek zorundadır şimdi: Dostuna sadık mı kalmalı, yoksa uğruna ölmeye değer olan gerçek aşkı mı tercih etmeli...

SEVDİĞİNİ KURTARMAK İÇİN NE KADARINA HAZIRSIN?

Amy Plum’ın tüm dünyada fırtınalar koparan, önemli çok satanlar listelerinin 
gediklisi hâline gelen Benim İçin Öl Üçlemesi tamamlanıyor.

Vincent beni bulmak için pek çok hayat boyunca beklemişti, ancak ortak geleceğimize dair hayallerimiz bir anda paramparça oldu. İkimizin de “arkadaş” olarak tanımladığımız biri ona ihanet etti ve ben de Vincent’i kaybetmiş oldum.

Şimdi düşmanımız France’ın ölümsüzlerini hâkimiyeti altına almaya son derece kararlı ve istediklerini elde etmek için bir savaş başlatmaktan da kaçınmayacaklar.

Heyecan dolu bir macera… Aşk, mücadele, gözyaşı, sürpriz bir son…

Benim İçin Öl Üçlemesi’nin son cildi,

KGBT 21.Tur || Yorum: Hayatımın Başrolü Olur musun? - Duygu Özlem Yücel / Selim Çiprut

1/08/2016, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Kerem oyuncudur, Tuvana cast direktörü,Kerem sosyaldir, Tuvana asosyal,Kerem âşık olmamaya yeminlidir,Tuvana aşkı bulmaya;Kerem’in en sevdiği film "Aşk Her Yerde "dir.Tuvana’nınki de...Bir gün oyuncu seçmelerinde karşılaşırlar.Çünkü aşk oyun oynamayı sever.Ve son sözü hep o söyler...
Kitap Gurmeleri'nin yeni bir turundan herkese merhaba ^-^

Okurken çok keyifli zaman geçirdiğim, karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdiğim, kahkahalarıma engel olamadığım ve sonunu deli gibi merak etsem de bitecek diye korkarak okuduğum bir kitabın yorumuyla geldim :D

Biraz konusundan bahsedeceğim. Cast direktörü Tuvana ile oyuncu Kerem'in yolları, Tuvana'nın çalıştığı cast ajansının oyuncu seçmelerinde kesişiyor. Kerem asla evlenmeyeceğine yemin etmiş bir adam. Tuvana ise tam tersine aşkı arayan bir kadın. Aslında çok zıtlar değil mi? Onları çeken de bu zıtlıkları bence :) Belki de telefonda konuştukları ilk andan itibaren aralarında bir çekim oluşsa da bizimkiler bunu kabullenmek istemiyorlar tabii. Hatta aralarında neredeyse bir soğuk savaş başlıyor da diyebilirim.

Kısaca konusu bu şekilde. Gelelim benim yorumuma. Arkadaşlar ben kitabı gerçekten çok beğendim. Arka kapak yazısını okuduğum zaman nedense böyle bir kitap gelmedi aklıma. Tamam romantik komedi biliyorum ama bu kadar mı komedi ya, bu kadar mı romantik? :D Çok güzeldi! Zaten piyasada romantik komediden bol ne var değil mi? Ama yok, öyle düşünmeyin. Kaliteli kitabın hali bir başka oluyor :D "Hayatımın Başrolü Oluır musun?" konusu ve türü dolayısıyla ağır bir kitap değil aslında, 2-3 saat içerisinde bitirebileceğiniz, size çok keyifli zaman geçirtecek bir kitap. Ama buna rağmen karakterleri sizde kesinlikle iz bırakacaktır ben eminim. Çok orijinal karakterlerdi gerçekten. İsimlerinden tutun da davranışlarına, konuşmalarına ve aile yaşantılarına kadar. Okuyunca anlayacaksınız zaten :) Kitabı okuduktan sonra bir kaç kişiye tavsiye ettim, henüz tur başlamadan aldıkları gün bitirdiler zaten. Hepsi de mesaj atıp ne kadar haklı olduğumu söylüyorlar, siz bana güvenin :D

Ben kitapta hem kadın hem de erkek karakeri sevdim. Ama tabii Kerem biraz daha ağır basıyor :D Olaylar hem Tuvana'nın hem Kerem'in tarafından anlatılıyordu ve böylesi çok iyi olmuş bence. Bir bölümde bir kaç kez farklı taraflardan anlatıldığı oldu ama geçişler çok başarılıydı, bir sorun olmadı benim için. Kitaptaki en sevdiğim şeylerden biri de oluşturulan arkadaş ortamıydı. Kerem'in abisi ve iki yakın arkadaşından oluşan arkadaş grubu. Tuvana'nın da Makbuş'u ve Muhsin Bey Amca'sı :D Efsanelerdi ya gerçekten. Kerem'in arkadaşlarından sessiz, sakin mülayim birisi olan Timuçin'in Kükrer soyadında olması ve eşi Serpil'in tam da bu soyadına yakışacağı mesela, ya da yine Kerem'in arkadaşı Yaman'ın soyadının Çelişki olması. Yaman Çelişki yani. :D İnce detaylar ve güzel esprilerdi bence.



Bunların hepsinin yanında ben kitabın tasarımını da çok sevdim. Kapağı, içerik ile anlamlıydı ve arka kapağı da çok şekerdi. Aynı zamanda ayracı da öyle.

Sol tarafta gördüğünüz minik resimler ise bölüm başlarına ait. Her bölüm başında o bölümle alakalı, o bölümü anlatan böyle resimler bulunuyor. Çok hoş değil mi?


Hayatımın Başrolü Olur musun? 2016 yılının bitirdiğim ilk kitabıydı. Bir sene sonra 2016 favorilerimde kendisini göreceksiniz :)



Duygu Özlem Yücel'in daha önce bir kitabını okumuştum, zaten ona da tur yapmıştık fakat o daha farklıydı, dram kitabıydı. Yazarımız gerçekten dramı çok içten yazmıştı ama romantik komedi de süper olmuş. Ben pek dram insanı olmadığım için bu kitabı daha çok sevdim tabii :) Diğer yazarımız Selim Çiprut ile de tanıştım, internetten de olsa :) Kendisinin daha önce çıkmış kitapları var fakat ben kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım ve bence çok güzel bir başlangıç yaptım. Erkeklerin kısmını Selim Bey, kadınların kısmını da Duygu Hanım yazmış. İki kısımdan da ayrı ayrı zevk aldım. Bence yazarların müthiş bir uyumu var.

Kitap muhteşem ilerledi ve gerçekten soğuk duş etkisi yaratan bir sonla da bitti :D O son neydi öyle? Neden yaptınız bunu sevgili yazarlarım? İkinci kitabı heyecanla bekliyorum umarım en kısa zamanda çıkar :)

Kısacası, son zamanlarda sizin de benim gibi içiniz sıkıldıysa bu kitap tam size göre. Yok benim içim sıkılmadı diyorsanız problem değil, içiniz daha da açılacaktır, emin olun :D Ben çok keyif alarak okudum. Kaliteli bir romantik komedi. Herkese öneririm :)

Puanım