Yorum: Senli - Merve Akıncı

11/26/2015, BY Buse Güler - 4 yorum:

Bu defter, beraber yaşadığımız her şeyin anısına övgüyle yazılmış, hatırlanmaya değer her şeyi içeriyor. Hayır, bu bir günlük değil, bu senli bir anılar geçidi olacak. Senin ve Benim... Karan ve Bahar'ın... Sevgin içimde büyüyen bir çığı anımsatsa da, o çığın üstüme devrilip sonumu getireceğini adım gibi bilsem de yine de yanında olduğum için, varlığını hissedebildiğim için hep binlerce kez şükrettim. Seni sevmek daha değerliydi, kendimden daha çok…

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :)

Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Bu sıralar pek fazla kitap okuyamıyorum. Reading slump denilen okuyamama dönemine çakıldım kaldım çünkü. Tam düzeliyor gibi oluyorum ve yanlış kitap seçimleri yüzünden tekrar okuyamama dönemleri başlıyor. Sizin de oluyor mu böyle? Umarım bir an önce geçer. 

Evet, gelelim kitap yorumuma. Merve Akıncı'nın okuduğum ilk kitabı Senli beni çok derinden etkiledi açıkçası. Bilirsiniz, genelde kitabın konusundan bahsederim ama bu sefer pek bahsetmeyeceğim. Zaten kısa, günlük tadında bir kitap. Okuyun ve kendiniz görün. Tek söyleyebileceğim; Bahar ve Karan'ı okuyoruz. Bahar'ın Karan'a yazdığı günlük tarzı yazılardan, onu anlatışını, yaşadıklarını görüyoruz. Bahar'ın nasıl ilkbahar tadında olduğunu, Karan'a ilkbaharı getirmeye çalıştığını ama  Karan'ın nasıl sonbahar, hatta kış olduğunu anlatıyor bize kitap. Tahmin ettiğiniz gibi Bahar ve Karan sevgili. Fakat birbirlerine çok zıtlar. Karan bir türlü o depresif havasından çıkamıyor, aklında Bahar dışında da başka şeyler var çünkü.

Dediğim gibi Merve Akıncı'nın kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım ve çok güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşünüyorum. Kurduğu cümleler, Karan'ı anlatım tarzı gerçekten çok güçlü ve etkileyiciydi. Kitapta alıntı olarak işaretlenecek o kadar yer vardı ki, ama ben okurken kendimi kaptırmış gidiyordum tabii. Hoşuma giden yerleri işaretlemek kitap bittikten sonra geldi aklıma. Gerçi, işaretlesem de tüm kitabı mı işaretleyecektim ki? :)


Kapağı ayrı güzel ve anlamlı geldi bana göre. Ayracı deseniz, çok uyumlu olmuş içeriğiyle de öyle. Ama okurken fark ettim ki ben dram insanı değilim. Zaten öyle filmler izleyemezdim, biliyorum ama okuyamazmışımda. Kitaba başladıktan sonra on altı sayfa okumuştum ve instagram hesabımda da resim paylaştım, henüz on altı sayfa okudum ama sonunda çok ağlayacakmışım gibi geliyor dedim. Kısmen yanılmışım, çok ağlamadım ama okurken boğazıma takılan o yumrudan bir türlü kurtulamadım. Yutkunsam da geçmedi. Dedim ya, içine aldı beni kitap, çok etkiledi. Dram okuyamazmışım ben, onu anladım. Ruh halim bir anda değişiyor. Bu hoşuma giden bir durum değil, dram okumak yani. Fakat dram sevmiyorum diye burada kitabı kötüleyip yerden yere vuramam. Bu türü sevmesem bile kendi türünde ne kadar güzel ve dokunaklı bir kitap olduğunun farkındayım çünkü. Hatta bu tarzda okumayı çok seven bir arkadaşımla başladık kitaba, o aşık oldu :D Hâlâ etkisinde ve başka kitaba başlamıyor, sindirmesi gerek sanırım :D 

Gelelim kitabın beni nasıl ters köşe yaptığına :D Tabii ki spoiler vermeyeceğim. Fakat başladığımız zaman, ben içten içe sonunu anladım ve hissettim. Hem düşündüğüm gibi oldu, hem de olmadı. Hayatta tahmin edemezdim. Fena halde ters köşe oldum yani :) Dram seviyorsanız bence çok seveceksiniz, tavsiye ederim. 

Puanım:

Yorum & Alıntı: Tess'in Gözyaşları - Pepper Winters

11/23/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!
Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow'u Meksika'ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.
Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan'la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.
Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, "Gözlerindeki karanlığı görüyorum," diyordu. "O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor."Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.
Herkese merhaba, bomba gibi bir kitabın yorumu ile sizlerleyim. Yorumun sonundaki alıntılara göz atmayı unutmayın.
Bomba derken, kitap bende resmen bomba etkisi yarattı. Okuyamama döneminin tam ortasındayken pek ümitsiz bir şekilde aldım elime. Okumak için iki sefer aldım ve dün kitap bittiğinde sabaha karşı beş civarıydı. Siz düşünün artık, nasıl okutturuyor kendini!

Söyleyecek çok şeyim var ama hepsinden önce konusundan ve karakterlerinden bahsedeceğim. Kızımız Tess Snow yirmi yaşında bir genç kız. Mükemmel olmasada mutlu olduğu bir hayatı ve sevgilisi var. Pek güzel bir çocukluk geçirdiğini söyleyemem. Ailesi tarafından istenmemiş, hor görülmüş, fazlalık gibi davranılmış. Kısacası sevilmemiş birisi Tess. İki senedir sevgilisi olan Brax ise tam aksine elinde olsa bir kürenin içine alacak Tess'i, dokunmaya kıyamıyor, o derece seviyor. Peki, şurada bir virgül koyalım. Brax'in bu sevgisi Tess'e yetiyor mu dersiniz? Hayır, yetmiyor. Kızımız mutlu olsa da yatakta daha farklı şeyler peşinde. Bu pek Brax'e göre bir şey olmasa da, Tess böyle işte.

Her neyse, Tess ve sevgilisi tatile çıkıyorlar. Meksika'ya götürüyor onu Brax, sürpriz olarak. Gittiklerinin ikinci günü girdikleri bir kafede Tess kaçırılıyor. Hiç de nazik olmaya çalışmayan, aksine kaba ve zorba adamların eline düşüyor. Daha sonra ise birisine satılıyor, daha doğrusu rüşvet olarak veriliyor.İşte o birisi Q Marcer.

Tess ve Q. Ah, resmen aynılar. O kadar benzerler ki. Çok karanlıklar gerçekten. İlk başlarda Q'ya kızdım, siz de kızacaksınız. Ama sonradan öyle şeyler okuyor ve öğreniyorsunuz ki. Sizin o duygularınızı alıp bambaşka bir yere götürüyor. Tess'in Gözyaşları bu türde okuduğum en karanlık kitaptı bana göre. Ve kesinlikle en farklısı. Bir kere ortada şöyle bir durum var. Q, romantizm yapan, sevgi gösteren bir adam olmayabilir evet ama Tess'in de beklediği bu değil zaten. Tess, Q'ya karşı çıkıp ters davrandıkça Q'nun, Q o şekilde davranınca da Tess'in hoşuna gidiyor. Anlayacağınız ikisi de bu durumdan çok memnun. O yüzden kitabın o karanlık kısımları bazen beni boğsa da kenarı çekildim, sadece izledim. Onların seçimi sonuçta :D

Kitabın sonundaki Q'nun tarafından anlatılan kısım çok güzeldi. İyi ki yazar yöle bir bölüm yazmış. Çünkü şahsen benim her şey daha çok kafamda yerine oturdu ve havada kalan bir olay olmadı. Sonradan, Brax için üzülmüştüm ben çok ama baktım ki yazar sağolsun olayı tatlıya bağlamış, o kısımda çok güzeldi :D Herkes dengi dengine sonuçta.

Kitap gerçekten çok akıcıydı. Sayfalar nasıl aktı gitti hiç anlamadım. Redaksiyonunda da hata göremedim. Yazar'ın karakterlerinin ve kaleminin de çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen sanki gerçek bir olaymış gibi tüylerim diken diken oldu. Genelde ben ülkemizde çıkan kitapları takip ederim, yurtdışında çıkan kitapları takip etmem. Ama Tess o kadar sevilmiş ve herkes o kadar çok öneriyordu ki kitabın Arkadya Bitter'den çıkacağını duyunca ben bile sevindim :D İyi ki sevinmişim. Yayınevi'ne bizleri Tess ve Q ile buluşturduğu için teşekkürler :)


Puanım:


Şimdi sıra alıntılarda :) O kadar çabuk okuttu ki kendini kitap, alıntı işaretlemeye fırsatım olmadı. Ama işte yakalayabildiklerim bunlar;







Umarım hoşunuza gitmiştir, yorum bırakmayı unutmayın. Sevgiler :)


Tanıtım & Ön Okuma: Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson

11/20/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:

Merhaba, bu sefer bir kitap tanıtımı ile sizlerleyim :)
Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…
Konusu çok merak uyandırıcı değil mi? Açıkçası ben çok merak ettim. Bu tarz kitaplar tüylerimi diken diken ediyor. Acaba ne olmuş diye düşünüp duruyorum okurken. Siz de benim gibi merak ettiyseniz aşağıdaki ön okumaya da göz atın :)



Kitap Alışverişi #32

11/19/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:

Herkese merhaba!
Tekrardan geciken bir kitap alışverişi yazısıyla sizinleyim :D Aslında geçen alışveriş yazımda bu kargodan bahsetmiştim. Ertesi gün geldi zaten. Yani geçen hafta gelen bir kargoyu paylaşıyorum. Şimdi ben bunu yazarken de öğrendim ki yarın diğer kargom gelecek :D Resmen bir döngüye girdim :P Bu arada bir önceki alışveriş yazımı okumak için tık tık


Kolimiz bu :) Bu sefer biraz büyük bir koli geldi. Fazla kitap aldım çünkü. Şimdi alışverişimden bahsedeyim biraz. Aslında böyle bir alışveriş aklımda yoktu. Her zamanki gibi bu ay da bir iki kitap almayı düşünüyordum fakat sonra bir baktım Kitapyurdu'nda Pegasus Yayınları %35 indirimli. Benim de ek %5 indirim var. Toplamda %40 indirimle aldım kitapları. O yüzden ki hiç de fuara gidemedim diye üzülmüyorum valla :D Zaten bu yıl İzmir'de fuar olduğu zaman da gidip öyle her yayınevine saldırmayacağım. İnternetten alırım, taşıma derdi yok bişey yok :D Neyse. Uzatmadan bakalım kolinin içinden neler çıkmış.


Üstten başlıyorum;
Yeni Dünya, Kum Şehri, Başkaldırı; ilk üç kitap Onur ablanın ( the reading lady - Onur Kinaci Birler) çevirisi. Hatta Yeni Dünya ilk çevirisi :) Çıktığı zamandan beri almak istiyordum ama bir türlü fırsat olmadı. Fuardan alacaktım Nisan ayında ama tükenmişti :D Bende diğer kitabını almak istemedim, kısmet bugüneymiş. Hazır seri tamamlanmışken alayım dedim :)

Tehlikeli İçgüdü; serinin ikinci kitabı. İlk kitap Tehlikeli Temas bende var. Bir kaç tane olumsuz yorum okuduğum için ikinci kitabı almayacaktım aslında, ama sonradan vazgeçtim. Sevenler de olmuş. Bir şans vermek istedim. 

Bıçak Sırtı; ilk kitabı Eksik Parça var bende. Ama okuyan arkadaşlarımdan çoğu, bence ikinci kitabı bekle, çok fena bitiyor dediler :D Bende okumamıştım. Ama şimdi ikinci kitabı aldığımda üçüncü kitabı bekle diyenler var -_- Okucam valla bu sefer :D 

Eleanor & Park; kararsızdım. John Green kitaplarına benziyor gibime geldi ve ben pek sevmiyorum o yazarın kitaplarını. Güzeller ama beni çekmiyorlar açıkçası. Gerçi sadece bir kitabını okudum o da Tek İsim Tek Kader. Belki bir gün şans veririm. Eleanor & Park da kütüphaneme eklendi. Umarım severim :D Kapağı çok şeker.

Her Şeyin Başlangıcı; aklımda yoktu aslında. Olumlu yorumları doğrultusunda aldım. Konusu hoşuma da gitti. Cildi de çok güzel. Umarım severim.

Ağıt; serinin ilk iki kitabı bende var ama henüz okumadım. Pek sevilen bir seri değil sanırım ama konusu benim hoşuma gitmişti. Seri tamamladım açıkçası :D Okuduğumda da arka arkaya okurum.

Anafor; işte yine bir seri tamamlama. Fırtına ve Girdap bende vardı. Bunu da ekledim. Seriyi sevenler çok. Değişik de bir konusu var. Umarım severim :) 

Gördüğünüz gibi Pegasus dolusu bir alışveriş. Bir kargom daha var yarın gelecek. Bir de sahaf alışverişim falan var onları da diğer alışveriş yazısına ekleyeceğim :) Okuduklarınız varsa eğer - serilerin ilk kitapları da olabilir- yorum bırakıp fikrinizi belirtirseniz çok mutlu olurum! Hoşçakalın! 




Yorum: Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry

11/19/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Herkese merhaba,  Geciken bir kitap yorumu ile sizlerleyim :)
Reading slump denilen döneme tekrardan giriş yaptım, hem de öyle böyle değil. Okuyamıyorum, canım istemiyor. Bende bıraktım artık okumuyorum :D Bakalım ne zaman devam edicem. İşte tam da bu dönemin başlarındayken bir gece okuduğum kitabı bıraktım ve elime Küçük Prens'i aldım. İyi ki de almışım. Çok keyifli zaman geçirdim okurken. Keşke biraz daha uzun olsaydı, okumaya doyamadım. Hemen bitti.

Konusundan pek bahsetmeyeceğim çünkü sanırım okumayan yoktur :D Ben bile geç kalmışım okumak için. Ama geçmişte okusaydım, yine çok sever farklı anlamlar çıkarırdım belki. İleride okuyacağım belki daha farklı anlamlar çıkaracağım. Küçük Prens öyle bir kitap çünkü. Çocuk kitabı deyip burun kıvırmayın sakın. 

Yazar uçağının arızalanması nedeniyle bir çölde mahsur kalıyor. Sonrasında ise Küçük Prens ile karşılaşıyor. "Bana bir koyun çizer misin?" diyor Küçük Prens ilk olarak. Bu şekilde karşılaşıyorlar. Kimdir, nedir, nereden gelir? Ayrıntılı bilgiler vermiyor Küçük Prens. Anlattıklarından ancak bir şeyler toparlayıp kafanızda oluşturabilirsiniz. Yazar da öyle yapıyor zaten. 

Gerçekten çok çok güzeldi. Bitmesin istedim, biraz daha okuyayım. Ama bitti işte. Son sayfalarında gözlerim dolu doluydu. Kitabı bitirdikten sonra kalkıp yıldızlara bakasım geldi :) Başucu kitabım yoktur benim. Genelde kitapları ikinci kez okumayı sevmem ama Küçük Prens başucu kitabı niteliğinde bir kitap bana göre. Alıntı bile işaretleyemedim, çünkü işaretlemeye kalksam her sayfada iki üç yer işaretleyecektim. Küçük Prens'in ve tabii yazarın tespitleri o kadar güzeldi ki. Anlayabilirseniz eğer çok derin farklı anlamlar içeren bir kitap. Herkes okumalı :) 

Bana gelince, ağır bir okuyamama döneminden geçiyorum. Hiçbir şey alamıyorum eliem sürünüyorlar. Son dönemlerde herkesin ölüp bittiği Meleklerin Kanı'nı dahi okuyamadığım o derece. Bu durumdan kurtulmam için ne yapmalıyım? Yorum bırakırsanız sevinirim :) Sevgiler.

Puanım:

Yorum: Tesadüf - Jamie McGuire

11/12/2015, BY Buse Güler - 5 yorum:


#1 New York Times Çoksatan yazarı Jamie McGuire'dan bağımlılık yaratıcı yepyeni bir hikâye...
Erin Easter, Blackwell Lisesi'ndeki üç Erin'den biriydi; bu üç kız sadece isimlerini değil doğum tarihlerini de paylaşıyorlardı. İlgisiz, tek bir ebeveyn tarafından büyütülen Erin Easter, Weston Gates'e uzaktan uzağa hayranlık duyuyordu. Erin A. ve Erin M. kasabanın iki sevilen kızıydı: Kasabanın en zengin iki ailesinin kızları, en yakın arkadaşlar, ponpon kızlar ve Erin Easter'ın olamadığı diğer her şeylerdi; ve Erin Easter'ın bunu unutmasına da asla izin vermiyorlardı.
Weston Gates sevilen bir sporcuydu ve iki başarılı avukatın oğluydu. Soyadının gerektirdiği hayatı yaşamak için kendi arzularından vazgeçmiş, günlerini soyadının baskısı altında geçiriyor ve gizliden gizliye Erin Easter'a ilgi gösteriyordu; onun daha farklı bir hayat yaşaması gerektiğine inanıyordu. Ve sekizinci sınıftan beri Erin A. ile çıkıyordu. Bir tesadüf eseri akşamları Erin Easter ile takılmaya başladıktan sonra kendi gelecek hayallerine ve duygularına sahip çıkma cesaretini göstermeye başlamasıyla işler kendisi ve Erin Easter için değişmeye başlamıştı.
Fakat şoke edici bir trajedi küçük kasabayı sarstığında Erin Easter'ın hayatı mümkün olan en iyi şekilde altüst oldu. Peki, ya hayallerine kavuşmak sandığı kadar basit değilse, ya bildiği hayat çok daha karmaşık hale gelirse?


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yeni bir kitap yorumuyla sizlerleyim. Epey geciken bir yorum oldu bu. Şimdi bile ne yazacağım nasıl anlatacağım bilmiyorum. Kitabı hiç sevmedim. Sevemedim. Tesadüf'ü Jamie'nin yazdığına inanasım gelmiyor.Aslında girmeyecektim yorumunu ama, aksatmak istemedim. 

İlk önce biraz konusundan bahsetmek istiyorum. Erin Easter, esas kızımız oluyor. Okuduğu lisede üç Erin daha var. İsimleri aynı olduğu gibi doğum tarihleri de aynı. Kısaca diğer Erin'lere Erin A. ve Erin M. diyoruz. Önceden, küçükken yani üçü birlikte oynayıp anlaşsalar da daha sonradan işler değişmiş ve Erin diğerleri tarafından dışlanmış. Okulda da şuan bu aynı şekilde devam ediyor. Erin bunları ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da onlar kendilerini baya fark ettiriyorlar. Kızımızın babası yok ve annesi epey sorumsuz madde bağımlısı, artık ne kadar anne denilirse öyle bir anne. Hatta durum o kadar kötü ki bi kaç kez sosyal hizmetlerden gelip Erin'i almak istemişler ama olmamış işte. Umursamaz birisi. Erin'in yakını diyebileceğim çalıştığı dondurmacıda ki iş arkadaşı var sadece. 

Bir de Weston var. Weston Gates okulun popüler çocuklarından. En popüleri belki de. Ailesinin doğruları için yaşıyor aslında. Kendisi bu durumdan pek memnun olmasa da şimdiye kadar hep böyle olmuş. Ailesi istemiş, o ona göre yaşamış. Kendi içinde Erin Easter'a bir ilgisi olsa ve bunu gizliden gizliye gösterse de ailelerin onayıyla Erin A. ile çıkıyor. Kitabın başlarında deyim yerindeyse Weston silkeleniyor ve duygularını belli etmeye başlıyor. İşte konusu böyle, bu şekilde devam ediyor.

Açıkçası ben o başlarda Erin'e sinir oldum. Ezik bir tip olarak görülüyor çevresinde. Sonra Weston gelip ilgi gösterince bir havalara giriyor, anlamamazlığa vuruyor ki anlatamam. Kitabı sevmedim Beğenmedim. Zaten kısa bir kitap 150 sayfadan daha az. Aldım elime bir iki saatte bitti. İyi ki de bitmiş çünkü daha fazla olsa dayanamazdım. Hele diğer Erin'ler ile ilgili aniden bir şey oluyor, okuyunca gözlerim pörtledi :D Hadi canım dedim. Yani oldu bittiye geldi resmen. Esas kızımız Erin'in durumunu da biraz okuduktan sonra tahmin etmiştim. Benim için şaşırtıcı olmadı yani. Bu kitabı Jamie'nin yazdığına inanasım gelmedi. Tek sevdiğim kısmı güzel kapağı ve şirin ayracıydı. Yabancı'nın ayraçlarına bayılıyorum zaten. Puanı da onlara veriyorum :D 

Puanım:

Yorum: Şeytan Tüyü - Julie James

11/12/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:







Kader iki azılı düşmanı birbirlerinin kollarına atarsa…
Savcı yardımcısı Cameron Lynde, Chicago'da gizli kaçamaklar yapan onlarca senatörün tuttuğu onlarca otel odasının arasından, vahşice bir sevişmenin tuhaf bir cinayetle sonuçlandığı 1308 numaralı odanın yanındakini seçer. Ve Illinois'deki, bu özel davada görevlendirilebilecek onlarca FBI ajanının arasından, Özel Ajan Jack Pallas görevlendirilir. Özel Ajan Jack Pallas yıllar önce, beceriksizliği yüzünden kariyerini mahvettiği gerekçesiyle, savcı yardımcısı Cameron Lynde'i ulusal televizyonda rezil eden Jack Pallas'ın ta kendisidir.
…elbette ortalık birbirine girer.
Cameron Lynde'le birlikte çalışmak mı? Şaka mı yapıyorlar? Jack bunun belki de, yıllar önce Cameron yüzünden Chicago'dan sürüldüğü ve nihayet bu yıl geri geldiği için, kötü bir hoş geldin şakası olduğunu umuyor. Fakat fena halde yanılıyor. 

Herkese merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Okuma Şenliği için listemdeki kitapları okumaya devam ediyorum.  Bu sefer yaptığım listeden çok memnunum, istediğim kitapları eklediğim için sadece bir iki değişiklik yaptım :D Neyse, konumuza dönelim. Size biraz kitaptan ve karakterlerden bahsedeyim.
Cameron Lynde, Federal Savcı Yardımcısı. Aldığı ve kazandığı davalar ile adını duyurmuş bir kişi. Topuklu ayakkabıları onun vazgeçilmezi. Cameron evinde parkelerini değiştirdiği için bir geceliğine otelde kalması gerekiyor. Fakat gecesinin pek eğlenceli geçtiği söylenemez. Yan odadaki kişiler epey fazla gürültülü. Onların iyi zaman geçirdiği kesin fakat Cameron için aynı şey geçerli değil. En sonunda saat sabah dört civarında dayanamıyor ve otelin konuk servisini arayıp durumu anlatıyor. Bundan sonraki olaylar hiç beklediği gibi değil. Gürültü gelen yan odasında bir cinayet işlenmiş ve tek tanık Cameron.  Bu kadarla da kalmıyor. Olayı araştırması gereken FBI ajanları arasından Cameron'ın şansına Jack Pallas düşüyor :D
Jack Pallas özel FBI ajanı. Üç yıl önce Cameron ile bir davada birlikte çalışmışlar fakat sonu pek iyi bitmemiş. Aslında Cameron'ın elinde olmayan sebeplerden ötürü böyle olmuş ama bunu kimse bilmiyor tabii. O yüzden Jack kalkmış kameraların karşısında Cameron için hiç iyi şeyler söylememiş. Epey kötü şeyler, küçük düşürücü işte. Daha sonra da tayini çıkarılmış, bir nevi sürülmüş diyebiliriz. Tekrar geri döndüğünde ise ilk görevi Cameron ile ilgili. Şaka gibi değil mi? Evet Jack ve Cameron da böyle düşünüyorlar. Ama birbirlerine karşı bariz şekilde belli olan bir ilgileri var. İkisinin de bunu kabul etmesi zor tabii.

Konusundan bu kadar bahsetmem yeterli sanırım. Gelelim yorumuma. Ben kitabı sevdim. Aslında beklediğimin altında ve üstündeydi. Şöyle ki, beklediğimin altında bir aşk, beklediğimin üstünde de bir polisiye vardı. Uyarayım, doludizgin bir aşk beklemeyin. Belki sonlarına doğru evet, ama onun dışında bütün bir kitabı aşk arayarak okursunuz ve inanın bu da işkenceden farksız olur. Kitap gayet akıcıydı. İki üç sefer elime aldım ve bitti zaten. Karakterleri de sevdim ben fakat nedense ortalarına kadar pek benimseyemedim. Jack'i çok sevdim. Onu ve diyaloglarını. Çok eğlenceliydi. Cameron da iyi hoş kız. Jack için yaptıkları gerçekten güzel şeylerdi. Diğer karakterlerden Wilkins, Amy ve Collin de eğlenceliydi :D
Kitap ciltli ve kapağı zaten çok güzel. Ama onun dışında cilt rengi muhteşem, bayıldım. Pembenin çok güzel bir tonu. Okurken zaten dış kapağını çıkarıp okudum. Kitap bittiğinde kapağını geçirirken fark ettim ki kapaktaki kıyafetlerin kitapta bir önemi var :D Okuyunca göreceksiniz neredeyse aynı kıyafetler geçiyor kitapta. Kısacası kitabı beğendin. Güzel bir aksiyon, polisiye içeren bir kitaptı. Çok fazla olmasa da yerinde bir aşk vardı. Bu tarz kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız, tavsiyemdir :)
Puanım:


Kitap Alışverişi #31

11/11/2015, BY Buse Güler - 6 yorum:

Herkese merhaba :) Alışveriş yazısı ile geldim!

Bir önceki alışveriş yazımdan beri epey zaman geçmiş. Instagram hesabımda kütüphaneme ne eklenirse eklensin gelir gelmez paylaşıyorum fakat blog için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çoğu zaman unutuyorum. Bazen de üşeniyorum :D 

Artık düzenli olarak her ay Kitapyurdu'ndan alışveriş yapıyorum. Eskiden kredi kartım veya hesap kartım olmadığı için alamıyordum, kapıda ödeme seçeneği yoktu. Fakat artık kapıda ödeme seçeneği de eklemişler. Gerçi ben hesap kartım ile alışveriş yapıyorum. Üç ay üst üste sipariş verirseniz ve bir sonraki ay sipariş vereceğinize söz verirseniz eğer o üç ayın sonunda ek olarak %5 indirim hakkınız oluyor. Mesela Pegasus Yayınları %35 indirimli. Ama size %40 indirimli fiyatı geliyor :) Öyle bir avantajınız var. Her ay sipariş vermek zor olmuyor açıkçası çünkü 20 tl üzeri kargo ücretsiz. Öyle devasa sepetler yapmak zorunda kalmıyorum. Almak istediğim iki kitabı ekliyorum sepete zaten 20 lirayı geçiyor :) Hızlı bir şekilde ve yıpranmadan geliyor kitaplarım. Ama Okuoku'dan uzun zamandır alışveriş yapmıyorum ve gönderilen kargolardaki ayraçları çok kıskanıyorum :D Yakın zamanda bir indirim olursa oradan da bir sipariş veririm umarım :) Lafı çok uzattım ama nereden sipariş verdiğimi ve memnun olup olmadığımı soranlar vardı,minik bir açıklama yapmak istedim :) Şimdi son alışverişimden beri neler almışım bakalım.


İlk alışverişim çok PSİKOPAT bir alışveriş kabul ediyorum :P Şaka bir yana ne alacağımı bilmiyordum ve Martı Yayınları %40 indirimdeydi galiba. Psikopat merak ettiğim bir kitaptı, hemde ciltli. Tasarımına çok özenmişler. Yanında bir poster, kartpostal ve ayracı geliyor. Resimde sadece ayracını görüyorsunuz ama eğer okuyup yorumlarsam hepsinin resmini yüklerim. Biraz okumaya başladım ama çok çok çok klişe geldi bana. Neden bilmiyorum. Aslında bu kitabı sevmeyi istiyorum ama resmen bana gözlerimi devirttirdi :D Bir ara devam edicem :)

Psikopat Mafya hakkında kaç tane olumsuz yorum okudum hatırlamıyorum. Pek sevilmemiş. Aldığım zamanda instagramdan özel mesajlar falan geldi okuma sakın diye :D Yazara karşı bir düşmanlıkları olduğunu düşünüyorum ve başladığım zaman tarafsız başlayacağım açıkçası :D Ben ilk blog turu yapılırken alıntılarını görmüştüm çok hoşuma gitmişti. Sonra da Bir Otakunun Dünyası'ndan Kübra önerdi. Okumuş o, sevmiş. Eh bu almam için yeterliydi açıkçası :D İnşallah severim bende okuduğum zaman :)


Her ay bir kere sipariş verdiğimi söylemiştim. Ama daha Ekim ayı bitmeden bir sipariş daha verdim. Sebebi, The Originals Yükseliş ilk 100 kitap 5 liraydı :D Kaçar mı? Kaçmaz! :D Dizisini izliyordum, belli bi yerden sonra bıraktım. Kitabı okuyayım yine devam etmek istiyorum. Gecenin bir yarısı yine Kübra ile uğraştık sipariş verdik, hatta o bilgisayarda olduğu için benim hesabıma girip sipariş verdi sağolsun.

Kargo ücreti olmasın diye istediğim bir kitabı ekleyeyim dedim. Aslında 4N1K hakkında hiçbir fikrim yoktu ama instagramda çok önerdiler. Bende alayım dedim ve alırken "umarım ayracı da gelir." diye dua ettim :D Ayracı da vardı! O kadar güzel ki. Resimde görünüyor zaten. Bi an önce okumak istiyorum ama Okuma Şenliği listemi de daha fazla değiştirmek istemiyorum. Bakalım, okuyunca yorumunu gireceğim.


Geldik yazımızın son kitabı, Kasım ayının ilk alışverişine. Aslında bunu saymıyorum ben :D Çünkü babam kendine kitap alacaktı ben yanına ekledim :P Sinem Akça'nın okuduğum ilk kitabı Bana Şans Dile'den sonra ikinci kitap olan Günaydın Sevgilim'i heyecanla bekliyordum. Sağolsun yayınevi çok bekletmeden çıkardı. Yazarı Sinem abla o kadar tatlı bir insan ki! Uzun uzun sohbetler ettik, her yazdığımda bana zaman ayırıyor sağolsun. Kısa zamanda bunu okumak istiyorum. Günaydın Sevgilim, Yasemin'in hikayesi. Ayrı bir merak ediyorum :)

Okuduğunuz için teşekkürler! Bu ayın esas alışverişi kargoda şuan, yarın veya öbür gün gelecek diye umuyorum. Pegasus kitaplarını topladığım bir alışveriş oldu, o kadar söyleyeyim :D Takipte kalın!

Sevgiler.


Güz Okuma Şenliği || İlk Yarısında Okuduklarım

11/11/2015, BY Buse Güler - 2 yorum:
Merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yazmakta geciktiğim bir yazı ile karşınızdayım :)

Güz Okuma Şenliği'ne bende katılmıştım biliyorsunuz. Eğer bilmiyorsanız listeme şuradan bakabilirsiniz. :) Şenliğin yarısı bitti bile. Aslında tam gününde yazacaktım bu yazıyı ama bir türlü yazamadım.
Aslında çok iyi bir sonuç çıkarmamışım ilk yarısına göre. Ama dönüp baktığımda, zamanımın olmadığını, .çok sevdiğim kitapları bile günlerce elimde süründürdüğümü görüyorum. Bu yüzden idare eder diyelim. Umarım daha çok kitap okurum bundan sonra :)




Bakalım neler okumuşum;

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap..

Çirkin Aşk / Colleen Hoover / Epsilon Yayınları / 368 sayfa.


9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).


Romantik Savaş / Elif Yılmaz / Postiga Yayınları / 384 sayfa.

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.

Ölümsüz Aşk / Burcu B. Filiz / Aspendos Yayınları / 528 sayfa.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Kuzey Masalı / Zeliha Eren / Ephesus Yayınları / 574 sayfa.

21. Kategori (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): 150 sayfadan kısa sekiz kitap.

Kedim ve Ben / Nils Uddenberg / Yabancı Yayınları / 136 sayfa.
Tesadüf / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları / 149 sayfa.
Belalı Düğün / Jamie McGuire / Yabancı Yayınları  / 147 sayfa.

4 kitap okuduğum için; 4*10: 40 puan
3 kısa kitap okuduğum için; 3*5: 15 Puan
2286 sayfa okuduğum için; 22 puan
Toplamda; 40+15+22: 77 puan

Şimdi böyle hesaplayınca hiç hoşuma gitmedi ya, çok karışık okumuşum neyse bu ay biraz daha düzenli okumam lazım :D 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sevgiler!





Neler Okudum? : Ekim 2015

11/06/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.

Bundan sonra her ay neler okuduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında ben bu sene genelde 4 5 kitap okuyabildim, daha az olduğu da oldu o yüzden yazmak istemiyordum ama vazgeçtim :D 1 kitap bile olsa yazacağım :D Instagram hesabımda da düzenli olarak paylaşımlarını yapıyorum. Buradan bakabilirsiniz :D 

Şimdi gelelim okuduklarıma. Bu ay altı kitap okumuşum. Benim için iyi bir rakam olsa da iki tanesi bir gecede biten kitaplardı. Bu yüzden daha fazla okuyabilirdim. Fakat bir kaç kitabı çok elimde süründürdüm, o yüzden bu kadar okumuşum. Şimdi kitaplara ve puanlara bakalım. Yorumlarına bakmak isterseniz yorum yazısının üstüne tıklayın :)

Kuzey Masalı - 5 Puan - Yorum
Romantik Savaş - 4 Puan - Yorum
Ölümsüz Aşk - 3 Puan - Yorum
Belalı Düğün - 3 Puan - Yorum
Kedim ve Ben - 2 Puan - Yorum
Çirkin Aşk - 5 Puan - Yorum

Gördüğünüz gibi Kuzey Masalı ve Çirkin Aşk bu ayın yıldızı olmuşlar :D Çirkin Aşk bir günde bitti zaten ama Kuzey Masalı kıyamam çok süründü elimde :( 

İşte bu ay okuduklarım böyle. Toplu resmi ise aşağıda :D Bir sonraki yazımda görüşürüz, sevgiler!







Yorum: Belalı Düğün - Jamine McGuire

11/05/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:

Herkese merhaba, yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yorumuma geçmeden önce bir not düşeyim. Belalı Düğün bir novella kitap. Yani şimdi yorumu okuyanlar arasında Tatlı Bela veya Ayaklı Bela kitaplarını okumayanlar varsa spoiler olabilir. O yüzden uyarayım :)
Belalı Düğün biteli sanırım üç gün falan oldu ama ben bir türlü yorum giremedim. Novella olduğu için kısa bir kitap, sanırım 120 sayfaydı. Bende bir kaç saat içerisinde bitirdim.
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela kitaplarından bildiğimiz Abby ve Travis'in belalı düğünlerini okuyoruz bu novellada :) Açıkçası ben kitapları okurken düğün kısımlarını gerçekten merak etmiştim ve bu yüzden kitap iyi oldu. Ama okurken biraz sıkıldım, neden bilmiyorum. Travis benim favori karakterlerimdendir. Okuyalı uzun zaman oldu ve gerçekten özlemişim. Ama Abby için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, o kızı hâlâ sevmiyorum :D
Travis yine bir dövüşteyken, bulundukları binada yangın çıkar,  bir çok kişi yaralanır ve yaşamını yitirir. Travis ve Abby'de zor kurtuluyorlar zaten. Bunun ardından Travis'in suçlu bulunup yargılanmaması için Abby kafasında bir plan geliştirir. Travis'e evlen benimle der ve Vegas'a giderler. Böylece Travis yangından bir süre sonra Vegas'ta evlendiği için dikkat çekmeyecektir. Tabii bu planını Travis'e hissettirmeden yapması gerek. Eğer Travis, Abby'nin zorunluluktan onunla evlendiğini düşünürse evlenmez çünkü ve kalbi de çok kırılır doğal olarak. Abby son anda bir kararsızlığa düşse de, daha doğrusu kararsızlık değil bunalmışlık diyelim. Bir an duruyor ve ben ne yapıyorum diye düşünüyor. Neyse durum toparlanıyor sonradan ve çok güzel bir törenle evleniyorlar. 
Kitabı okuduğum için mutluyum, merak ettiğim ayrıntıları öğrenmiş oldum. Fakat okumasam da pek bir şey kaybetmezmişim. Neden bilmiyorum, sıkıldım okurken. Zaten kısa bir kitaptı. Ben aslında düğünlerini değilde daha çok ilerideki hallerini okumak isterdim, geleceklerini. Keşke yazar öyle bir kitap çıkarsa :D Sadece bir iki bölüm okuyabildik o şekilde. Travis'in annesinin yazdığı mektup çok ama çok güzeldi. Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri o oldu. Ayrıca başından sonuna kadar okurken Abby'e kızmadım değil. "Travis'i de elinde maymun ettin be kızım!" diye söylenip durdum :D Ne yapayım, sevmiyorum o kızı!
Kısacası okumak isterseniz bir iki saatinizi alacak bir kitap. Okumasanız da çok bir şey kaybetmezsiniz. Ama eğer benim gibi düğünlerini merak ediyorsanız okuyun :D
Puanım:

Okuma Etkinliği #15: Kuzey Masalı - Zeliha Eren || Alıntılar

11/05/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba :) 
Etkinliğimizin son gününde sıra paylaştığımız alıntılar geldi. Umarım beğenirsiniz :)












Okuma Etkinliği #15: Kuzey Masalı - Zeliha Eren || Yorum

11/03/2015, BY Buse Güler - 1 yorum:









Konuşmaktan çok homurdanarak iletişim kuran, Bilişim İstihbarat Servisi’nin yakışıklı ve sert ajanı Kuzey Karaarslan, dünyayı birbirine katan özel bir anahtarın sahibi olan zeki, baş belası ve kızıl kafalı Masal Kılıç ile karşılaştığında başına gelen ilk şey, pembe iç çamaşırlarıydı. Bunun sadece bir başlangıç olduğunu anlaması ise hiç uzun sürmedi. Kuzey, hayatı boyunca eline pers gülü renginde oje almamıştı. Bir dakika! Kuzey eline hiç oje almamıştı ki! Ta ki renklerin kitabını yazan, sakar bir belaya kalbini kaptırana dek… Erkek türüyle sınırlı kalmayıp, son model arabalarından bile kıskandığı Masal için cayır cayır yanarken, dünyayı kurtarmak o kadar da kolay değildi. Operasyonun kilit ismi Masal da onunla aynı kulvarda koşuyordu. Çünkü Kuzey etrafındayken, dibi tutan yemekten farkı kalmıyordu. İki zıt kutbun sıfırlı ve birli hikâyesiyle, bilişim dünyasına aşk dolu bir yolculuk yapacaksınız. Kemerlerinizi bağlamayı unutmayın! Tavsiye: Sakin olmadan okuyun! * "Alışılmadık bir macera, hız kesmeyen bir aşk... Satırlarında kaybolacaksınız." - Asude

Herkese merhaba.
Okuma etkinliğimizde ikinci gün ve ben yorumum ile sizlerleyim :) Eğer çekilişimze henüz katılmadıysanız buradan katılabilirsiniz. Şimdi kısaca karakterlerden, konusundan bahsedip görüşlerime geçeceğim.
Masal Kılıç. Amerika'da çalışıyor ve aynı zamanda doktorasını yapıyor, teknoloji üzerine. Oldukça sakar birisi. Ama tatlı sakarlardan. Öyle ki yanlışlıkla x-ray cihazına bile girmişliği var kızımızın. Gerçi onun için sorun değil. Hayat boyunca yapmak istediklerine dair bir listesi var Masal'ın; Brucket Listesi. Oradan bir madde daha eksilmiş oldu, yanlışlıkla x-ray cihazına girince :D Kızımız ufak tefek, kızıl saçlı *Kuzey'in deyimiyle kızıl bela* ve oldukça zeki birisi.
Kuzey Karaarslan. Bilişim İstihbarat Servisi; BİS'te ajan. Tahmin edeceğiniz ve adıyla soyadını söylediğimizde anlaşılacağı gibi son derece yakışıklı ve sert bir ajan. Homurdanmalarıyla meşhur Kuzey, zaten Masal ile tanıştıktan bir süre sonra kızımız bu homurdanma dilini çözüyor ve her homurdandığında Kuzey'in ne demek istediğini anlıyor. :D Ayrıca Kuzey sadece BİS'te çalışmıyor. Aynı zamanda kendine ait bir bilişim şirketi var ve orada da son derece başarılı.

Peki çiftimiz nasıl karşılaşıyor? Masal, Amerika'dan Türkiye'ye ailesinin yanına geliyor tatil amaçlı. Kitap zaten uçakta başlıyor. Uçak ülkemize indikten sonra bizim sakar kız bavulunu almaya çalışırken arkasında duran Kuzey'in kafasından aşağıya bir bavul boşaltıyor. Normal bir bavul boşaltsa yine iyi! Pembe iç çamaşırlarıyla dolu bir bavulu Kuzey'in başından aşağıya boşaltmasın mı? Kuzey'in, Kuzey Karaarslan'ın? Bir de yetmez gibi kalkıp, "Pembe size çok yakıştı, bence daha sık kullanmalısınız." demesin mi? Ah işte tam Masal'dan beklenecek bir hareket! :D Kuzey tabii sinirden deliye dönmüş durumda ve daha homurdanmaya vakit bulamadan Masal özür dileyip ortadan kayboluyor. Havaalanından çıkıp tam kurtuldum derken ayağı takılıyor ve elindeki bilgisayar çantası havalanmakla beraber arkasındaki birine çarpıyor. Pekâlâ, bilin bakalım bu kim? Kuzey Karaarslan, evet. Pembe iç çamaşırları yetmedi, kızımız adamın çenesini kızarttı. Masal'a bu yeter mi? Bu da yetmedi kalktı adama, "Pembeden hoşlanmadıysanız kırmızılık da size çok yakıştı. Bu sefer bir şans vermelisiniz." dedi :D Aklıma geldikçe hâlâ gülüyorum :D Neyse bir şekilde olay tatlıya bağlandı ve herkes kendi yoluna gitti, havaalanından.
Kuzey ajan demiştim. Bir görevi var, birisini araştırıyorlar ve göreve gidecek. Alması gereken bir çanta var. Boş bir yıkık dökük mekanda buluşma gerçekleşecek ve alınması gereken çanta alınacak. Bu esnada Masal, arkadaşı ile buluşacak ve gideceği yerin koordinatlarını atıyor arkadaşı kızımıza. Fakat attığı koordinatlar onu boş yıkık dökük bir mekana getiriyor. Daha sonrasında birden kendini bir çatışmanın ortasında buluyor. Nasıl mı? Açıklayayım. Masal'ın arkadaşı ona yanlış koordinat atmış ve bu koordinatlar Kuzey'in görev yeri. Bi anda Kuzey çantayı alırken çatışma çıkıyor ve Kuzey çantayla birlikte Masal'ı aldığı gibi olay yerinden ayrılıyor. Boşuna kızıl bela demiyor Kuzey, Masal'a :D Buradan sonra yola birlikte devam ediyorlar çünkü Kuzey'in aldığı çanta açılmıyor bir türlü. Tabii ki teknolojiyle alakalı bir durum ve bunun anahtarı Masal'da. Yani onu açmak için Masal'a ihtiyaçları var. Anahtar derken, kodlardan, programlardan bahsediyorum :D

Evet, kitabımızın başlangıcı, konusu ve karakterleri bu şekilde. Şimdi gelelim yorumuma. Ben kitabı çok sevdim. Kalın bir kitap ama uzun zaman sonra bir kitap kalın olduğu için mutlu oldum. Kitabın son sayfasını okuyup kapattığınızda sanki bir film izlemişsiniz ve birisi ışıkları açmış gibi hissediyorsunuz ya da bir seri okumuşsunuz ve sonuna gelmişsiniz gibi. Dolu dolu bir kitaptı. Karakterleri, konusu ve olaylarıyla, aksiyonuyla çok dolu bir kitaptı. Hiç bir şey olmadığı zamanlar bile , ki bu zamanlar oldukça az, Masal ve Kuzey'in diyalogları yetti bana :D Bir de bunun üzerine epey eğlenceli yan karakterler, aksiyon ve gizem eklenince tadından yenmedi işte :D
Masal ve Kuzey'i çok sevdim evet ama yan karakterleri de sevdim. Diğer karakterler yabancıydı çoğunlukla. Bunun sebebi de olayın genelde BİS'te geçiyor olması. Çünkü Bilişim İstihbarat Servisi'nde bir çok ülkeden kişi var. Kuzey bu servisin Türkiye kolu gibi bir şey. Rusya, Amerika gibi ülkelerden de kişiler olunca tabii karakterler yabancı oluyor. Karakterler demişken, bir de robot Jane'imiz vardı. Jane robot teknolojinin son harikası. Dışardan bakıldığında bir insandan hiçbir farkı yok, mekanik olması dışında :D Masal ile çok iyi anlaştılar ve sonlara doğru Jane çok iyiydi, okuyanlar bilir. Bilmeyenler de okuyunca anlayacaklar zaten.
Kitabın başı, ortası ve sonu çok iyi kurgulanmış. Olaylar, karakterler akıllıcaydı. Çünkü kitabın sonlarına doğru bazı şeyler ortaya çıkıyor ve bir kaç olay çözülüyor. Durum böyle olunca da havada hiçbir karakter veya olay kalmadı. Hepsinin bir yeri varmış gibi olaylar ve karakterler yerlerine oturdu. Bu benim kitapta hoşuma giden şeylerden biriydi. Kitaptaki karakterler teknoloji ile bu kadar içli dışlı olunca ve hepsi işlerinde en uzman kişiler olunca doğal olarak dolu dolu teknolojik bir kitap olmuş Kuzey Masalı :D Ama bu sizi yanıltmasın çünkü ben kitapta olağanüstü bir şeye rastlamadım. Çoğu zaten filmlerde izlediğimiz şeyler ve biraz takip ediyorsanız böyle şeyler olduğunu biliyorsunuzdur. Ben lisede Bilişim Teknolojileri okuduğum için daha bir ilgiyle okudum kitabı.
Son olarak, kitap ciltli. Ephesus Yayınları ciltli kitaplar konusunda bence çok iyi gidiyor. Hem fiyat hem de kalite açısından benim çok sevdiğim yayınevlerinden. Sanırım Kuzey Masalı'na olabilecek en güzel kapak ve tasarım yapılmış. Mesela eğer yanlış hatırlamıyorsam programlama dili sıfır ve birlerden oluşuyor. Gördüğünüz gibi kapakta ve iç tasarımda böyle ayrıntılar var. Kapaktaki kız adeta bir Masal ve iç sayfalarda bölüm başlarındaki resimler çok hoş ve ince ayrıntılardı. Cildin pembe olması da bir başka güzellik :D "Acaba pers gülü pembesi bu mu?" diye düşünmeden edemedim :D Ayrıca yazar Zeliha Eren tanıştığım en samimi, en tatlı insanlardan biri. Pozitifliğini ve tatlılığını ben Masal'a benzettim biraz. Karakteri yazarken kendinden de bir şeyler katmış sanırım :) Ona da tekrardan tatlı sohbetleri ve bu kitabı yazdığı için teşekkür ederim :)

Çok mu uzattım bilmiyorum ama daha az yazsam eğer Masal ve Kuzey'e haksızlık etmiş olurdum, kusura bakmayın. Umarım okurken zevk almışsınızdır. Kuzey Masal'ı alışılmışlığın dışında bir kitap. Herkese tavsiyemdir! Umarım siz de benim gibi keyifle okursunuz ^.^
  Puanım:

Okuma Etkinliği #15 - Kuzey Masalı - Zeliha Eren || Ön Okuma

11/02/2015, BY Buse Güler - Hiç yorum yok:

Merhaba, nasılsınız?
Yeni bir okuma etkinliği ile sizlerleyim. Bugün ilk gün ve ön okuma ile geldim :)
Yorumumda görüşmek üzere, sevgiler!